Hüseyin Toptaş

Ayıyla dostluğun bedeli

Hüseyin Toptaş

Mevlânâ, Mesnevî'de yer verdiği ayı ile dost olan adamın hikâyesiyle, herkesle dost olunamayacağını; özellikle akılsız ve basiretsiz kimselerin iyi niyetlerinin bile felakete dönüşebileceğini çarpıcı bir örnekle anlatır.
Bir gün ormanda büyük bir ejderha bir ayıya saldırır. Tam onu yutmak üzereyken, oradan geçen genç bir adam ayının feryadını duyar ve yardıma koşarak onu kurtarır. Canını kurtaran bu adama büyük bir minnet duyan ayı, artık onun yanından ayrılmaz. Adam nereye gitse peşinden gider; sadık bir dost gibi onu yalnız bırakmaz. Ayının bu bağlılığı, genç adamın da hoşuna gider.
Birlikte ormanda dolaştıkları bir gün genç adam yorulur ve bir ağacın gölgesinde uzanıp uyumaya başlar. Ayı ise onu korumak için başında nöbet tutar.
Bu sırada oradan geçen bir yolcu onları görünce hayrete düşer.
— Bu ne hâl kardeşim? Bir ayıyla nasıl arkadaş oldun? diye sorar.
Genç adam, ejderhanın saldırısından başlayarak yaşananları anlatır.
Yolcu dikkatle dinledikten sonra şu uyarıda bulunur:
— Ayı sana minnet duyuyor olabilir. Fakat ayı yine ayıdır. Akılsız dostun sevgisine güven olmaz. İyiliğini istiyorsan ondan ayrıl.
Ardından sözlerini şöyle sürdürür:
— Ben de insanım, sen de insansın. İnsan, dostunu kendi cinsinden seçmelidir.
Fakat genç adam bu nasihati önemsemez. İçinden, "Beni kıskanıyor." diye geçirir.
— Sen yoluna git. Benim öğüde ihtiyacım yok, der ve yeniden uykuya dalar.
Bir süre sonra bir sinek gelip adamın yüzüne konar. Ayı, sineği kovalar; fakat sinek inatla tekrar geri gelir. Birkaç kez aynı durum yaşanınca ayı öfkelenir. Yakındaki iri bir taşı alır. Sinek yeniden adamın yüzüne konunca bütün gücüyle taşı sineğin üzerine indirir.
Sinek uçar gider; fakat taş, genç adamın başını parçalar.
Böylece genç adam, kötü niyetli bir düşmanın değil; akılsız bir dostun elinde hayatını kaybeder.
Bu kıssa, insanlar arasındaki dostlukların hangi ölçülerle kurulması gerektiğini anlatan ibretli bir örnektir. Çünkü zarar sadece düşmandan gelmez; basiretsiz dostun iyi niyetle yaptığı yanlışlar da insanı telafisi mümkün olmayan felaketlere sürükleyebilir.
Aynı gerçek devletler arasındaki ilişkiler için de geçerlidir. Güçlü devletlerle kurulan ilişkilerde yalnızca dostluk söylemlerine güvenmek yeterli değildir. Devletler, menfaatleri doğrultusunda hareket eder; şartlar değiştiğinde tavırları da değişebilir. Bu sebeple uluslararası ilişkilerde daima tedbirli, hesaplı ve uyanık olmak gerekir.
Bu gerçeği, merhum İsmet İnönü şu veciz sözüyle ifade etmiştir:
"Büyük devletlerle ilişki kurmak, ayıyla yatağa girmeye benzer; uyurken bile gözün açık olacak."
Bu söz, büyük güçlerle kurulan ilişkilerin taşıdığı riskleri ve sürekli dikkatli olmanın gerekliliğini vurgulamaktadır.
Milletimizin, "Ayıyla yatağa giren sonuçlarına katlanır." atasözü de aynı hakikati dile getirir. Dost seçerken de, devletler arası ittifaklar kurarken de sadece görünen iyi niyetle yetinilmemeli; akıl, basiret ve tedbir elden bırakılmamalıdır.
Çünkü bazen insanı düşmanı değil, yanlış seçtiği dostu felakete sürükler.

Yazarın Diğer Yazıları