
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ülkemizde 2025 yılı “Aile Yılı” olarak ilân edildi. Yeni yeni anlamaktayız ancak faturası çok kötü olacak gibi. Bir toplumu, bir ülkeyi bozacaksanız önce aileyi ve aile düzenini bozacaksınız. Allah esirgesin devletin çatısı konumundaki ailede düzeni sağlayamazsanız bütün kötülükler ardı ardına ekleniyor.
Ailede düzeni, intizamı, saygıyı, ekonomiyi, israfı, büyüklere hürmeti, helali, haramı kul hakkını sağlayamazsanız neler olmaz ki. Bütün kötülüklerin anası olan içkide gelir, babası olan uyuşturucuda gelir. Hü- lasa İslam’ın ve beşeri sistemin tasvip etmediği bütün düzen bozucu şeyleri görüyorsunuz.
İslâm toplumunun, Türk toplumunun asla onaylamadığı “Huzur Evleri” gerçeği ile yüz yüze geliyorsunuz.
Önce şu dilimizden düşürmediğimiz aile düzenimize bir bakalım. Şimdilerde evliliklerde konu dahi edilmeyen aynı eve gelin alma olayı bitti. Ev ayrı yol ayrı olacak. 1940-1950 kuşağı aile sayılarına baktığımda ortalama 5 çocuk anne ve baba bir arada kalıyordu. 1955-1970 kuşağı ise çocuk sayısı 3’e düştü ve evin durumuna göre kısmen anne ve baba ve evin küçük oğlu evlenene kadar anne baba evinde ikamet. 1980-2000 kuşağı en fazla 1 çocuk ve mümkün olduğu kadar ayrı ev. 2000 sonrası gençlerimize inanamıyoruz ama evlenmeyi az düşünüyorlar. Hasbel kader evlenseler dahi çocuk düşünmüyorlar.
Hep söyledim ya. Biz Avrupa Birliğine girdik. Kağıt üzerinde olmasa dahi uygulamada girmiş bulunuyoruz. Avrupalı gibi Türk insanı da kendini düşünüyor. Anne, baba olup çocuğun problemleriyle uğraşmıyor ki! okulu var, hastalığı var, etkinliklere katılma durumu var. Yani onlar yetişkin olana kadar sizin orta yaşlılığınızı mahvediyorlar.
Avrupalı kurnaz. Biranda ekonomik düşünerek çocuk sahibi oluyor. Tüm devlet yatırımları ve aile desteklerini sonuna kadar kullanıyor. Yaş 18 olduğu evlatta ebeveynlerde kendi yollarına gidiyor. Sonrası malum. 85 yaşındaki Avrupalı Türkiye’ye eşiyle tatile geliyor, çocuk yok, torun yok. Hür ve tekil bir şekilde tatillerini yapıyorlar. Avrupalı ile Türkiyeli arasında belki de tek fark (oda şimdilik) yaş 18 olunca çocuklara yol çizilmiyor. Çocuklardan sonra torunlara hizmet ediyorsunuz.
Türkiye’de nüfusun kendini yenileme oranı % 2,1, doğurganlık oranı da % 1,4. Yani nüfusumuz bir taraftan azalırken, diğer taraftan yaşlanıyor. Yani nur topu gibi EYT emeklilerimizle birlikte emekli sayımız 16 milyon 859 bin. Hayırlı olsun mu denir geçmiş olsun mu denir bilinmez. Avrupa’da emeklilik yaşı 70’lere merdiven dayarken ekonomik olarak belki de daha kötü durumda olan ülkemizde 43 yaşında emekli oluyorsunuz. Bu ülkenin taşı toprağı hakikaten altında bilen yok.
2025 Türkiye’de “Aile Yılı” dedik. Nüfusunda yaşlanması ile birlikte yetkililer bir dizi önlem alıyorlar. Şunu kabul edelim. Gençlerin evlenmemeleri, evlendikleri takdirde çocuk yapmamaları ve hiçte istenmeyen ayrılıklarının ana sebebi ekonomiktir, hayat pahalılığıdır. 1940-50 60’lı kuşaklarda evin gelini çalışmaz Evin peyniri, eti, unu ve diğer gıda ve yakıt ihtiyaçları eve stoklanır ve çocuklar ebeveyn şefkati ile anne kucağında yetiştirilirdi.
Ülke kabuk değiştirdi. Ailelerimiz çağdaş bir kimliğe büründüler. Şayet çocuk yapılmış ise çocuğa bakıcı hanım ücretle bakacak. Anne ve baba çalışacak. Her ikisinin de ekonomik özgürlüğü var. Sen çalışıyorsan bende çalışıyorum diyorlar. G.D.O.’lu ürünlerin bolca kullanıldığı sipariş yemeklerle de ailemiz besleniyor. Oh ne alâ.
T.C Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ülke genelinde yoğun bir etkinlik yapıyor. Aileyi kurtarmak, nüfusu kurtarmak için yeni evlenenlere faizsiz kredi. 3. çocuğu olanlara 5 yıl boyunca şimdilik 5 bin TL hesaplarına yatırılıyor.
Bizi yöneten büyüklerimiz en iyisini bilirler muhakkak. Ancak şu anda iki genç evlenmeye karar verseler. İkisi de asgari ücret veya biraz üzerinde alsalar. Ev ve arabaları yok. Asgari ücretin birisi kiraya gitse diğer eşin asgari ücret maaşı ile nasıl geçinilecek. Haydi geçindiler bir de çocuk olsa; maması, bezi, sonrasında eğitim ve sağlık giderleri nasıl olacak. Bu gençlere bir yol göstermemiz lâzım.
Hep vurguladık. En başta barınma geliyor. Evi kira olanların ayları çabuk gelir. Dört hafta birden gelir öde bakalım.
Devlet, yerel yönetimler bu kiralık konut işine el atmalılar. Nüfusumuz S.O.S verirse ne mi olur. Almanya olursun. Her milletten insanları oraya alırlar.
Gerçi bizimkisi hazır. Suriyeli ‘si var, Afgan’ı var. Ayrıca nüfusta doğurganlık oranları da bizden kat kat fazla. MAŞAALLAH.
Kaynak: Mehmet Hançerli

Zorlu Deplasmanda ilk yarı BEYAZ…ikinci yarı SİYAH…