Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim’de, özellikle şirkten sakındırdıktan hemen sonra anne ve babaya iyiliği emretmekte ve onların haklarının ne kadar büyük olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın! Ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya ve ellerinizin altında bulunanlara iyilik edin. Şüphesiz Allah, kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi sevmez.”
Rabbimiz başka ayetlerde de anne-babanın hukukuna dikkat çekmektedir:
“Bir zamanlar İsrâiloğulları’ndan; yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almıştık…” (Bakara, 2/83)
“Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi ve ana-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara ‘öf!’ bile deme; onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle.” (İsrâ, 17/23)
“Biz insana anne ve babasına iyi davranmasını emrettik.” (Ankebût, 29/8)
“De ki: Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin…” (En‘âm, 6/151)
Allah’a Kulluktan Sonra Gelen Emir
Ayetlerde dikkat çeken en önemli hususlardan biri, Allah’a kulluk ve şirkten sakınma emrinden hemen sonra anne-babaya iyiliğin zikredilmesidir. Bu durum, anne ve babanın İslam’daki yerini açıkça göstermektedir.
Anne-babaya iyilik, Allah’a şükrün bir göstergesidir. Anne ve babasını ihmal eden, onları kıran veya hor gören kimse, kulluk görevini eksik bırakmış olur. Rabbimiz, “Size göre iyi olan anne-babaya iyilik edin.” demiyor; şartlar ne olursa olsun anne-babaya iyiliği emrediyor.
Gerçek kulluk, anne-babanın gönlünü alabilmekle güzelleşir.
Peygamber Efendimizin Uyarısı
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Anne babasından birinin veya her ikisinin ihtiyarlık dönemine yetişip de cenneti kazanamayanın burnu yere sürtülsün!” (Müslim, Birr, 9)
Bu hadis, anne-babanın yaşlılık döneminin mümin için büyük bir fırsat olduğunu göstermektedir. Çünkü onların duasını almak, cennete açılan kapılardan biridir.
Mağaradaki Üç Kişinin İbretlik Kıssası
Allah Resûlü, ashâbına mağarada mahsur kalan üç kişinin kıssasını anlatmış ve anne-babaya yapılan iyiliğin nasıl büyük bir kurtuluş vesilesi olduğunu öğretmiştir.
Yağmurdan korunmak için bir mağaraya sığınan üç kişinin mağara ağzı büyük bir kaya ile kapanmıştı. İçlerinden biri, sadece Allah rızası için yaptıkları amelleri vesile ederek dua etmelerini teklif etti.
İçlerinden biri şöyle dua etti:
“Allah’ım! Benim yaşlı anne ve babam vardı. Her akşam süt sağar, çocuklarımdan önce onlara içirirdim. Bir gün geç kalmıştım. Eve geldiğimde onları uyur buldum. Uyandırmaya kıyamadım; çocuklarıma da onlardan önce süt vermek istemedim. Çocuklarım açlıktan ağlıyor, ben ise süt kabıyla anne ve babamın başında sabaha kadar bekliyordum. Allah’ım! Bunu yalnız senin rızan için yaptıysam bize bir çıkış yolu nasip et.”
Bu samimi duanın ardından mağaranın ağzındaki kaya açılmaya başladı…” (Buhârî)
Bu kıssa, anne-babaya yapılan ihlaslı hizmetin, insanı en zor anlarda bile Allah’ın yardımına ulaştıracağını göstermektedir.
Anne-Baba Cennetin Kapısıdır
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Anne-baba, kişinin cennete girmesine vesile olacak en büyük kapılardan biridir. Artık o kapıyı kaybetmek veya korumak sana kalmıştır.” (Tirmizî, Birr, 3)
Bugün anne ve babamız hayattaysa, onların kıymetini bilmeli; hayatta değillerse dualarımızla onları unutmamalıyız.
Müminin duası her zaman şu olmalıdır:
“Rabbimiz! Hesap görülecek günde beni, anne-babamı ve bütün müminleri bağışla.”
(İbrâhîm, 14/41)