YAZARLAR

Bundan yıllar yıllar önceydi insanlar söyleyeceği sözü on düşünür bir söyler, söylerken de ince eleyip sık dokurdu.

Hatta söyleyeceği sözü öyle bir tartardı ki lafın nerelere varacağını da hesap eder öyle ifade ederdi. Ve söylediği sözün etkisi de o derece başarılı olur du ki ‘taş gediğine oturmuş’ denirdi.

Tabi bunlar hep yıllar önce olan ve hala bir jenerasyon üzerinde etkisi devam eden kültür olarak kaybolmaya yüz tutmaya başlamış gerçekler olarak kaldı.

Aradan geçen zaman her şeyi değiştirdiği gibi bu kültürü de inanılmaz bir şekilde farklılaştırmaya başladı.

Hele hele bilişim çağının ortaya çıkması hatta ceplere kadar girmesi ile bu durum çok daha karışık hal almaya başladı.

Önceleri sadece gerçek anlamda iletişim için kullanılan teknoloji daha sonralar mailleşmelerle devam etti.

Ardından çıkan anlık mesajlaşma uygulamaları durumu daha farklı hale getirdi. O dönem insanlar hal hatır paylaşımları yaparken gelişim arttıkça mahalle dedikodularının etkin yapıldığı platformlar haline geldi.

Durum öyle bir hal aldı ki Ortadoğu da Arap baharının filizleri bile tuşların arasından çıkıp koskoca ülkelerin alanlarında çınarlaşmaya başladı.

Bugün artık kontrolü sağlanamayan dahası kişinin kendi elinde olmayan bir bilişim ağı sarmalamış durumda her yanımızı. Nereden bakarsanız bakın bir şekilde hepimizi etkileyen bir hastalık olarak yayılmış bünyelere ve bu hastalığın en büyük reaksiyonlarından birisi de ‘linç kültürü’ olmuş.

Bugün hangi platformu kullanırsanız kullanın fikirler, düşünceler görüşler az bir şey farklı olsun paylaşım doğru olsa bile altında mutlaka ‘linç etmek’ görevmiş gibi olumsuz ifadeler görmek mümkün oluyor.

Tartışmak doğruyu bulmak esasından uzak, benim tarafımda değil düşüncesiyle eleştirmek en büyük onur olmuş artık.

Yorum veya paylaşım yapılırken insani duygulardan uzak sevgi, saygı, hoşgörüden yoksun ve en önemlisi “kul hakkı” bilincinden kopuk şekilde ‘yargısız infaz’ neşter vurulmayan ‘UR’ gibi yayılmış her yöne…

Oysa Rabbimiz yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de Hucurât Suresi 12. Ayet’te ne buyuruyor:

Ey o bütün iman edenler! Zannın birçoğundan çekinin çünkü zannın ba’zısı vebaldir” (Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinden)

Bu ayet günümüz ‘olaya vakıf olmadan yorumlayanlara’ en büyük cevap ve uyarıdır. Çünkü günümüz ismiyle ‘Linç etmek’ diğer ismiyle ‘zan’, iyice bilmeden tahmine göre konuşmak, fikir yürütmek ve bilgi vermektir ki, âyet bu tür kötü alışkanlıktan müminleri men etmektedir.

Çünkü zanda yalan ve iftira vardır. Zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı hakka hiç isabet etmez, etmeyince de başkasının hakkına ait hususta o şekilde aleyhine hüküm bühtan ve iftirâ ve bundan dolayı bir vebal olur. Özellikle zannın kaynağı yalnız nefsi işler olduğu zaman hata daha büyük olur.

‘Salla’ gitsin…

Nasıl olsa kimse kimseyi bilmiyor görmüyor değil mi?

Ya da çamur at izi kalsın gibi düşünceleri çoğaltmak mümkün.

Ama atlanan en önemli nokta ise bugün ister sahte hesaplar veya kimlikler olsun ister klavye delikanlılıkları olsun bunların hepsinin hesabının verileceği bir dünya olduğudur.

İsmi belli olan hesaplardan yapılanlar ayrı, bir de ismi belirsizlerin yaptıkları ‘Kul Hakkı’ noktasında altından kalkamayacakları bir günahın içinde olduklarını bilmelidirler.

Bu unutulmaması gereken en önemli gerçektir.

Onun için bu gerçeği her an hayatımızda düstur edip bilişim çağının en büyük hastalıklarından birisi olan ‘linç kültürü’ tedavisinde kullanmanızı öneririm.

Kalın sağlıcakla vesselam…

mgumus@yenimeram.com.tr

> Yeni Meram >Yazarlar > Bilişim çağının hastalığı: Linç kültürü
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.