Lütfi Ayhan

İddialar inşallah doğru çıkmaz

Lütfi Ayhan

Eğer birileri gibi  bu yazıyı hislerinin esiri, siyaset fidanını  kin ve nefret suları ile büyütmüş biri olarak yazsaydım, makaleme şöyle başlardım: " Asrın Felaketinin yaşandığı günlerde, insanların yardıma en muhtaç oldukları anlarda hiç konuşulmaması gereken,  hiç dile getirilmemesi lazım olan "Kızılay Meselesini" öne çıkarıp,  asırlık bu cemiyeti (hem de en olmadık zamanda)  yerle bir edenler ve ona alternatif olarak bazı dernekleri öne çıkaranlar  şimdi ne yapıyorlar?  Ahbab ile ilgili iddialar çok çok vahim ..."
Hayır bunları yazmayacağım aynı gaflete ben de düşmeyeceğim. Çünkü böyle davranarak ileride meydana gelebilecek büyük yıkımlara yapılacak yardımlara engel olmuş olacağımı biliyorum"

Bendeniz, aynı devlete mensup insanlar olarak hepimizin adaletin tam anlamıyla uygulandığı, huzur ve güvenin gerçek anlamda sağlandığı bir toplumu arzuladığımızı biliyor ve umuyorum. Böyle davranmanın hepimizin ortak menfaatine olduğunu unutmuyorum. Olaylara kişiler üzerinden değil, adalet ilkesi üzerinden bakıyorum.
Elbette din, mezhep, etnik köken, sosyal sınıf, siyasi görüş, ekonomik durum ve hayat tarzı bakımından farklılıklarımız olacaktır. Bu olgu hayatın değişmez gerçeklerinden biridir.
Bütün bunları bilen şuurlu insanlar olarak şunu unutmamalıyız: Birbirimizi sevmek zorunda değiliz. Ancak birbirimizden nefret etmek, farklı düşünene düşmanlık beslemek, ötekileştirmek, dışlamak, küçümsemek ve haksızlık yapmak hepimizin ortak geleceğine zarar verir.

Gelelim asıl söylemek istediğim meseleye...

En samimi duygularımla şunu ifade etmek isterim: İnşallah AHBAP Derneği ve başkanı Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar doğru çıkmaz. Bunu söylerken herhangi bir şahsî veya siyasî çıkar gözetmiyorum. Tam aksine, burada toplumsal bir faydayı düşünüyorum. Çünkü FETÖ ihanetinden sonra dinî vakıf ve derneklere yönelik güven ciddi şekilde nasıl  sarsıldı ise deprem döneminde Kızılay ile ilgili yayınlar da  devletle ilişkili yardım kurumlarına olan güveni sarsmıştır. Bunun sonucunda gerçekten hayırlı hizmetler yapan birçok kurum da zarar görmüştür. Şimdi de AHBAP hakkında ileri sürülen iddialar doğru çıkarsa bundan yalnızca ilgili kişiler ve o kurum zarar görmeyecek tüm STK lar zarar görecektir.  Böylece farkkı  siyasi görüşlerde olan insanları deprem, yangın, sel, heyelan, kuraklık ve benzeri afetlerde tamamen insani duygularla yapacakları  yardımlara muhatap olan farklı sivil toplum kuruluşları yıpranacaktır.   Şayet iddialar doğrulanırsa kendi dünya görüşlerine yakın olan kurumlara yardım eden insanların  güven duygusu azalacağından  yardım etmekten geri duracaklardır. Bunun en büyük bedelini ise maalesef  afetzedeler ve ihtiyaç sahipleri ödeyecektir. Dolayısıyla kaybeden yalnızca bir dernek değil millet olacaktır. Aklıselim sahibi, kendisini, ailesini ve milletini seven herke bu hassasiyetle düşünmeli ve hareket etmeli.

Makalemi  yazımda anlatmak istediğim düşünceyi en güzel şekilde ifade eden ibretlik bir hikâye ile bitirmek istiyorum:

“…Bir bedevi çölde devesiyle yol alırken, susuzluktan ölmek üzere olan bir adama rastlar. Adam, Allah rızası için kendisine biraz su vermesini ister.Bedevi hiç tereddüt etmeden devesinden iner ve suyunu o çaresiz adamla paylaşır. Fakat suyu içen adam bir anda bedeviyi iterek deveye biner ve hızla uzaklaşmaya başlar. Bedevi hırsızın arkasından seslenir:

"— Tamam, deveyi çaldın  gidiyorsun. Fakat senden bir ricam var: Ne olur bu olayı kimseye anlatma."

Hırsız şaşkınlıkla sorar:

"— Neden?"

Bedevi şu ibretlik cevabı verir:

"— Çünkü bunu anlatırsan insanlar çölde susuzluktan ölmek üzere olan birini gördüklerinde ona yardım etmekten korkarlar. Bir malın çalınması telafi edilebilir; fakat güven duygusunun kaybolması, toplumsal yardımlaşmanın zedelenmesi çok daha büyük bir felakettir. Bir toplumun gerçek serveti yalnızca parası değil; adaleti, merhameti ve birbirine duyduğu güvendir. Güven kaybolduğunda ise…"

Yazarın Diğer Yazıları