YAZARLAR

Dışındaki sert kabuğa bakıp ne heybetli canlılar denilen ancak kaynar suya atılıp canlı canlı haşlandıktan sonra zevk için tüketilen ıstakozlardan bahsetmek istiyorum bugün. Etrafına bir zararı olmayan o dış kabuk onu tehlikelerden korumak için vardır ve esasında ıstakoz o sert bir kabuğun içinde yaşayan narin, yumuşak bir canlıdır. Bu zavallı canlının maruz kaldığı ölüm şekli insanlık dışıdır! Hâlbuki ıstakozların insanlığa büyük ders verir nitelikte hayat hikâyeleri vardır. Şöyle ki ıstakozun yumuşak olan vücudu kabuğun içerisinde büyümeye başladığında kabukları aynı oranda genişlemediği için kabuğu dar gelmeye ıstakozu sıkmaya başlar. Baskı altında kendini rahatsız hisseden ıstakoz avcı balıklardan korunmak için bir kaya dibine sığınır ve orada kendi kabuğunu kırmak için amansız bir mücadele verir. Uzun çabalar sonrası kabuğunu kırarak kendisine daha rahat yaşayacağı yeni bir kabuk inşa eder ve hayatta kaldığı her süre ve büyümeye devam ettiği her an bu işlem kendini tekrarlar. Istakozun büyümesini, yenilenmesini, gelişmesini ve değişmesini sağlayan tetikleyici mekanizma onun baskı içinde ‘’rahatsızlık hissiyatı’’ duymasıdır. Eğer ıstakoz bu durumdan rahatsızlık duymasa yaşadığı bu zorluğa göre hareket etmese değişim ve gelişim hiçbir zaman gerçekleşmeyecek ve kabuğundan çıkamayan ama ondan rahatsız olup çatlayarak ölen bir canlı olacaktı.
Istakozun hayatı insanlığa müthiş ders verir nitelikte bir metafordur. Düşünsenize bizler de içsel olarak geliştiğimiz ancak dışımızdaki hayat şartları ve sınırlarımız yani bizi çevreleyen kabuğumuzun dar geldiğini hissettiğimiz zamanlarda değişim ve gelişim için risk alarak o kabuğu kırmak istemedik mi? O kabuğu kırarken yaşadığımız acıyı karşılaştığımız riskleri ve bunun sonucunda oluşan tehlikeyi yaşamadık mı? Tehlikelerden korunmak için bir kenara veya kimi zaman sessizliğe bürünüp zırhımızı güçlendirdikten sonra hayata kaldığımız yerden devam etmedik mi?
Hayatlarıyla bizlere örnek olan bu canlılardan almamız gereken birkaç ders vardır.
1. Baskı ve stres karşısında yıkılmak, kurban rolüne bürünmek, birilerini suçlamak, eleştirmek, yakınmak ya da ötelemek çözüm getirmez aksine sorunları gözümüzde büyütür ve daha çok zorluğu kendimize çekmemize sebep olur. Bunun yerine baskı ve stresi gelişim için bir uyaran olarak görerek fırsata dönüştürmeye çalışmalıyız.
2. Eğer yürüdüğümüz yolda hiçbir zorluk yoksa o yol bizi hiçbir yere götürmez! Bir şeyler karşısında zorlanmak değişmeye çalışmak insanlığın her zaman ilerlemesini sağlamıştır. Başarılı insanların hayat hikayelerini okuyun ne tür zorluklar görüp yaşayıp çabalamışlar ki günümüzde adlarından söz ettiriyorlar!
3. Her şeye sahip olmak hazıra konmak hiç bir şey için çaba sarf etmemek yaşama olan heyecanı yok eder. İnsanoğlu taş devrinden bu yana mücadeleyi sever zorluklara karşı kazanma ve başarma hırsı onu hayata tutundurur. Babası çok başarılı ve dünyaca ünlü olan Henry Ford’un oğlunun intihar mektubundaki şu sözü hiç unutmam ‘’ Baba, hayal edip de ulaşamadığım hiçbir şey olmadı. Ne varsa önceden hazırlamışsın, hiçbirinde benim emeğim yok. Mutsuzluktan mahvoldum. Gidiyorum…’’ Başta da söylediğim gibi her şeye sahip olmak zorluk nedir bilmemek mücadele etmemek insanın ayakta ve hayatta kalmasına engel olabilir. En büyük buluşlar çaresizlikten en büyük başarılar yokluktan gelmiştir!
4. Nasıl yapacağız peki dediğinizi duyar gibiyim. İlk şart değişimi istemektir! Değişimi bir başkası değil sadece kendimiz gerçekleştirebiliriz ve bunun için en başta istemek ve buna hazır olmak gerekmektedir. Neyi değiştireceğiz peki? Tek bir cümle zorluklara karşı ‘’bakış açımızı’’. Yaşadığımız zor ve stresli zamanlarımız büyümenin işareti olan zamanlardır. Asıl olay bunun farkına varmaktır.
5. Sonrasında değişim için varolan alışkanlıklardan vazgeçip konfor alanını terk etmek çok zorlasa da insanı değişim için bunu yapmak zorundayız çünkü biliyoruz ki aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar üretemeyiz!
Evet değerli okuyucularım bu mücadeleler esnasında çok yorulup dayanamayacağımız noktaya geldiğimiz her seferinde Hz. Mevlana’nın şu sözünü hatırlamakta fayda var “Her şey üzerine gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme; çünkü orası gidişatın, kaderinin değişeceği yerdir.’’

> Yeni Meram >Yazarlar > Istakoz Metaforu
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.