Ceviz kurdu, gireceği kadar küçük bir delik açarak cevizin içine girer.
Cevizin içi, insan beynine benzer; kurtçuk burada yemeye başlar.
Cevizi yedikçe şişmanlayan kurdun karnı gün geçtikçe büyür.
Lezzetli ceviz, kurtçuğun iştahını öylesine kabartır ki akıbetini düşünmeden yemeye devam eder.
Zamanla karnı öyle şişer ki, girdiği delikten artık çıkamaz hale gelir.
Üstelik ceviz de kuruyup sertleşmiştir; delikten çıkmak için onu genişletmesi imkânsızdır.
Tek çare vardır:
Zayıflamak.
Kurtçuk, çaresizlik içinde günlerce aç kalır. Aç kaldıkça zayıflar ve sonunda eski cılız hâline döner.
Nihayet dışarı çıkmayı başarır.
Ancak mevsim bitmiş, ortada yalnızca
aç ve cılız bir kurtçuk
ile
içi boşalmış bir ceviz
kalmıştır.
Kıssadan Hisse
Kurtçuğun hırsı ve iştahı, kısa süreli bir tatmin sağlasa da sonunda pişmanlıkla sonuçlanmıştır.
İnsan da bazen tıpkı o kurtçuk gibi,
mal, mülk, para, makam veya şöhret hırsına
kapılabilir.
Geçici zevkler uğruna
hak ve hukuku gözetmeden
elde edilen kazançlar, sonunda kişiye zarar getirir.
Her sahip olunan şeyin bir de hesabı vardır.
Kimi zaman o hesap
büyük mahşer gününde
, kimi zaman ise
bu dünyada
görülür.
Kurtçuğun akıbetine düşmemek için,
hırsımızı dizginlemeyi ve kanaat etmeyi
bilmeliyiz. Kanaat eden kurtulur, hırsına yenilen ise ceviz kurdu gibi kendi içine hapsolur