YAZARLAR

Ali İhsan Sabis Paşayı ilk defa babamdan duydum. Lise yıllarındayken merakımdan da olsa gerek muhterem babamla sürekli tarihsel dönemleri tartışır, zaman zaman verimli tartışmalarda, fikir alışverişlerinde bulunurduk. Yine öyle bir zaman da, babam bana sen hiç Ali İhsan Paşayı duydun mu diyerek sormuştu. Tabii ben bu sorunun cevabını veremedim. Duymamıştım daha öncesinde. Sonrasında milli mücadele döneminde önemli bir general olduğundan bahsetti aslında birçok başarının arka planında onun ismi vardır ama fazlaca anlatılıp ön plana çıkartılmaz demişti. Bu fikrinin arkasında ise dönemin derin yapılanması olduğunu da ilave etmişti. Hatta bir gün, yüksek öğrenimi esnasında dönemin İnkılap Tarihi hocası ile bu konuyla alakalı bir münakaşaya girmiş, ilgili hocaya Sabis Paşayı sorduğunda, hoca, ben öyle birini tanımıyorum cevabını vermiş. Tabii bu durum babamın hoşuna gitmeyerek olayı aslında biraz daha büyüterek hocanın bu konudaki bilgisini sorgulamış. Aslında durumun hocanın bilmemesiyle alakalı olmadığı sonradan anlaşılmış. Tarihçi hoca Paşayı çok iyi bilmesine rağmen, ideolojik saplantısı yüzünden Ali İhsan Paşayı gerici olarak görüyormuş. Ülkemiz ne yazık ki yıllardır bu hastalıklı düşüncelerin değişmemesi için çaba sarf eden kişilerin tahakkümü altında kaldı.

Gelelim Ali İhsan Paşaya…
Ali İhsan Sabis 1902’de Topçu Harbiyesi’ni, 1905’te ise Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni birincilikle bitiren, askerî bilgisi üst düzeyde olan, seçkin bir subaydı. Balkan ve Birinci Dünya Savaşı’na katılmış, Irak Cephesi’nde ve İran içlerinde yapılan muharebelerde kazandığı başarılar ordu içerisindeki ününü arttırmıştı. I. Dünya Savaşı bittikten sonra, Osmanlı Devleti Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzaladıktan sonra İstanbul’a dönen Sabis Paşa, İngilizler tarafından Haydarpaşa Garında tutuklanacaktı. O dönemin önemli paşalarının sürgün olarak gönderildiği Malta’da otuz ay esir olarak kalacak sonucunda fırsatını bulup firar ederek anavatana ulaşacaktı. 5 Ekim 1921 Tarihinde, Mustafa Kemal Paşa’nın da katılımı ile üst düzey bir karşılama töreni yapılarak aslında fiilen Milli Mücadeleye katılım sağlanmıştı. Mustafa Kemal Paşa ve Sabis Paşa ile Erkan-ı Harbiye’den ortak arkadaşlardı. Mustafa Kemal Paşa, Sabis Paşaya çok değer veriyor ve Milli Mücadeleye büyük yararlar sağlayacağını düşünüyordu. Nitekim süreç böyle ilerlemeyecekti. Paşa, kendisinden iki dönem geride olan ve generalliğe daha sonrasında yükselen İsmet İnönü’nün altında onun emrinde bir konumda yer alacaktı. Ali İhsan Sabis hatıratında izzet-i nefsini bir kenara bırakarak vatana hizmet edebilmek gayesiyle görevi kabul ettiğini, bunda Fevzi Paşa’nın 15 güne kadar Yunanlar üzerine taarruz edileceğini söylemesinin de etkili olduğunu yazmaktadır. Olayların gittikçe büyümesi sonrası, İsmet İnönü, Ali İhsan Paşayı, İstiklal Mahkemesine gönderecek orada yargılanmasını sağlayacaktı. Kurulan bu komplo neticesinde Ali İhsan Paşa her ne kadar beraat etse de kısa süre sonra emekli olup askeri kariyerini noktalanacaktı. Milli mücadele dönemimiz zaferlerin yanı sıra bir takım hesaplaşmalar ve entrikalar sonucunda da çok ilginç bir hal almıştır. Zaman çok çabuk geçiyor ve her şey değişiyor. Bir Tarih Öğretmeni olarak bana Sabis Paşayı soran maalesef yok. Keşke babamın devrindeki nesil bizim öğrencimiz olsaydı da bizler heyecanlı gözler ile anlatılmayan tarihi olayları aktarabilseydik…

> Yeni Meram >Yazarlar > Unutulan Milli Mücadele Dönemi Paşası
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.