Lütfi Ayhan

Bozok Diyarında Farklı Bir Cami

Lütfi Ayhan

Yozgat'taki akrabaları ziyaret için yine yollara düştük .Güzel bir yolculuktan sonra Yozgat'a vasıl olduk. Yollar güzel ve emniyetli. Geze, geze gidiyoruz. Aksaray da Somuncu Babayı ziyaret edip öğle namazını kılıp  Nevşehir yolundan Yozgat'a ulaşıyoruz. Bizim jenerasyon genellikle  kendilerini eski  imkanları ile  kıyaslayarak çok mutlu olurlar. Bendeniz de kendimi bu  şakirler arasında görüyorum. Günümüz gençlerinin  bunu anlaması biraz zor. Ben onlara da hak veriyorum tabi 
Her zamanki gibi hoş bir karşılama yaşadık Yozgat'ta. Güzel bir vuslat oldu bizler için 
Ama asıl yazacaklarım bunlar değil. 
Bugün bacanağımın oğulları Ömer ve Muhammed 'enişte farklı bir cami var cumaya oraya gidelim mi?' dediler ben de 'hay hay' dedim. Ben, bacanağım, benim oğlum Hasan,  Mithat Beyin torunu  Hasan, Ömer Muhammed  hep beraber gittik  camiye.

Çok Farklı Pek Özgün Bir Cami

Bu ara başlıkta bahsettiğim görüşü biraz detaylandırmak istiyorum:  Cami yapılalı bir kaç yıl olmuş. Konumu  çok farklı. Niçin derseniz, artık camilerin etrafı hep binalarla, yollarla çevrili. Bu caminin  iki tarafı tamamen doğa ile iç içe. Bu konum ilginç geldi bana. Cami ile Caminin  yanında yükselen tepe pek uyumlu görünüyor.

Sadece  bu mu?  Hayır. Camide kullanılan duvar  malzemesi de çok hoş. Bu iş için siyah taşlar kullanılmış.  Ben camiyi görür görmez Diyarbakır'daki Ulu Camiyi hatırladım. Diyarbakır'daki ulu cami (ki Anadoluda inşa edilen ilk cami olarak anılır)

Caminin farklı başka bir tarafı da  caminin minaresi.  Minaresi klasik minarelere benzemiyor. Ortadoğu'daki camilerin minarelerine  benziyor. Bu da bir  güzellik katmış yapıya. 
Cami  çok büyük değil,   300- 400 kişilik bir cami. İçi, bahçesi, Vc'si,  müştemilatı çok temiz. Halıları, duvarları,  tavanı temiz uyumlu ve güzel.

KIL CUMAYI İÇ ÇORBAYI 
Caminin özgün taraflarından biri de bahçesindeki müştemilatı. Küçük temiz bir mutfak.  Temiz uyumlu bir döşeme ile kaplanmış sedirlerden oluşan bir salon. Sedirler ve döşemeleri  eski kültürümüzü hatırlatıyor.
Camide değişik zamanlarda ve her  cuma günü camiye  gelen herkese çorba ikram ediliyor. Karşılıksız bu ikram birçok yerde var. Bu güzel bir uygulama. Çünkü bu  çorba ikramı bilhassa camiye giden çocuklarda çok güzel hislerin oluşmasına vesile oluyor. ' Cami, Çorba, Cuma, Namaz...' bu müşahhas ve mücerret olgular çocukların gönlünde ve zihninde olumlu ve  güzel hatıraların oluşmasına vesile oluyor. (Buna ben bizzat şahidim:  Bizim mahalledeki bir camide de bazı cumalarda çorba veriliyor. Benim torunlarım bana ' dede cumaya  çorba verilen camiye gidelim ' derler  Bir tas çorba çocukların gönlünde 'Cami Allah İslam' arasında bir bağ kuruyor. O yüzden hoşuma gitti )

Caminin en önemli özelliğini en sona bıraktım :
Bu caminin en önemli özelliği şu: Başka yerlerde var mı bilmiyorum? ( Galiba Hatay Dört Yolda Çeçen Oğlu camisinde de var. Biraz farklı olarak)  Bu caminin iç yapısında çok farklı bir yan var:  Caminin öndeki iç duvarı diğer camilerden farklı. Şöyleki: Hatırlayın camilerde ön duvarında nereler var?   Ortada mihrap, sağ tarafta minber, sol tarafta vaaz kürsüsü. Osmanlı klasik camileri dahil olmak üzere tüm camiler böyledir. Bu camide de aynıları var bir farkla: Minber ve vaaaz kürsüsü çıkıntı yaptığı için ilk saf bölünüyor  değil mi ? Bu camide ilk saf baştan başa bölünmeden bütünlük oluşturuyor. Bu camide bu  eksiklik(veya çıkıntılar )giderilmiş.  Vaaz kürsüsü de minberde çıkıntı olmaktan çıkarılmış. 
Her ikisi de mihrap ile  yanyana konumlandırılmış.
( Her ikisinede ön  duvara mihrabı geçmeyecek şekilde yapılmış  merdivenlerden çıkılıyor.)
Caminin son  özelliğini yazarak yazımı tamamlıyorum:
Caminin duvarlarının üst kısımlarına ayet ve hadisler Türkçe mealleri ile birlikte   yazılmış. Bu da farklı bir yenilik.
Not: 
Yozgat'a gelen herkesin ve yozgatlıların bu camiyi mutlaka ziyaret edip  
camiyi yaptıranlara Fatiha okumaları vefanın bir gereği. Allah bu camiyi yaptıran ve hizmet edenlerden razı olsun
Not 2 :
Caminin imamı, genç, samimi ve işini seven bir kardeşimiz. Adı : Abdulbaki Bağcılar. İşin ilginç yanı bu kardeşimizin bu camideki ilk görev günü imiş. 
Not 3 : Bu satırları okurken şöyle bir şey düşünmenizi de istiyorum. Evet, bizler Mimar Sinan gibi bir büyük mimarın torunlarıyız. Tarihte eşine az rastlanan böyle bir sanatçının yaptığı eserler muhteşem ve çok değerli. Süleymaniye Selimiye ...Onları taklit etmek de gayet makul. Lakin  her zamanın, her coğrafyanın,  her kültürün  ayrı bir özelliği vardır. (olması lazım ) Bu yüzden  mimarlarımızın, kendi tarihimizi ve kültürümüzü  yeni, farklı, özgün eserler yapmaları gerekir.
bu camide olduğu gibi.
Bozok Diyarından selamlar.

Yazarın Diğer Yazıları