Lütfi Ayhan

Allah vardır, tektir, El-Alîm'dir

Lütfi Ayhan

Bir Müslümanın, bir müminin Allah (cc) inancı şöyledir:

1. De ki: O Allah birdir.

Allah Teâlâ birdir, tektir. O; Hristiyanların inandığı gibi "Baba, Oğul ve Rûhu'l-Kudüs" üçlemesi değildir. Yine O, müşriklerin inandığı gibi birçok ilâhtan biri de değildir.

"Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisinin de düzeni kesinlikle bozulurdu. Arş'ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir." (Enbiyâ, 21/22)

2. Her şey Allah'a muhtaçtır; Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir.

Cenâb-ı Hak, bu muazzam kâinatı yaratırken ve idare ederken hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir. Çünkü O, es-Samed'dir. Es-Samed; "Her hususta kendisine başvurulan, herkesin kendisine muhtaç olduğu; emri ve izni olmadan hiçbir iş yapılamayan; mutlak itaat edilen; buna karşılık kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan, eksiksiz ve kusursuz olan." demektir.

3. O doğurmamış ve doğmamıştır.

Allah doğurmamıştır. Dolayısıyla O'nun ne oğlu ne de kızı vardır. O, bütün kemâl sıfatlarıyla muttasıf olduğu gibi, bütün noksan sıfatlardan da münezzehtir.

Allah doğmamıştır da. O, ne bir annenin ne de bir babanın çocuğu olmuştur. Çünkü doğan her varlık sonradan meydana gelir. Yüce Allah ise ezelî ve kadîmdir; başlangıcı yoktur. Dolayısıyla O'nun doğmuş olması veya bir anne babaya sahip bulunması düşünülemez.

4. Hiçbir şey O'na denk değildir.

Ne zatında ne sıfatlarında ne de fiillerinde yaratılmışlardan hiçbiri Allah'a benzemez. Yarattıklarından herhangi birinin O'nun seviyesine yaklaşması veya O'na denk olması mümkün değildir. Allah bundan sonsuz derecede yüce ve münezzehtir."...O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (Şûrâ, 42/11)

İslam'daki Allah inancına göre Rabbimizin pek çok ismi ve sıfatı vardır. Bunların en meşhuru Esmâü'l-Hüsnâ olarak bilinen doksan dokuz isimdir. Bunlardan biri de el-Alîm ismidir.

El-Alîm; "Her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen; gizli-açık, geçmiş-gelecek, zaman ve mekân kayıtlarından münezzeh olarak sonsuz ilmiyle her şeyi kuşatan." demektir.

Müslümanım, müminim diyen herkes; başta Allah'a iman olmak üzere imanın altı esasına şeksiz, şüphesiz, amasız ve fakatsız inanır. Bu esasların en başında ve temelinde Allah'a iman vardır. Bu altı esasa inanmayan bir kimsenin yaptığı ibadetlerin, sahip olduğu güzel ahlakın, insani ilişkilerde ve ticaretteki dürüstlüğünün… Allah katında hiçbir değeri yoktur. Çünkü bütün bunların kabulünün temeli sağlam bir imandır.

"SİZİN DİNİNİZ SİZE, BİZİM DİNİMİZ BİZE"

"Müminim." diyen kişi; kendisini yoktan var eden, ilmi, kudreti ve rahmeti sonsuz olan bir tek Allah'a inanır. Allah'ın gönderdiği peygamberlere, kitaplara, meleklere, ahiret gününe ve kadere iman eder. Bütün insanları Allah'ın kulu ve Hz. Âdem'in evlatları olarak görür. Hiç kimseye din dayatmaz. Fakat hiç kimsenin de kendisine dinini, inancını veya dünya görüşünü dayatmasına izin vermez. Çünkü o, Kur'an'ın şu emrine sımsıkı sarılır:

"Dinde zorlama yoktur. Doğru ile eğri birbirinden ayrılmıştır. Kim tâğutu inkâr edip Allah'a iman ederse kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa tutunmuştur. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (Bakara, 2/256) Ancak aynı mümin, inandığı değerlere hakaret edilmesini, kutsallarının aşağılanmasını ve alaya alınmasını da asla normal karşılamaz. Çünkü iman ettiği kitap ve kulluk ettiği Allah ona böyle bir kayıtsızlık hakkı vermemiştir.

Bütün bu hakikatlerden sonra, "Müslümanım, Müminim." diyen bir kişi; kim olursa olsun; sağcı, solcu; Alevi-Sünni; Türk, Arap, Kürt, Çerkes; falanca partili  filanca partili; falanca tarikattan filanca cemaatten; sosyalist, kapitalist, faşist veya başka bir dünya görüşüne mensup olsun, hangi kimliği taşırsa taşısın; inancının en temel değeri olan Allah'a ve Kur'an'a yönelik bir hakaret, alay, küçümseme veya saldırı karşısında "ama", "fakat", "lakin" demeden, bahane üretmeden tepki göstermesi gerekir. Bu tavır, onun hem insanlığının hem imanının hem vicdanının, hem aklının hem de tutarlılığının doğal sonucudur. Mümin, kişilere göre değil; ilkelere göre tavır alır.

Bu yazıyı, Allah'a, Kur'an-ı Kerim'e ve bazı dinî değerlere yönelik çirkin ifadeleri karşısında, “İnsanım” "Müslümanım." Diyen fertlerin verdikleri veya vermedikleri çelişkili tepkiler üzerine kaleme aldım. İnancımın gereği olarak  bu tavırdan olan herkesi lanetliyorum.

Yazımı şu dua ile bitiriyorum:

"Rabbim! Başta ben ve ailem olmak üzere bütün müminleri bağışla. Tekmil Âdemoğullarına hidayet nasip eyle. Zalimlere, münafıklara ve inkârda direnenlere fırsat verme. Bizleri hakikatten ve istikametten ayırma. Âmin."

Yazarın Diğer Yazıları