Bir mümin, kâinatın ve ahiretin tek yaratıcısı ve sahibinin Allah’a, O’nun Meleklerine, kitaplarına, ahirete, Peygamberlerine ve kadere inanır. Bir mümin, herhangi bir konuda görüş belirtirken veya eylemde bulunurken, öncelikle söz ve davranışlarının Kur’an-ı Kerim’e, ardından sünnete (hadislere), daha sonra ise icmaya (müçtehitlerin fikir birliğine) uygun olmasına dikkat eder. Bu kaynaklarda açıkça hüküm bulunmayan konularda ise, bunlara aykırı olmayan örf ve aklî ölçüleri rehber edinir.
TARİHİN GÖRDÜĞÜ EN ERDEMLİ TOPLULUK: SAHABELER
Rabbimiz Kur’an’da, Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde ve İslam âlimleri icmalarında belirtmiştir ki, Hz. Âdem’den günümüze kadar yaşamış, halen yaşayan ve kıyamete kadar yaşayacak topluluklar içinde, Peygamberimizin sahabelerinden daha faziletli bir topluluk yoktur. Onlar en takvalı, en erdemli ve en yüce gruptur. Bu görüşün dayanaklarını şöyle sıralayabiliriz:
1- Ayetlerde Sahabeler
Rabbimiz, son mesajı Kur’an-ı Kerim’de sahabeler hakkında birçok övgü dolu ayet indirmiştir. Bunlardan birkaçı şöyledir:
a-“İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındırıp onlara yardım edenler (Ensar) işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.”(Enfâl, 74)
b- Muhacirlerden ve Ensar’dan ilkler, önde gidenler ve onlara ihsanla tabi olanlar… Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razıdır. Allah onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.”(Tevbe, 100)
c- “Allah, müminlerden, ağacın altında sana bey’at ettikleri zaman razı olmuştur. Kalplerindeki samimiyeti bildiği için onlara huzur indirdi ve onları yakın bir fetihle mükâfatlandırdı.”(Fetih, 18)
d- “Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler; onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”(Haşr 9)
2- Hadislerde Sahabeler
Peygamberimiz (s.a.v.) de sahabelerini övmüş ve onların faziletlerini birçok hadisinde dile getirmiştir:
a- “İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra onları takip edenler, sonra da onları takip edenlerdir.”
b- “Beni gören veya beni göreni gören bir Müslümana ateş değmeyecektir.”
c- Ashabıma sövmeyin. Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sizden biri Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd (bir avuç) hatta yarım müdd bile olamaz.
d- “Ashabımdan birisi nerede ölürse, kıyamet günü oranın halkı için bir nur ve bir rehber olur.”(Ahmed b. Hanbel)
Bu ve benzeri birçok hadis hem sahabelerin tümünü, hem de Ensar ve Muhaciri ayrı ayrı
Övmektedir.
SAHABE HAKKINDAKİ FARKLI GÖRÜŞLER
Bu kadar açık ayet ve hadislere rağmen, bazı kişi ve gruplar cehalet, gaflet, siyasi çıkar veya ihanet sebebiyle sahabeler hakkında olumsuz ve yanlış görüşler ortaya atmışlardır. Bu gruplar azınlıkta kalsalar da ümmetin birliğine zarar vermişlerdir. İslam ümmetinin büyük çoğunluğunu oluşturan Ehl-i Sünnet âlimleri, bu konuda net görüşler belirtmişlerdir. Örneğin: İmam Tahavî Şöyle Der:
“Biz Resulullah’ın ashabını severiz. Ancak hiçbirini aşırı ölçüde abartmayız (hatasız, masum saymayız). Hiçbirinden de yüz çevirmeyiz. Onlara buğzedenleri ve kötü söz söyleyenleri hoş görmeyiz. Onları sevmek din, iman ve ihsandır; onlara buğzetmek ise küfür, nifak ve tuğyandır.”
SAHABEYE SALDIRI, ÜMMETE SALDIRIDIR
Bu görüşleri hatırlatmamın sebebi, tarihte bazı sapkın grupların ve hatta devlet başkanlarının, siyasi veya dünyevi çıkarları uğruna, ayet ve hadislere rağmen sahabe efendilerimiz hakkında olumsuz sözler sarf etmiş olmalarıdır. Onları bu gafletten kurtarmak hepimizin görevidir. Daha da önemlisi, bu gruplar mezhepçilik yaparak ümmetin nesillerini ifsat etmekte ve bölücü faaliyetler yürütmektedir.
Ehl-i Sünnet görüşünde olanlar, “Müslümanım” diyen herkesi Müslüman kabul ederler, ancak gaflete de düşmezler. Yavuz Sultan Selim dedelerinin şu sözlerini asla unutmazlar:
“İran, yüzyıllardır bir İslam memleketidir. Fakat son dönemde Şah İsmail ortaya çıkarak ecdadının yolundan ayrılmış, sahabelere küfreden ve lanet okuyan bir mezhebi yaymaya çalışmıştır. Onların yolu küfürden daha tehlikelidir. Eğer tövbe etmezlerse bizim ilk savaşımız bunlarla olacaktır…” Bu ifadeler, İslam birliğini korumanın ve Kuranda övülen sahabe efendilerimizin şerefini muhafaza etmenin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Bu satırları okurken şu anda Maduro’nun kaçırılması ile zirve yapan eşkıyalığa karşı duracak insanların kendilerine örnek olacak neslin ancak sahabe efendilerimiz olduğunu hatırlamaları gerekir.
Kaynak: Lütfi AYHAN
Selçuk Üniversitesi’nin Sessiz Ama Güçlü Yükselişi…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.