Lütfi Ayhan

Ümmet diyarlarında Türkler hakkında neler öğretiliyor?

Lütfi Ayhan

İslam dünyası, tarihin farklı dönemlerinde, (Dört Halife, Abbasîler, Selçuklular ve Osmanlı zamanında ) insanlığa sunduğu huzurdan, adaletten ve barıştan habersizmiş gibi davranıyor. Cebindeki reçeteyi görmeyen bir hasta misali, kokuşmuş Batı'nın sahte ilaçlarına umut bağlıyor.

Osmanlı'yı yıkıp parçalayanlar, asırlar boyunca kendilerini idare eden bu güçten o kadar rahatsız oldular, ona karşı içlerinde o kadar büyük bir kin, nefret ve korku büyüttüler ki  erdemli bu medeniyetin yeniden ayağa kalkmaması için ellerinden gelen her türlü girişimde bulundular. Neler mi yaptılar?

Öncelikle Osmanlı coğrafyasını onlarca parçaya ayırdılar. Onun topraklarında kurulan irili ufaklı devletlerin ve devletçiklerin dillerini, alfabelerini, dinî ve mezhebî anlayışlarını,  tarih yorumlarını ve sosyolojik bakış açılarını değiştirerek birbirlerinden uzaklaştırdılar ve birbirlerine düşman yaptılar.

Bunun en büyük örnekleri Müslüman Türkler ile Müslüman Arapların onlarca ayrı devlete/ülkeye/ millete ayrılmış olması. (Türkler Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan; Araplar ise Mısır, Sudan, Cezayir, Fas, Tunus, Libya, Suudi Arabistan, Irak, Suriye, Yemen, Lübnan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve daha birçok ülkeye bölünmüş olmaları.)Üstelik bu devletlerin okullarında okutulan  tarih derslerinde işlenen konular, maalesef dostluğu ve kardeşliği değil; çoğu zaman önyargıları ve karşılıklı güvensizliği beslemektedir.

TARİHİ DÜŞMANLIK TARLASI OLARAK KULLANIYORLAR

Emperyalistler, milletlerin düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli bir yere sahip olan tarih derslerinin müfredatlarını öyle düzenlediler ki; ümmetin parçaları olan Türkler, Araplar, Persler, Kürtler, Peştunlar, Berberiler, Kıptiler, Arnavutlar ve Boşnaklar gibi birçok unsur, ümmet bilinci yerine kavmiyetçiliği öncelemeye başladı.

Eğer bizler, İslam ümmeti olarak üç yüzyılı aşkın süredir dünyaya zulüm, adaletsizlik ve kanla hükmeden Batı medeniyetine karşı yeniden ayağa kalkmak ve tarihte olduğu gibi insanlığa barış, huzur ve saadet sunmak istiyorsak; öncelikle aramızdaki ayrılıkları körükleyen bu müfredatlardan kurtulmak zorundayız.

Batı'nın Böl, Parçala ve Tarihi Yeniden Yaz Stratejisi

Konu ile ilgili dinlediğim bir video, yıllardır zihnimi meşgul eden bu meseleye ışık tuttu. Uzun zamandır şu soruların cevabını merak ediyordum:

Acaba ümmetin birer parçası olan 52 İslam ülkesinde okutulan tarih derslerinde hangi konular öne çıkıyor? Araplar, Persler, Peştunlar, Kazaklar ve diğer Müslüman topluluklar tarih kitaplarında nasıl anlatılıyor? Başta Osmanlı olmak üzere ümmetin diğer kavimleri hakkında neler yazılıyor?

Tarih derslerinde birbirlerini ve birbirlerinin tarihlerini, emperyalistlerin çizdiği çerçeve içerisinde rakip ve düşman olarak mı öğreniyorlar?

Eğer durum gerçekten böyleyse — ki maalesef bunun böyle olma ihtimali oldukça yüksektir — dünyaya kurtuluş mesajı götürmesi gereken ümmet, bu görevi yerine getirmekte büyük zorluk yaşayacaktır.

DİN VE TARİH SÜTUNLARI ZAYIF OLURSA

Konu ile ilgili izlediğim bir video ufkumu açtı.

YouTube'da Prof. Dr. Behçidan Özkara'nın "Arap Ülkelerinde Türkler Hakkında Neler Öğretiliyor?" adlı videosu, yıllardır merak ettiğim bir konuyu kısa ve öz bir şekilde ele alıyor. İşte o videodan bazı satırlar:

"Mısır'da Türkler ve Osmanlı Hakkında Ne Düşünülüyor?

Her şey Memlük Devleti'nin yıkılmasıyla başlıyor. Anlatıya göre Memlükler döneminde Mısır bağımsız ve egemen bir güçken, Yavuz Sultan Selim'in seferleri sonucunda Osmanlı tarafından işgal edilmiş ve sömürülen bir eyalete dönüştürülmüştür.

Burada dikkat çeken husus, tarih kitaplarında 'işgal' kelimesinin doğrudan kullanılmasıdır.

Anlatı bununla da sınırlı kalmıyor. Kaynaklarda şu ifadeler yer alıyor:

'İstila sonrası Sultan Selim, Kahire'deki en yetenekli mimarları, sanatçıları, âlimleri ve zanaatkârları zorla İstanbul'a sürmüştür. Bu zorunlu sürgün nedeniyle Mısır'da elliden fazla sanayi ve zanaat dalı tamamen yok olmuştur. Memlük medeniyetinin parlayan kalbi Kahire, Osmanlı idaresi altında derin bir karanlığa, cehalete ve durgunluğa gömülmüştür...'

Bu satırları okuyan veya dinleyen bir kişi, Osmanlılar ve Türkler hakkında nasıl bir kanaat edinir?

İşte üzerinde düşünmemiz gereken asıl mesele budur.

Devam edecek inşallah...
İyilikler  gölgeniz hayırlar yoldaşınız  olsun.

Yazarın Diğer Yazıları