Lütfi Ayhan

Emin Cemal mi, Lamine Yamal mı?

Lütfi Ayhan

Dünya Kupası gibi milyarlarca insanın takip ettiği organizasyonlarda ülkelerin dış politikaları, uluslararası krizler ve kamuoyundaki algılar zaman zaman sahadaki mücadeleyi gölgede bırakır. 23. Dünya Kupası da bu yönüyle yalnızca futbolun değil; küresel siyasetin, vicdani duyarlılıkların ve uluslararası kamuoyunun da konuşulduğu bir turnuva olarak hafızalara kazındı.

Futbol, tarih boyunca siyasetten uzak tutulmak istendi. Ancak bu istek hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleşmedi; gerçekleşmesi de kolay görünmüyor. Bana göre gerçekleşseydi futbolun tadı ve heyecanı da büyük ölçüde kaybolurdu. Çünkü Dünya Kupası; büyük rekabetlerin, büyük çekişmelerin yaşandığı dev bir arenadır. Bu çekişme yalnızca futbolcular arasında değildir. Farklı dinlerin, kültürlerin, milletlerin, devletlerin ve coğrafyaların da görünmeyen rekabeti bu organizasyona yansımaktadır.

Bu durum futbolu yalnızca bir spor karşılaşması olmaktan çıkarıp kültürlerin, ideolojilerin, siyasi anlayışların ve hatta medeniyetlerin rekabet alanına dönüştürüyor. Böylesine büyük organizasyonlar, devletlerin kendi görüşlerini, kültürlerini ve değerlerini dünyaya tanıttıkları önemli platformlar hâline geliyor.

İSPANYA–ARJANTİN FİNALİ Mİ, FİLİSTİN–İSRAİL HESAPLAŞMASI MI?

2026 Dünya Kupası, başta Gazze'de yaşanan insani dram olmak üzere bölgede meydana gelen gelişmelerin gölgesinde oynandı. İsrail'e yönelik uluslararası tartışmalar ve ülkelerin bu konudaki farklı tutumları, birçok taraftarın futbola ve milli takımlara bakışını da etkiledi. Bazı futbolseverler, siyasi duruşlarını destekledikleri veya eleştirdikleri ülkelerin milli takımlarına karşı tavır aldı.

İletişim teknolojilerinin olağanüstü geliştiği dijital çağda bu etkinin daha da belirgin hâle geldiği görüldü. Sosyal medya aracılığıyla savaş görüntüleri, diplomatik açıklamalar ve uluslararası gelişmeler milyonlarca insana aynı anda ulaştı. Böylece taraftarlar yalnızca sahadaki oyunu değil, o takımın temsil ettiği devletin uluslararası politikalarını da değerlendirmeye başladı.

23.Dünya Kupası'nın ortaya koyduğu önemli sonuçlardan biri de, uzun yıllardır etkili olduğu düşünülen İsrail yanlısı uluslararası söylemin dünya kamuoyunda eski gücünü kaybetmeye başlamasıdır. Gazze'de yaşanan gelişmeler sonrasında oluşan vicdani hassasiyet, futbol sahalarındaki algıyı da önemli ölçüde etkiledi.

Bu çerçevede, Arjantin'in son dönemde İsrail'e yakın bir dış politika izlemesi, bazı futbolseverlerin bu ülkeye karşı mesafeli yaklaşmasına neden oldu. Buna karşılık İspanya'nın Filistin konusunda sergilediği tutum ise birçok kesimde sempatiyle karşılandı.

Gazze'de yaşanan olaylar devam ederken Arjantin yönetiminin İsrail'e verdiği güçlü siyasi destek nedeniyle birçok taraftar Arjantin'i yalnızca futboluyla değil, siyasi duruşuyla da değerlendirdi. Buna hakem kararlarıyla ilgili tartışmaların da eklenmesi, Arjantin'e yönelik eleştirileri daha da artırdı.

Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri Türkiye'de yaşandı. Geçmişte uluslararası turnuvalarda Türk futbolseverlerin önemli bir bölümü Avrupa takımlarının rakiplerini desteklemeyi tercih ederdi. Ancak bu kez birçok kişi, İspanya-Arjantin finalinde tercihini İspanya'dan yana kullandı. Bunun temel sebebinin vicdani hassasiyet olduğu kanaatindeyim. Umarım bu değişim, bölgede yaşanan acıların sona ermesine katkı sağlayacak adımların atılmasına vesile olur.

EMPERYAL KÜLTÜR HER YERDE

Yaklaşık üç asırdır dünyanın birçok alanında etkisini hissettiren Batı merkezli kültürel hâkimiyet, bu Dünya Kupası'nda da kendisini gösterdi. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, Müslüman futbolcuların isimlerinin Batı dillerine göre değiştirilerek yazılması ve telaffuz edilmesidir.

Bunun en çarpıcı örneği, Arapça  Emin Cemal (?) olan ismin   Lamine Yamal'e çevrilmesidir.  

Benzer örnekler şunlardır:

a-Muhammed Salah → Mohamed Salah

b-Kerim Mustafa Benzema → Karim Mostafa Benzema

c-Ebu Dibay → Abou Diaby

d-Abdülkadir Keita → Abdel Kader Keita

e-Usame Essaidi → Oussama Assaidi

f-Süleyman Ali Muntari → Sulley Muntari

g-Ebubekir → Aboubakar / Abubakar

h-Mikail → Michael (Maykıl)

Bu örnekler, yalnızca bir harf veya telaffuz değişikliği olarak görülemez. İsim; kimliğin, kültürün ve aidiyetin en önemli unsurlarından biridir. Bir ismin başka bir dilin fonetik kurallarına göre yeniden şekillendirilmesi, zamanla o ismin ait olduğu medeniyetle olan bağının zayıflamasına da yol açabilmektedir.

Belki bir gün, dünya farklı kültürlerin isimlerini değiştirmeden, herkesin kendi kimliği ve kendi sesiyle kabul edildiği daha adil bir anlayışa ulaşır. İşte o zaman "Emin Cemal" de "Lamine Yamal" olmak zorunda kalmaz.

Not: EMİN CEMAL LAMİNE YAMAL (bu konu ile ilgili daha geniş bilgiye ihtiyaç var?)

Yazarın Diğer Yazıları