YAZARLAR

Geçtiğimiz hafta, siyasi, mali ve muhabere alanlarında düşüşler yaşandı. Düşen düşene… Bu konuları değerlendirelim istedik.

İlk ele alacağımız konu… Azerbaycan toprağı olup da 28 yıldır Ermenistan işgali altında bulunan Karabağ düştü, elhamdülillah. Rusya’nın arabuluculuğunda iki devletin başkanları bir araya gelerek ateşkesi imzaladılar. Burada en netameli konu da, Karabağ’ın tamamı kurtarılmadan böyle bir anlaşmanın imzalanması. Karabağ’ın eski haritalara göre tamamının devri yapılacak mı? Ya da Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın “Anlaşmayı imzalamasaydım, Karabağ’ın tamamını Azeri ordusu alacaktı” sözü ne anlama geliyor? Anlaşmanın şartlarını ve gelişmeleri birlikte göreceğiz. Karabağ’ın tamamının mı yoksa bir kısmının mı azat edildiğini…

Hep “tek millet, iki devlet” diyoruz. Sultan Alparslan Malazgirt Meydan Muharebesi’ni kazandıktan sonra, Bizans İmparatoru Romen Diyojen’i serbest bırakmıştı. Yine Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u fethettiğinde gayrimüslimlere müsamahakâr tavrı ortadadır. Bunlar milletimize has, hoşgörülü tavırlardır. Ancak Sayın Aliyev’in televizyon kanallarında, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile ilgili küçültücü tavırları, bir millet kavramına pek uymadı gibi.

Bir diğer düşüşü Donald Trump’ta yaşadık. Sıcak, görkemli, dünya jandarmalığı koltuğunu vermemek adına bir hayli mücadele etti. Demokrasinin zirvesinde yer aldığına inandıkları ABD ülkesinde oy çalma, hırsızlıklar, posta yoluyla oy kullanımındaki usulsüzlükleri dillendirdiler. Seçim sonuçlarını kerhen de olsa kabullenen Trump, koltuğu devredecek. Ancak tuhaf olan ve şık olmayan koltuğu devredinceye kadar şu aşamada yaptığı atamalar, görevden almalar…

Temayül gereği ve uygun olan koltuğun sahibi Sayın Joe Biden’ın kendi ekibi ile çalışması. Sanki bu tür atama ya da görevden almaları Biden’ın yapması daha uygun olur. Ancak karşımızda, zinhar kaybetmeyi sevmeyen bir Trump var. Sayın Biden’ın dünya ve Türkiye siyasetini de birlikte göreceğiz.

Düşüşünü, hem de sert düşüşünü birlikte gördüğümüz bir de döviz ve altın cephesi var. Günlük değişiyor, ancak yüzde 10-12 arası bir düşüş yaşandı ve aşağı yönlü hareket devam ediyor. Bu sert düşüşün esprisi pek anlaşılamadı. Ekonomistlerin ifadelerine göre doların yıl sonu tahmini 8.60’lar civarında idi. Buna rağmen dolar kasımın ilk haftasında 8.50’leri çoktan aşmıştı. Aynı oranlarda hem döviz, hem de altın cephesindeki yükseliş şu an itibariyle düşüşe geçti.

Sayın Cumhurbaşkanı kendi ifadeleriyle, döviz ve altındaki bu yükselişin spekülatif olduğunu ve Türkiye’yi ekonomik olarak zora sokmak isteyenlerin ekonomiyi çökertme planları olarak nitelendirdi. Normalinde Hazine Bakanı Sayın Albayrak’ın görevden affını istemesi ve Cumhurbaşkanı’nın istifasını kabulünden sonra, dövizde bir yükselişin olacağı hesaplanırdı. Ancak beklenenin aksine set bir düşüş ve normal değerlerine oturma görüldü. Tabii ki vatandaşın anlamakta zorlandığı bazı konular da yok değil. Bilindiği gibi yurt dışından dövize endeksli akaryakıt alıyoruz. Bedelini de döviz cinsinden ödemekteyiz. Pekala, dövizin % 10-12 değer kaybettiği bir dönemde akaryakıt fiyatlarının 19 kuruşluk artışı ne ile izah edilir? Bu yapılan zam değil de fiyat ayarlaması ise, bunu da detaylı bir şekilde irdelemek lazım. Şimdiye kadar bütün tüketim malzemelerindeki fiyat artışlarını dolar ve dövize bağlıyorduk. Peki inşallah döviz ve altın böyle giderse, bu fiyat düşmelerini bütün tüketim malzemelerinde yaşayacak mıyız? Kafasına göre ekmek fiyatlarını artıran Türkiye’deki Fırıncılar Odasının bundan sonraki mazeretleri ne olacak, göreceğiz. Temennimiz bu düşüşlerin devamı ve fiyatların normal seviyelerine çekilmesi. Ancak döviz düşerken akaryakıttaki 19 kuruşluk artış göz önüne alınırsa, vay halimize! Ancak yapılan hatadan dönülerek bugünden itibaren akaryakıta 32 kuruşluk indirim geldi.

Türkiye’nin tüketim toplumundan çok acil üretim toplumuna geçmesi lazım. Devlet üretim yapanların, sanayicilerin, desteklenmesi hususunda tüm kaynaklarını seferber etmeli. Ve en önemlisi coğrafi açıdan, askeri alanda kendi silahımızı kendimizin yapmasının sağlanması. Kanada gibi densizlik yapan ülkelere “Biz onu da yapıyoruz” diyebilmeliyiz. Deriz, ve bundan sonra da diyeceğiz.
Saygılarımı sunuyorum.

> Yeni Meram >Yazarlar > DÜŞÜŞE GEÇENLER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.