YAZARLAR

Aile, içindeki her bireyin bir parçasını oluşturduğu kompleks ve dinamik bir yapıdır. Çocuklar da bu yapının içerisinde yaşamın temel öğretilerini kazanırlar. Peki anne-babanın ilişkisi bu öğretilerin seyrini ne denli değiştirir ve yönlendirir? Diye başlayalım söze.
Elbette anne-babanın mutlu olması, kavga etmemesi çocuğun güvenli ve huzurlu bir evde büyümesini sağlayacaktır. Birbirini seven, saygı duyan, yardımlaşan, duygusal destek alan ve verebilen eşler, sadece çocuklarına iyi birer model olmakla kalmıyor. İlişkisinden tatmin olan ve mutlu hissedebilen birey, çocuğuna da daha verimli, kaliteli bir ilgi alaka sunabiliyor. Anne-babanın tek rolü anne baba olmak değil elbette,aynı zamanda yürütmeye ve yaşamaya çalıştıkları karı-koca ilişkisini de sürdürmektedirler ve bu ilişki içersinde zaman zaman anlaşmazlıklar,kavgalar tabiki olabilir. Buradaki en önemli nokta bu anlaşmazlıkları nasıl yönettikleridir. Kavgalar yaşanıyor ve “Aman çocuklar duymasın! Görmesin, anlamasın” gibi bir yaklaşım sergileniyorsa,olumsuzluklar hep çocuktan saklanıyorsa, her şey dört dörtlükmüş gibi göstermeye çalışılıyorsa iyi niyetle dahi olsa onlara zarar verebilir. İleriki dönemde eş ilişkisinde olmadık beklentilere girmesini sağlayabilir
Çocuk kendisinden bir şeyler saklandığını tabi ki hisseder ve bu derece saklandığına göre vahim bir durumun içinde olduklarını zannedip daha çok stres altına girebilir. Birey yerine konmadığını hissedebilir, onu üzmemek için sizin daha çok çaba harcadığınızı hissederek suçluluk duyabilir. Eğer sağlıklı bir şekilde ifade edilebiliyorsa, insana ait hiçbir duyguyu çocuktan gizlemeye gerek yoktur, aksine paylaşılmalıdır. Çocuklar sanılanın aksine oldukça güçlü varlıklardır.
Bunun tam tersi yanında ciddi kavgalar oluyor, hakaretler ve şiddete varan davranışlar sergileniyor, ya da ebeveynlerden biri evi terk ediyorsa bu da; özellikle egosantrik dönemde olan çocuğun hayatını tepetaklak edebiliyor. Egosantrik dönem 3-6 yaşı kapsar ve bu dönemde çocuk iyi veya kötü her türlü olayın kendinden kaynaklandığını düşünür. Çünkü henüz muhakame becerisi kazanmamıştır. Kavganın sebebi kendisi olmasa bile kendisiymiş gibi üzülebilir, anne ya da baba evi terk ediyorsa onun yüzünden olduğunu düşünebilir, daha iyi bir çocuk olsaydım bunlar olmazdı diye düşünebilir ve bu durumda yoğun suçluluğun getirdiği çocukluk depresyonu baş gösterebilir; veya da ciddi özgüven problemleri yaşanabilir.
Peki biz ne yapacağız? yanında tartışsak da tartışmasak da bu onu hep etkileyecek mi? Aslında bu sorunun cevabı çok basit. Az önce de belirttiğim gibi çocuklar hayatı evde öğrenirler. İnsanlar nasıl tartışırlar, nasıl konuşurlar, nasıl barışırlar bunları da evde öğrenirler. Her şeyin fazlası zarardır tamamen ondan sakınmak da tamamen onun yanında yıpratmak ve yıpranmak da öyle. Anne babanın sağlıklı yetişkinler olarak tartışmaları ve bunun akabinde küslük bile olsa çocuğun yanında barışmanın sağlanması gerekir ki çocuk barışmanın nasıl gerçekleştiğini öğrenmeli, aynı zamanda tartışmalar olsa bile birbirini seven insanların buna rağmen ilişkilerini sürdürebildiğini öğrenmelidir. Bu felsefeyi benimseyen farkındalık sahibi anne babaların çocukları oldukça çözümleyici, iletişim kurabilen, bozulan ilişkiyi de tamir edebilecek güçte olacaktır.

> Yeni Meram >Yazarlar > Çocuklar duymasın mı?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.