YAZARLAR

Şüphesiz yazarken en zevk aldığım yazılardan biri olacak. Tarihi insanlık tarihine kadar uzanan, şanlı Türk tarihi için kritik bir öneme sahiptir Ağustos ayı. Önce Oğuzların, Kınık boyuna mensup Selçuklulardan bahsedelim. 1040 yılında kurulan Büyük Selçuklu Devleti zamanla yönünü batıya çevirmişti. “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi” kalıplara sığmayan, bozkırda deli bir tay gibi sürekli menzile doğru ilerliyordu. Bu menzil “Kızıl Elmaydı”. Anadolu’ya ilk akınlar her ne kadar devletin ilk döneminde yapılsa da sistematik bir hale gelememişti. Selçuklular, Sultan Alp Arslan’dan önce, İslâm dünyasında itibar elde etmiş, halifenin korumalığını üstlenmişti. Hal böyle olunca hedefler daha fazla yükselmiş ve yıllardır Bizans’ın kontrolünde bulunan Anadolu hedef haline gelmişti.

26 Ağustos 1071 (Türkler Geliyor)

Tam da bu tarih. Tarih o günü bir başka yazacak, güneş o gün başka doğacak, dünyanın yörüngesi o gün daha farklı hissedilecek. Sultan Alp Arslan o günden önce neler planlamıştı acaba, kaç kere kafasının içinde savaşı yaşadı, strateji geliştirdi. Kızıl Elma yolunda en önemli mihenk taşına tam da o gün ulaşıldı. Bir Cuma sabahıydı gök kubbe şan ve şerefe tanık oldu. Atının kuyruğunu bağlamıştı bir kere sultan… Bu işin sonunda ölümde var dedi. Şehit olmakta var, hüsran ve mağlubiyette var. Ama dedi ama; Allah var. O yaradan ki müjdelemişti kitabında “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.” Malazgirt’te yer gök inledi o gün. Allah’ın arslanları düşmanın üzerine atıldı, yaydan çıkan hedefine ulaşan bir ok gibi. İşte o gün, sarsılmaz temel bir imanla, İslam’ın sancaktarları, Türkler tarihe unutulmaz bir mühür vurdu.

26 Ağustos 1922 (Fıtrat Değişir Sanma, Bu Kan Yine O Kandır)

Bizans’ın torunları tam tamına 851 yıl beklediler, çabaladılar. Sultan Alp Arslan’ın torunlarını, Anadolu’dan atabilmek için. Umutları vardı belki ama son sözü Türkler söyledi. Gazi Paşa’nın tarih dersleri hep iyi olmuştu. Şimdi tarihte okuduğu Malazgirt Zaferinin bir benzerini yazma fırsatı eline geçmişti. Aynı tarihte, bir tokat daha atılacaktı. Bizans yıkılsa da, Bizans zihniyeti pes etmiyordu. Tarihler 26 Ağustos 1922 olunca, Türk ordusu taarruza geçti. Bir aslanı kafese koymayı düşünen çakallara karşı, yer gök tekrar yıkılıyordu. Türk Milletinin tarihsel süreçteki en önemli kritik serüveni böylece sonlanmış bulunmaktaydı. Geriye ne mi kaldı? Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır. Tarih, Türk Zaferlerini yazmaya devam edecek…

> Yeni Meram >Yazarlar > Fıtrat Değişir Sanma!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.