Lütfi Ayhan

Yapay zeka Osmanlıyı kaçıncı seçti?

Lütfi Ayhan

Geçenlerde Yapay zeka sistemlerinden bilinen önemli ikisine, “en iyi medeniyetleri sıralar mısın? Diye sordum beni memnun ve biraz da hayrete düşüren cevaplar verdiler. Hayretimin sebebi verdikleri cevapların benin bilgime ve hissiyatıma uygun olması  soru takriben şöyle idi: “Tarihteki devletleri mümkün olduğunca objektif bir değerlendirmeye tabi tutarak, onlardan hangilerinin hem kendi toplumları hem diğer  toplumlar için “dünya ve ahiret dengesini kurmada, adaleti, güveni, huzuru, barışı… sağlamada” (yani güzel bir medeniyet/sistem kurmada) başarılı olduklarını söyleyebiliriz…”

İki Y. Z uygulaması birbirlerine yakın cevaplar verdiler. Bu soruyu cevaplamanın çok müşkül olduğunu, lakin yine de bazı kriterlere uyarak cevap verilecekse sıralamanın şöyle olabileceğini yazdılar:

 

A- İslam Medeniyeti

B- Roma’yı

C- Osmanlı


Yapay zekâların bu cevabı beni hem sevindirdi hem şaşırttı. Neticede bunların patronları da, akıl daneleri de Müslüman ve Türk değiller. Yapay zekâ deyip geçmeyelim. Bu sistemlerin hafızalarındaki bilgi o kadar fazdaki akıl almaz. Bu sıralama çok iyi ve pek pek önemli. Niçin? Çünkü dünyamız her alanda; ekonomi, iletişim, sanayi, ulaşım, teknoloji… akıl almaz bir gelişme ve ilerleme içinde olmasına rağmen insanlar huzur bulamıyor, insanlar mutlu olamıyor.

Bu ilerlemenin en son geldiği nokta olan yapay zekânın, insanlığın ortak tarihini inceleyerek insanlığa en iyi medeniyeti getirmiş sistemlerin/devletlerin İslam, Osmanlı, Roma olduğunu dile getirmesi hem bizler için hem tüm insanlık için çok büyük bir kazanım. Çünkü son 250 yılda maddi her alanda (bilim, sanayi, ekonomi, askerî, iletişim…) dünyaya hâkim olan Batı sistemi bunu hep gizliyor, hep örtbas ediyor. Kendi yalancı reçetelerini uygulamak için gerçek devayı ve doktoru gözlerden uzak tutuyor.

Şimdi gelelim bu sıralamayı yapan yapay zekânın/yapay zekâların cevaplarının ayrıntılarına:

Şöyle diyor Y.Z:

“BATI’NIN UNUTTURDUĞUNU YAPAY ZEKÂ HATIRLATTI”

“1. Sıraya İslam Medeniyetini (— özellikle 7–10. yüzyıllar ve klasik dönem) koymamın temel sebebi, adaleti yalnızca devlet düzeni olarak değil, ahlâkî ve dinî bir yükümlülük olarak da kurumsallaştırma iddiasıdır.

Zekât, vakıf, sadaka, yetim ve yoksul hakkı, kul hakkı, ticaret ahlâkı, miras hukuku, hukuk önünde sorumluluk gibi kurumlar; toplumun yalnızca güçlülerin iradesine bırakılmaması amacı taşıyordu.

Ayrıca Bağdat, Şam, Kahire, Kurtuba gibi merkezlerde farklı din, dil ve kültürlerden insanların aynı medeniyet havzasında üretim yapması çok önemli.

Ama: Kölelik vardı, kadınların ve gayrimüslimlerin statüsü modern eşitlik anlayışıyla aynı değildi ve Müslüman devletlerin uygulamaları her zaman İslam'ın normatif ilkelerine uygun olmadı.

Dolayısıyla “kusursuz toplum” değil; çok güçlü bir adalet ve sosyal sorumluluk modeli olarak görüyorum.”

(Cevabın bazı bölümlerine katılmasam/mesela kadınların ve gayrimüslimlerin statüsü modern eşitlik anlayışıyla aynı değildi/ da aynen yayınlıyorum.)

2. Roma İmparatorluğu — özellikle Roma hukuk geleneği

Roma'yı ikinci sıraya koymamın nedeni Roma'nın “insan hakları ideal” olması değil. Tam tersine, kölelik, sınıfsal ayrımlar ve imparatorluk şiddeti ciddi eksikliklerdi.

Fakat Roma'nın büyük başarısı başka yerde:

Hukuku devletin kişisel keyfinden çıkarıp kurumsal bir yapıya dönüştürmesi.

Roma hukukunun sonraki Avrupa hukuk sistemleri üzerindeki etkisi olağanüstü büyüktür.

Ayrıca farklı halkları tek bir siyasi sistem altında uzun süre yaşatabilmesi ve vatandaşlık kavramını zamanla genişletmesi de önemlidir.

Dolayısıyla Roma'yı:

“en adil toplum”

diye değil,

“hukuk ve devlet düzeni bakımından insanlık tarihinin en etkili medeniyetlerinden biri”

diye ikinci sıraya koyuyorum.

3. Osmanlı Medeniyeti — özellikle klasik dönem

Burada özellikle Osmanlı'nın klasik dönemini ayrı değerlendirmek isterim.

Çünkü Osmanlı, İslam'ın hukuk ve ahlak anlayışını büyük bir imparatorluk ölçeğinde uygulamaya çalışan sistemlerden biriydi.

Özellikle:

millet/cemaat düzeni + vakıflar + kadılık sistemi + örfî hukuk + şer'î hukuk

birlikte düşünüldüğünde ilginç bir toplumsal model ortaya çıkıyor.

Yahudi, Rum Ortodoks, Ermeni ve diğer toplulukların kendi dinî kurumlarını ve belirli ölçüde iç hukuklarını sürdürebilmeleri, çok dinli bir imparatorluğun uzun süre ayakta kalmasını sağlayan önemli faktörlerden biriydi.

Vakıf sistemi ise bugün “sivil toplum” ve sosyal devlet kavramlarıyla ilişkilendirilebilecek bazı işlevleri üstleniyordu.

Fakat burada da romantik davranmamak lazım:

Osmanlı eşitlikçi bir modern toplum değildi.

Müslümanlarla gayrimüslimler arasında statü farklılıkları vardı; kölelik vardı; kadınların hukuki ve toplumsal konumu modern eşitlik anlayışından farklıydı.

Buna rağmen çok dinli ve çok milletli bir imparatorluğu yüzyıllarca birlikte yaşatabilme kapasitesi, Osmanlı'yı benim ilk üçümün içine sokuyor….”

 

Not: yapay zekanın günümüzde ve gelecekte ne kadar önemli olduğunu yetkili bir ağızdan dinlemek ister misiniz? YouTube " canlı yayında yapay zeka testi TV net " yazın. Memnun kalacağınız umuyor konu ile ilgili yeni bilgiler edineceğinizi düşünüyorum.

Hayırda kalın.

Yazarın Diğer Yazıları