YAZARLAR

Yazı için oturduğum saatlerde otuz bir ili kapsayan kırksekiz saatlik sokağa çıkma yasağı devam ediyordu. Her ne kadar sokağa çıkma yasağının ilan edilme şekli ve saati konusunda eleştiriler olsa da yaygın bir uyum gözleniyor. Devlet/millet uyumu açısından çok önemlidir. Ben yasağın ilan edilme şekil ve saatinde kamu otoritesinin bir maslahat gözettiği kanaati taşıyorum. Nitekim İçişleri Bakanı bu konuda açıklama yaptı ve yaklaşık iki yüz elli bin kişinin marketlere koşarak izdiham görüntüsü verdiğini söyledi. Keşke olmasaydı. Ama olan bitenin yakinen takip edilip görüntülerin analiz edilmesi toplumsal tepki ve refleksi ölçme açısından fevkalade değerli tecrübe demektir.

***

Küreselcileri cin çarptı. Milenyum çağının cini C19 küstah, kibirli hegomanların façasını çizdi. Eski çağlarda zamane cinleri lokal faaliyet gösterir ve bölgesel etki yapardı. Küreselleşme çağında haliyle küresel cin olmalıydı. Öyle de oldu. Uzayda koloni kurmaya kalkan, kara taşın üstündeki kara karıncayı uzaydan izlediğini Firavunca bir kibirle ilan eden bilim dininin köleleri aylardır binlerce insanı telef eden bir mikro organizma karşısında zebun oldular. Milyondan fazla vaka aylardır ortada. Binlerce ölüm var. Ama kara gecede kara karıncayı uzaydan izlediğini iddia edenler bu mikro organizma hakkında hiçbir şey bilmiyor. Yüzlerce boş laf. Yaman çelişkiler. Bu görünmez mikro organizma karşısında buldukları tek çözüm antik çağlara dönüş. İnsanları eve tıkmak…
Ne oldu bilimsel kibrinize…

***

Iraklı tüccar veba ile karşılaştı. Dedi nereye gidiyorsun. Veba dedi Bağdat’a gidiyorum. Bağdat’ta ne işin var dedi tüccar. Can alacağım biraz dedi veba. Ne kadar can alacaksın. Fazla değil beş bin can dedi veba. Aradan yaklaşık altı ay geçti tüccar işitmişti, Bağdat’ta vebadan altmış bin kişi öldü. Karşısına gelen vebaya öfkeyle söylendi. Hani beş bin can alacaktın altmış bin kişi ölmüş. Veba sakin cevap verdi. Valla ben beş bin can aldım, diğerleri korkudan öldüler.

***

Afrika’da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Oyun basittir. Çocukları belirli bir yerde yan yana sıraya dizer ve açıklar: “Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak.” Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır. İşte o anda bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar. Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.

Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar. Aldığı cevap hayli manidardır; “Biz ubuntu yaptık… Yarışsaydık, aramızdan sadece bir kişi yarışı kazanacak ve birinci olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir?
Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik. Ubuntu bizim dilimizde “Ben, biz olduğumuz zaman Ben’im demek.”

Musibetler hepimizi insanî özümüze döndürür inşallah.

> Yeni Meram >Yazarlar > KÜRESELCİLERİ CİN ÇARPTI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.