YAZARLAR

ABD’de geçtiğimiz haftalarda başkanlık seçimi yapıldı. Trump ve Biden iki başkan adayı olarak yarışa katıldı. Hiçbir dönemde olmadığı kadar, Türk medyası özellikle son üç aydan bu yana olağanüstü ilgi gösterdi. Nerdeyse her iki liderin de seçim çalışmaları tüm detaylarıyla servis ediliyordu. Ayrıca TV tartışma programlarında, açık oturumlarında akademisyenler, gazeteciler, askeri stratejistler, siyasiler, hukukçular, güvenlik uzmanları ve emekli diplomatlar seçim konusunu, sonuçlarını ve beklentileri enine boyuna tartıştılar. Özellikle başkan adaylarının geçmişleri, mevcut konumları ve gelecekleri konusunda özel hayatlarından, bürokratik ve ticari hayatlarına kadar irdelendiler, analiz edildiler. Büyük bir kısmını takip etme ve dinleme fırsatım oldu.
Farklı görüşler, yorumlar ve yaklaşımlar olmakla birlikte %75’e yakının ortak noktalarda birleştiğini müşahede ettim.
Siyasetin doğası gereği zaman zaman siyasi tarafların birbirlerini senin adamın, benim adamım gibi suçlamalarda bulunduklarına da şahit olduk. Belki oturumların en üzücü tarafı buydu diye düşünüyorum.
Bu oturumlardan çıkardığım sonuç şu oldu.
1- Son derece donanımlı, akademisyen, stratejist, askeri komutan, uluslararası hukukçu, güvenlik uzmanı gibi kadrolarımızın olduğunu gördüm. Hepsinin de birleştiği ortak nokta şu idi; “İkisinin de canı cehenneme, bunların hedefi Türkiye’yi bölmek, daracık bir alanda hapsederek terbiyeli çocuk olarak kalmasına izin vermek, dikleşirse de tepesine vurmak, davranış ve anlayışlarına yön veren kültürel değerlerinden, milli şuur/ruh tan uzaklaştırılmış, dünya vatandaşlığı heveslisi bir nesil yetiştirmek”
2-İşin sevindirici tarafı şu, kadroların pek çoğunun halen ülkemizin önemli üniversitelerinde, devletimizin farklı kurum ve kadrolarında görev başında olmaları. Şüphesiz yürütmenin, siyasi kadroların bunlarla istişare içinde olduklarını düşünüyorum.
Çevremizde olup bitenlere baktığımızda, bu kadar çok bilinmeyenli denklemlerin içinden çıkabilmemizin de bu uygulamaların bir sonucu olduğuna inanıyorum.
3-15-20 yıl önce bu kapsamda programlar ve oturumlara çok rastlamıyorduk. Ağırlıklı olarak taraflar sadece siyasilerden oluşurdu.
Trump veya Biden, hangisi gelirse bize ne olur, ne yaparlar?
Değerli dostlarım, biz bu iki kitabı da okuduk. Yukarıda da bahsettiğim gibi her alandaki uzmanlarımız bunların her bir kelimesine kadar analizini yaptılar, devletimize hükümet eden bütün birimlerimize, kurumlarımıza raporlarını vererek gerekli bilgilendirmeleri yapmışlardır. Bunu neye dayanarak söylüyorum:
Sahaya bakarak söylüyorum. Sahada yaşadığımız olumlu ve olumsuz anıları özet olarak bir hatırlayalım.
1-İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere 30 ilde, ABD ve Avrupa’nın kanı ve geni bozuk emperyalistleri ve içimizdeki işbirlikçileri tarafından iç savaş provası başlatıldı. Yerli ve yabancı medya kurumları canlı yayın hazırlıklarını yapmışlar, iç ve dış finansörler kaynaklarını aktarmış, çakal sürülerinin barınacak otelleri tahsis edilmişti.
Başta HDP ve CHP olmak üzere bazı siyasiler destek vermek için sokaklara inmişlerdi. Esas planlayıcı aktör FETÖ, devlet içine sızmış elemanlarıyla birlikte yangını körüklüyordu. Bu süreçte yüzlerce esnafın iş yerleri yakıldı, yıkıldı, yağmalandı.  Devletin yüzlerce araç gereci yakıldı ve hasarlandı.
Bu olayın en üzücü tarafı neydi?
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu parti/CHP’nin bu sahnede yer alması.
ABD ve Avrupa sevinç naraları içinde canlı yayın yapıyor, CHP ve HDP ile röportajlar yayınlıyordu.
Gezi ihanetinin ülkemize maliyeti 100 milyar doları aşmıştır.%0.5 seviyelerine inen faizler artmış, 180 milyar doları aşan MB rezervimiz düşüşe geçmiştir.
Ne diyordu CHP’nin Genel Başkanı, “Gezi, demokrasinin şahlanış hareketidir” şimdi de aynı şeyleri söylüyor.
İşte ABD’yi bunlar cesaretlendiriyor, “Erdoğan’ı indirmek gerekiyor” diyor.
2-Gezi’de hezimete uğrayınca ikinci planı devreye soktular.17-25 Aralık kumpası, Tayyib Erdoğan’ı ameliyat masasında öldürmek, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı tutuklayıp içeri almak.
CHP buna ne dedi, “Tayyip Erdoğan yüce divanda yargılanmalı”
Ülkenin zararı milyarlarca dolar. Bu da ABD’yi cesaretlendirdi.
3-15 Temmuz işgal hareketi. Alçak, kafir, hain FETÖ örgütünün, PKK’nın, ordumuza sızmış üniformalı satılmışların işgal hareketinde 250 şehidimizi verdik. Başkomutanımızın dik duruşu ve milletimizin topyekûn direnişiyle çakal sürülerini tarihin çöplüğüne gömdük. Kalıntılarının/artıklarının bir kısmı yurt dışına kaçtı, bir kısmı da kodeslerde. Bu süreçte elbette at izinin it izine karışması sonucu bazı vatandaşlarımız mağduriyet yaşadılar. Geç de olsa çoğunun mağduriyetleri giderildi. Görevlerine döndüler. Bu şekilde olan bazı kardeşlerimizden şu cümleleri duymamız da bizi memnun etmiştir: “Bunu bir imtihan olarak kabul ediyorum, ne yapalım, devletimiz ayakta, vatanımız bize kaldı.”
CHP ve yandaşları buna ne dedi; “Bu bir kontrollü darbedir. Esas darbe olağanüstü hal (OHAL) ilanıdır.”
Bu laf gerçek CHP’li, vatan sevdalısı kardeşlerimizin lafı olamaz. Çünkü onların da pek çoğu direnişe katılmış, meydanlara inmişti.
Bu cümleyi onlara geleceğin ABD başkanı olacak Biden kulaklarına sufle etmişti.
Şimdi daha iyi anlıyoruz, Kılıçdaroğlu’nun sonuçlar bile net değilken Biden ağabeyini aramasını.
İşte bunlardır ABD’yi cesaretlendiren.
Ey varlığının temellerini kan, gözyaşı ve zulmün oluşturduğu ABD, “Biz yüz yıllarca üç kıtaya, adaletin, özgürlüğün ve şefkatin hakim olduğu bir imparatorluğun küllerinden aynı tarihi misyona sahip Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduk, Can Azerbaycan’ımızla tek millet iki devlet olduk, artık karşınızda dünkü terbiyeli çocuk yok. Yeniden Büyük Türkiye ve Türk milleti/Türk dünyası var.
Azerbaycan’ımızın zaferi kutlu olsun.

> Yeni Meram >Yazarlar > İKİSİNİN DE CANI CEHENNEME!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.