YAZARLAR

Son yıllarda olduğu gibi bu yıl da kar beklenilenden geç geldi. Artık gündemimizin bir parçası olan ve her yerde farkındalık oluşturmak için üzerinde sıklıkla durulan “İklim Değişikliği” ve “Küresel Isınma” dan haberi olmayan kalmamıştır herhalde. Bu gerçek artık kaçınılmaz bir şekilde varlığını belli ediyor. Öyle ki her geçen yıl sıcaklık değerleri bir önceki yılın üzerine çıkıyor. Küresel ısınmanın önüne geçmek için birçok alanda fikirler ortaya konuyor, projeler üretiliyor, çalışmalar yapılıyor. Bu alanlardan biri de elbette mimarlık.

Tasarımda enerji ve kaynak verimliliği

İklim değişikliğini ilke olarak benimseyen tasarım anlayışının temelinde farklı yaklaşımlar yatıyor. Bu yaklaşımlar özde iklim değişikliğine çözüm üretmeyi amaçlıyor. Tasarımda enerji ve kaynak verimliliği ön plana çıkıyor. Yapı maliyetleri en düşük seviyede, enerji ve kaynak verimliliği ise en üst seviyede tutulmaya çalışılıyor. Üretimde seçilen malzemelerle ve tasarımda üretilen detaylarla enerji verimliliğini sağlayarak, sürdürülebilir bir mimarlık anlayışı yakalamayı ve uygulamayı benimsiyor. Yapının havalandırma, ısınma ve aydınlatma sistemleri ile minimum enerji gereksinimini hedefliyor. Bir diğer önemli kriter de malzeme ömrü. Sürdürülebilir mimarinin temel taşlarından biri olan malzeme ömrüyle, malzemenin mümkün olan en uzun şekilde işlevini yerine getirecek şekilde tasarlanması ve uygulanması, gerektiğinde değişim yerine onarıma imkan vermesi kastediliyor. Çevremizdeki malzemeleri geri dönüştürerek yapı yapmayla ilgili çok sayıda örnek bulunuyor.

İklim değişikliği etkileri neler?

Son belki 50 yıldır sıfır karbona geçebilecek güçteydik ama geçemediğimiz için yağmur ormanları yanmaya, Antarktika erimeye başladı. Güney Kutbundaki Antarktika dünyadaki buzun yaklaşık %90’ını ve tatlı suyun %70’ini barındırır; ortalama 2,133 metre kalınlığında buzla kaplıdır. Eğer Antarktika’daki buzun tamamı erirse, dünyadaki deniz seviyesi yaklaşık 61 metre yükseleceği söyleniyor.

Dünyadaki buzullar ve buz sahanlığı eridiği için deniz suyu seviyeleri yükseliyor. Mevsimler kayıyor, ekosistemler değişiyor.

Carnegie Enstitüsü küresel ısınmaya bağlı olarak yılda yaklaşık 5 milyon dolar mahsul kaybı yaşanmakta olduğunu belirtiyor. Çiftçiler arpa, buğday ve mısırda her yıl yaklaşık 40 milyon ton azalma fark ediyor. Bilim insanları, ortalama sıcaklıktaki 1°C’lık bir artışın tarımsal üretimde %3 ila %5’lik bir düşüşe sebep olduğunu keşfetmişler (https://bilimfili.com)

Harekete geçmek için son 9 yıl

2009 yılında, Amerikan Mimarlar Enstitüsü (AIA) üyelerden 2030’a kadar tüm yeni binaları ve büyük yenilemeleri %100 karbon nötr hale hedefinde bulunmalarını istedi. Çünkü 20.000 AIA şirketinden sadece 550’si 2030 Mücadelesi’ni imzalamış.

Birleşmiş Milletler Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’ne göre, karbondioksit emisyonlarını %50 oranında azaltmak için son tarih 19 yıl sonra; 2030.

Birleşmiş Milletler 2017 Bina ve İnşaatlar için Çevresel Küresel Durum Raporu, “Binalarda fosil yakıt kullanımı 2010’dan bu yana neredeyse sabit kaldı ancak binalardan ve inşaatlardan kaynaklanan CO2 emisyonları 2010 ve 2016 arasında yılda yaklaşık %1 oranında arttı” diyor.

Paris Anlaşması

Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebiyle, 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21), 2020’den sonra geçerli olacak Paris Anlaşması kabul edilmiştir. Anlaşma, 5 Ekim 2016 itibariyle, küresel sera gazı emisyonlarının %55’ini oluşturan en az 55 tarafın anlaşmayı onaylaması koşulunun karşılanması sonucunda, 4 Kasım 2016 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz ise Paris Anlaşması’nı, 22 Nisan 2016 tarihinde, New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte imzalamış, henüz taraf olmamıştır (http://iklim.csb.gov.tr/paris-anlasmasi-i-98587)

Anlaşmanın uzun dönemli hedefi, küresel ortalama sıcaklık artışının 1,5°C ‘nin altında tutulmasına yönelik küresel çabaların sürdürülmesidir. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı iklim direncinin arttırılması, düşük sera gazı emisyonunun temin edilmesi hedef olarak belirlenmiştir. Elbette bu hedef sağlanırken finans akışı istikrarı da göz ardı edilmemelidir.

Türkiye ve Paris Anlaşması

T.C. Çevre ve şehircilik Bakanlığımız, Paris Anlaşması kapsamında iki konunun önemi ve bu hususların çözümü üzerinde duruyor.

Birinci olarak, bu anlaşma ile Türkiye’nin finans ve teknoloji desteklerine erişebilmek bakımından kendisi ile benzer konumdaki ülkelerle aynı şekilde muamele görüyor. İkinci olarak da; Türkiye’nin ekonomik büyüme, nüfus artışı gibi ölçütler dikkate alındığında mutlak emisyon azalımı yapması imkansızdır deniyor.

Peki bu durumda mimarlar ve plancılar ne düşüyor? Finans ve teknoloji desteklerine erişebilmek ya da destek olabilmek için tasarım ve planlama ile emisyon gazı azaltışına katkı sağlayacak planlama ve tasarım anlayışı. Peki şu anki haliyle kentlerimiz buna hazır mı?

Kentlerimiz iklim değişikliğine hazır değil

Bugün kentlerimiz iklim değişikliğine hazır değil. Bu durum başta plancılar ve mimarlar olmak üzere hepimizi ciddi bir mücadeleye itiyor. Bu mücadelede yeşil dokunun, doğal bitki örtüsünün ne denli önemli olduğu, peyzajın ne kadar vazgeçilmez olduğu ama peyzaj alanlarını da tasarlarken suyun yönetimini ve kuraklığı da düşünerek sağlamanın ne kadar elzem olduğunu vurgulamakta fayda var. Yenilikçi çevreler yaratmak için sunulan fırsatları doğru değerlendirmemiz gerekiyor. İklimsel değişikliğin yönetilmesi için gerekli strateji olan adaptasyonu sağlamada önemli rollerin düştüğü mimarlar ve plancılar yaratıcı çözümler üretmek zorunda.

Mimarlık bilimi ve pratiğinde radikal bir dönüşüm ve daha hassas bir yaklaşımın ivedilikle yerine getirilmesi gerekiyor. Yaşadığımız gezegenimizin karşı karşıya kaldığı sorunlar, durumun sosyal boyutunu, kentleşmenin ve mimarlığın önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu noktada sadece yeniden üretimin değil, kaynak değerlendirerek tasarlamanın da yeniliklerin bir parçası olduğunu anlamamız gerekiyor.

> Yeni Meram >Yazarlar > İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE MİMARLIK
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.