Lütfi Ayhan

Yüz binlik orduların tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyordu?

Lütfi Ayhan

Dünya tarihini derinden etkileyen savaşlardan ve komutanlardan bazıları şunlardır:

I. ve II. Dünya Savaşları (Yaklaşık 60 milyon insan hayatını kaybetti.)
Haçlı Saldırıları (Yaklaşık iki asır sürdü; milyonlarca insan öldü ve dünya tarihini derinden etkiledi.)
Kavimler Göçü (Roma İmparatorluğu'nun çözülmesini hızlandırdı; Avrupa'nın siyasi ve sosyal yapısını değiştirdi.)
Bedir Savaşı
Kadeş Savaşı
Talas Savaşı
Malazgirt Meydan Muharebesi
Miryokefalon Savaşı
İstanbul'un Fethi
Mohaç Meydan Muharebesi
İssos Savaşı (MÖ 333)
Gaugamela Savaşı (MÖ 331)
Waterloo Savaşı...
Bunlar, insanlık tarihindeki yüzlerce büyük savaşın yalnızca birkaçıdır.

Bu savaşların arkasında ise askerî dehalarıyla tarihe yön veren büyük komutanlar vardır:

Hz. Muhammed (SAV)
Fatih Sultan Mehmet
Yavuz Sultan Selim
Halid bin Velid
Cengiz Han
Büyük İskender
Kartacalı Hannibal
Napolyon Bonapart...
BU DEVASA SAVAŞLAR NASIL YÜRÜTÜLDÜ?

Şimdi gözlerinizi kapatıp küçük bir hayal kurmanızı istiyorum:
Yüz bin kişilik bir ordu sefere çıkıyor.  Bu insanlar günlerce, haftalarca, hatta aylarca bazen bir yıl bilmedikleri ülkelerde dağları aşıyorlar, uçsuz bucaksız ovalardan geçiyorlar, çölleri kat ediyorlar. Yazın kavurucu sıcağına, kışın dondurucu ayazına aldırmadan yollarına devam ediyorlar.
Eğer sefer deniz de ise  bu defa donanmalar  aylarca denizlerin ve okyanusların dev dalgalarıyla mücadele ediyor.

Peki...
Bu insanlar ne yiyecek?
Sularını nereden bulacaklar?
Tuvalet ihtiyaçlarını nasıl giderecekler?
Banyolarını nasıl yapacaklar?
Yaralı askerler nasıl tedavi edilecek?
Hastalara nerede bakılacak?
İşte tarih kitaplarının çoğunda üzerinde pek durulmayan  meselelerden bazıları bunlardır.
Bizler tarih okurken genellikle kılıçların şakırtısını, topların gürültüsünü, atların kişnemesini, kahramanlıkları, zafer çığlıklarını ve mağlup orduların gözyaşlarını görürüz. Fakat o orduların her gün yemek yemesi, su bulması, temiz kalması, hastalanmaması, tuvalet ihtiyacını gidermesi ve salgın hastalıklardan korunması gibi hayati meseleler çoğu zaman satır aralarında bile yer almaz.

Oysa modern askerî tarih araştırmaları bize çok çarpıcı bir gerçeği göstermektedir:
Geçmiş savaşlarda ölen askerlerin önemli bir kısmı düşman silahlarından değil; dizanteri, tifo, kolera, veba ve benzeri salgın hastalıklardan hayatını kaybetmiştir. Hatta bazı seferlerde hastalıktan ölen asker sayısı savaş meydanında ölenlerden kat kat fazla olmuştur.
Demek ki bir ordunun gücü yalnızca kılıcında, topunda veya tüfeğinde değildir.

Asıl güç; disiplininde, teşkilatında, lojistiğinde, temizliğinde ve sağlık düzenindedir.
Askerlerinin temel ihtiyaçlarını planlı, düzenli ve hijyen kurallarına uygun şekilde karşılayabilen devletlerin orduları daha uzun süre savaşabilmiş; bunu başaramayan ordular ise daha düşmanla karşılaşmadan salgın hastalıklar karşısında büyük kayıplar vermiştir.

BENİ HAYRETE DÜŞÜREN BİR BELGESEL

Bütün bunları şunun için anlattım. Geçtiğimiz günlerde "Osmanlı Ordusunda Tuvalet İhtiyacı Nasıl Karşılanıyordu?" başlıklı bir video izledim. (YouTube'da "OSMANLI İMPARATORLUĞU 50.000 KİŞİLİK ORDUNUN TUVALET SORUNUNU NASIL ÇÖZDÜ? - OSMANLI TARİHİ" şeklinde aratırsanız videoya ulaşabilirsiniz.) Orada verilen bilgilere hayret ettim. Atalarımız, o günün imkânları içerisinde insanların en temel ihtiyaçlarından biri olan temizlik, tuvalet ve banyo meselesini son derece planlı, sistemli ve hijyenik yöntemlerle çözmüşler. Sadece savaşmayı değil, sağlıklı kalmayı da hesap etmişler. Ordunun başarısının yalnızca cesarete değil; temizliğe, düzene ve disipline de bağlı olduğunu asırlar önce kavramışlar. Videoda anlatılanlardan birkaç bölümü sizinle paylaşmak istiyorum. Ancak siz bu birkaç cümle ile yetinmeyin; fırsat bulursanız tamamını izleyin. Eminim siz de Osmanlı ordusuna, savaş tarihine ve askerî teşkilatlanmaya bugüne kadar bakmadığınız farklı bir gözle bakacaksınız:

Bin yıl önce, beş yüz sene evvel yüz binlerce askerin aylar süren seferlerinde en temel insani ihtiyaç olan tuvalet sorunu nasıl çözüldüğü konusu çok ilginç geldi bana.

O zamanlarda ne  kanalizasyon vardı ne taşınabilir modern tuvaletler ne de bugünkü dezenfektanlar. Peki böylesine büyük bir ordunun kendi atıkları içinde boğulup salgın hastalıklardan kırılması nasıl önleniyordu?" "Avrupalı elçilerin Osmanlı ordugâhlarındaki temizlik karşısında neden hayrete düştüklerini öğrendiğinizde siz de şaşıracaksınız…"

Demek ki neymiş; bir imparatorluğu ayakta tutan yalnızca ordusunun gücü değil, o orduya düzen kazandıran medeniyet tasavvuru imiş.

Yazarın Diğer Yazıları