Yozgat'taki akrabaları ziyaret için yine yollara düştük .Güzel bir yolculuktan sonra Yozgat'a vasıl olduk. Yollar güzel ve emniyetli. Geze, geze gidiyoruz. Aksaray da Somuncu Babayı ziyaret edip öğle namazını kılıp Nevşehir yolundan Yozgat'a ulaşıyoruz. Bizim jenerasyon genellikle kendilerini eski imkanları ile kıyaslayarak çok mutlu olurlar. Bendeniz de kendimi bu şakirler arasında görüyorum. Günümüz gençlerinin bunu anlaması biraz zor. Ben onlara da hak veriyorum tabi
Her zamanki gibi hoş bir karşılama yaşadık Yozgat'ta. Güzel bir vuslat oldu bizler için
Ama asıl yazacaklarım bunlar değil.
Bugün bacanağımın oğulları Ömer ve Muhammed 'enişte farklı bir cami var cumaya oraya gidelim mi?' dediler ben de 'hay hay' dedim. Ben, bacanağım, benim oğlum Hasan, Mithat Beyin torunu Hasan, Ömer Muhammed hep beraber gittik camiye.
Çok Farklı Pek Özgün Bir Cami
Bu ara başlıkta bahsettiğim görüşü biraz detaylandırmak istiyorum: Cami yapılalı bir kaç yıl olmuş. Konumu çok farklı. Niçin derseniz, artık camilerin etrafı hep binalarla, yollarla çevrili. Bu caminin iki tarafı tamamen doğa ile iç içe. Bu konum ilginç geldi bana. Cami ile Caminin yanında yükselen tepe pek uyumlu görünüyor.
Sadece bu mu? Hayır. Camide kullanılan duvar malzemesi de çok hoş. Bu iş için siyah taşlar kullanılmış. Ben camiyi görür görmez Diyarbakır'daki Ulu Camiyi hatırladım. Diyarbakır'daki ulu cami (ki Anadoluda inşa edilen ilk cami olarak anılır)
Caminin farklı başka bir tarafı da caminin minaresi. Minaresi klasik minarelere benzemiyor. Ortadoğu'daki camilerin minarelerine benziyor. Bu da bir güzellik katmış yapıya.
Cami çok büyük değil, 300- 400 kişilik bir cami. İçi, bahçesi, Vc'si, müştemilatı çok temiz. Halıları, duvarları, tavanı temiz uyumlu ve güzel.
KIL CUMAYI İÇ ÇORBAYI
Caminin özgün taraflarından biri de bahçesindeki müştemilatı. Küçük temiz bir mutfak. Temiz uyumlu bir döşeme ile kaplanmış sedirlerden oluşan bir salon. Sedirler ve döşemeleri eski kültürümüzü hatırlatıyor.
Camide değişik zamanlarda ve her cuma günü camiye gelen herkese çorba ikram ediliyor. Karşılıksız bu ikram birçok yerde var. Bu güzel bir uygulama. Çünkü bu çorba ikramı bilhassa camiye giden çocuklarda çok güzel hislerin oluşmasına vesile oluyor. ' Cami, Çorba, Cuma, Namaz...' bu müşahhas ve mücerret olgular çocukların gönlünde ve zihninde olumlu ve güzel hatıraların oluşmasına vesile oluyor. (Buna ben bizzat şahidim: Bizim mahalledeki bir camide de bazı cumalarda çorba veriliyor. Benim torunlarım bana ' dede cumaya çorba verilen camiye gidelim ' derler Bir tas çorba çocukların gönlünde 'Cami Allah İslam' arasında bir bağ kuruyor. O yüzden hoşuma gitti )
Caminin en önemli özelliğini en sona bıraktım :
Bu caminin en önemli özelliği şu: Başka yerlerde var mı bilmiyorum? ( Galiba Hatay Dört Yolda Çeçen Oğlu camisinde de var. Biraz farklı olarak) Bu caminin iç yapısında çok farklı bir yan var: Caminin öndeki iç duvarı diğer camilerden farklı. Şöyleki: Hatırlayın camilerde ön duvarında nereler var? Ortada mihrap, sağ tarafta minber, sol tarafta vaaz kürsüsü. Osmanlı klasik camileri dahil olmak üzere tüm camiler böyledir. Bu camide de aynıları var bir farkla: Minber ve vaaaz kürsüsü çıkıntı yaptığı için ilk saf bölünüyor değil mi ? Bu camide ilk saf baştan başa bölünmeden bütünlük oluşturuyor. Bu camide bu eksiklik(veya çıkıntılar )giderilmiş. Vaaz kürsüsü de minberde çıkıntı olmaktan çıkarılmış.
Her ikisi de mihrap ile yanyana konumlandırılmış.
( Her ikisinede ön duvara mihrabı geçmeyecek şekilde yapılmış merdivenlerden çıkılıyor.)
Caminin son özelliğini yazarak yazımı tamamlıyorum:
Caminin duvarlarının üst kısımlarına ayet ve hadisler Türkçe mealleri ile birlikte yazılmış. Bu da farklı bir yenilik.
Not:
Yozgat'a gelen herkesin ve yozgatlıların bu camiyi mutlaka ziyaret edip
camiyi yaptıranlara Fatiha okumaları vefanın bir gereği. Allah bu camiyi yaptıran ve hizmet edenlerden razı olsun
Not 2 :
Caminin imamı, genç, samimi ve işini seven bir kardeşimiz. Adı : Abdulbaki Bağcılar. İşin ilginç yanı bu kardeşimizin bu camideki ilk görev günü imiş.
Not 3 : Bu satırları okurken şöyle bir şey düşünmenizi de istiyorum. Evet, bizler Mimar Sinan gibi bir büyük mimarın torunlarıyız. Tarihte eşine az rastlanan böyle bir sanatçının yaptığı eserler muhteşem ve çok değerli. Süleymaniye Selimiye ...Onları taklit etmek de gayet makul. Lakin her zamanın, her coğrafyanın, her kültürün ayrı bir özelliği vardır. (olması lazım ) Bu yüzden mimarlarımızın, kendi tarihimizi ve kültürümüzü yeni, farklı, özgün eserler yapmaları gerekir.
bu camide olduğu gibi.
Bozok Diyarından selamlar.