
Ülkenin ve özellikle milli eğitim camiasının kilitlendiği bir cinayet. İstanbul’da Çekmeköy’de bir okulda meydana gelen vahim olayda bir saygıdeğer öğretmenimiz, hemşehrimiz Fatma Nur Çelik hanımefendi rahmetli oldu. Rahmetli hocam için görev yaptığı İstanbul’da 3 Mart’ta bir tören düzenlendi. 4 Mart Çarşamba gününde Konya’mızda ebedi istirahatgahına uğurlandı.
İnsanlara maddi değerlerin yanında manevi değerleri de yüklemezseniz sonuç bu olur. Hatırlayın sık sık ABD’de ve nadiren AB’de meydana geliyor. Silah edinmenin çok kolay olduğu kovboylar ülkesi ABD’de lise öğrencisi edindiği silah ile okul veya sınıfı basıp öğrencileri tarıyor. Toplu katliamlar 10’lu 20’li ölümler. Bizdeki gibide değil onların demokrasileri saldırganı vururlar.
Fatma hocamın olayı biraz farklı. Eğitimde geldiğimiz noktayı gösteriyor. Öğrencinin bilinçsiz bir şekilde okulda bulduğu insanlara bıçakla saldırması. İki öğretmen, bir öğrenci yaralanmış. Saldırganın saldırılanlara karşı bir husumeti falan yok. İfadesinde “kız arkadaşımdan ayrıldım, moralim ve psikolojim bozuktu. Kimi gördüysem bıçak salladım” diyor. İfadede en önemli durum ve tespit ise “ben devamlı yanımda bıçak bulundururdum”. Aman Allah’ım bu nedir.
Dizilerden tabancalı, tüfekli, kılıçlı, bıçaklı şiddet içeren dizileri izleye izleye geldiğimiz hal bu maalesef. Daha önemli bir detay rahmetli Fatma Nur hocam cinayet öncesinden okul idaresine güvenlik önlemi alınması için başvuru yaptığı da aşikar.
Nerede, nerelerde hata yapıyoruz. Hata bir değil ki, birden fazla. Eskilerde bizim devirlerimizde cadde ve sokaklarda dahi yanında not defteri taşıyan öğretmenler vardı. Elleri öpülesi öğretmenler. Sözde değil özde dar gelirli öğrencilere paltosunu veren öğretmenler vardı.
Öğrenci velisi çocuğunu okula verirken eti senin kemiği de senin mantığı ile verirlerdi. Şimdilerde sözüm ona öğrenci velileri de bilinçlendi güya. “Benim çocuğuma bir şey yapamazsın hoca” mantığına döndük. Zira adalet öğrenciden yana. Öğrenci velisinin en iyi bildiği kurumlardan idari mahkemeleri geliyor. Yazılı kağıtlarına dahi itiraz ederseniz idari mahkemeden dönüyor.
Yeni nesil farklı. Yerel görevimiz esnasında 42 şehir gönüllüsü kapsamında liselere bazı tecrübe paylaşımı derslerine katıldım. Aman Allahım! Öğrencilerde öğretmenden korku, öğretmene saygı, öğretmeni sevgi kalmamış. Amiyane tabiri ile öğretmeni makaraya almak, kafa bulmak eğitimi veriyorlar.
12 Eylül öncesinde Polisler dahi sendikal faaliyet içindeydiler. Sosyal Demokrat fikre sahip polisler Polder milliyetçi, mukaddesatçı polisler Polbir sendikası altında birleştiler. Polisler arasında dahi bir kutuplaşma oluverdi.
Bereket versin bazı kurumlarda bu sendikalaşmayı kaldırdılar da rahat ettik.
Şu anda da milli eğitim camiasında da bir farklı sendikalaşma var. Eğitim Birsen, Eğitim İş ve diğerleri. Üye çoğunluğuna göre yetkiyi sen aldın, ben aldım tartışmaları. Devletin Adalet, Sağlık, Güvenlik ve Milli Eğitim Kurumlarında sendikalaşmanın olmaması lazım.
Bir diğer konu özellikle okul idarecilerinin liyakat doğrultusunda atamalarının yapılması gerekiyor. Liyakatli bir idareci güvenlik kurumları ile iletişime geçerek okulunda güvenliği sağlar, disipline eder. Bir öğrenci yanında sürekli bıçak taşır ve devletin kurumu da bunu görmezden gelir! Bizim zamanımızda bırakın bıçak kontrolü, arada sınıflara giren okul idarecileri tarafından sigara var mı yok mu kontrolü yapılırdı.
Son sözü yine vefakâr öğretmenlerimize verelim. Rahmetlinin ardından konuşan bir meslektaşı diyor ki; Fatma hocamla aynı görüşe sahip değildik ve sendikalarımız dahi farklıydı. Ancak ciğerim yanıyor. Milli Eğitim nasıl bu hale geldi.
En önemli vurgusu da şu olmalı. “Mesleğin öğretmene verdiği özgüveni çaldılar” Hakikaten de öyle. Sendikal faaliyetler dahil, milli eğitim sistemimizin tekrar bir gözden geçirilmesi lazım.
Geleceğimizin teminatı gençlerimiz bıçağı bırakıp silaha sarılmadan önce elimizi çabuk tutalım.
Katil öğrenci biraz hapis yatar. Yaşından dolayı en az cezayı alır. Olan benim rahmetli Fatma Nur Çelik hocam ve ailesine olur. Bir aile dağılma noktasına geldi.
Rabbim mekanını cennet, makamını Ali eylesin. Nur içinde yatsın.
Kaynak: Mehmet HANÇERLİ

Anlaşılan o ki, yüzümüz güldürmeyecekler…