Lütfi Ayhan

Korkulan oluyor mu ne?

Lütfi Ayhan

İnternette dolaşan şu haber pek önemli: “Yapay zekâ ilk kez bir devlete saldırdı, ortalık karıştı. OpenAI,  ( Y. Zeka şirketi, Saldırıyı yapan yazılımın sahibi)  ‘Modellerimiz, amaçlamadığımız eylemlerde bulundu…"

İletişim ve ulaşımdaki baş döndürücü gelişmeler, tüm dünyayı küresel bir köye çevirdi Dünyadaki insanları, bilhassa çocukları ve gençleri, aynı tornadan çıkmış gibi birbirinin aynısı yapan dijital imparatorluğun, yapay zekâ ile geldiği noktada işler çok karıştı. Yapay zekânın “tüm insanlığı yok edeceği” fikri ile “Yok yahu! Onun gelişmesiyle insanlar çalışmadan, geçim derdinden kurtulacaklar; gezip tozup eğlenecekler; eşleriyle, dostlarıyla sohbet edip gönüldaşlarıyla ibadet yapacaklar.” görüşü kıyasıya mücadele ediyor.

Ben daha önce ikinci maddeyi öne çıkaran birkaç yazı yazmıştım. Tabii konunun uzmanı olmadığım için bu konudaki görüşlere birkaç fikir katarak bu işi yapmıştım.

(Bu arada, bu işin nereye varacağıyla ilgili —olumlu ve olumsuz yönleriyle— en yetkili ağızlar bile net bir şey söylemekten kaçınıyorlar. “Bilemiyoruz.” demekle yetiniyorlar.
Yetkililerden kastım, yapay zekâ sistemlerinin sahibi olan şirketlerin sahipleri ve CEO’ları.) Bugün medyaya düşen, girişte bahsettiğimiz Avustralya hükümetinin sağlık verileri portalına yönelik siber saldırı haberi, yapay zekâya olumsuz bakanları haklı çıkaracak türden.

YAPAY ZEKÂYA OLUMLU VE OLUMSUZ BAKANLARA BİRKAÇ MİSAL

Küreselciler, bu işe yatırım yapanlar, “Bilimde sınır yoktur; gidebildiği yere kadar gitsin. Oh be! Robotlar çalışacak, insanlar hayatını yaşayacak.” diyenlerin oluşturduğu grup ile; “Maazallah! Bu gidişle insan nesli robotların emrine girecek, yapay zekâ insanlara hâkim olacak, dünyadan Âdemoğulları silinecek…” diye düşünen grup arasındaki görüş mücadelesi devam ediyor.

Mesela ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın gelecekte ABD ekonomisi ve ulusal güvenliği açısından kritik bir rol oynayacağını, yakında “Yapay Zekâ Kuvvetleri” kurulacağını; ayrıca yakın zamanda bir “Yapay Zekâ Çarı” atayacağını duyurdu…
Buna karşılık, bu işin kötüye gittiğini, bu yüzden yapay zekâ sahibi olan şirketlerin artık daha fazla ileri gitmemesi gerektiğini savunanlar da ürkütücü ve korkunç senaryolar yazıyorlar. Bunlardan biri de yapay zekânın fikir babalarından Geoffrey Hinton. Hinton, “Bir şeyler yapmazsak bu durum kontrolden çıkacak.” diyor.
OpenAI’da eski bir yönetişim ve güvenlik araştırmacısı olan Daniel Kokotajlo, şirketin yapay zekâ güvenliğini ikinci plana atarak yapay genel zekâ (AGI) yarışında pervasızca ilerlediğini savunarak OpenAI’dan, 2 milyon doları teperek ayrılıyor)
Bu arada aynı şirketin üst Yöneticisi (CEO) Sam Altman, "yapay zekânın hızla gelişen kapasitesinin beraberinde getirdiği riskler nedeniyle insanların teknolojiden endişe etmekte haklı olduğunu" söylüyor.

Türkiye’de de konu ile ilgili görüş belirten birçok etkin ve uzman kişi var. Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın Hoca bunlardan biri. Hoca diyor ki: “İnsan, yapay zekâyı kucağında bir yırtıcı hayvan gibi büyüttü; şimdi yapay zekânın kucağında bir oyuncak oldu. İnsan, insanlığını unuttu....”

Şu gerçekleri asla unutmayalım: Makinelerin merhameti, sevgisi, nefreti olmaz. Yani kablodan, bakırdan, plastikten, demirden üretilen bir araçtan iyilik ummak, merhamet dilenmek ne kadar fıtrata uygun?
Kendi dünyamızdan kovduğumuz vefayı, acımayı, sevmeyi, iyiliği...Cansız maddelerde aramak, insanoğlunun en dramatik arayışlarından biridir.
Yapay zekâ çalışmaları, eğer bu hızda ve genişlikte ilerlerse, çok yakında işçinin, memurun, çiftçinin, hâkimin, mühendisin yerinde; cansız, ruhsuz, merhametsiz; lâkin işini çok daha iyi yapan robotlar olacak.

Geoffrey Hinton’un konu ile ilgili sözleri cidden korkutucu: “Bir şeyler yapmazsak yapay zekâ kontrolden çıkacak!”
Bu uyarı hangi anlama geliyor? Gün gelecek, insan eliyle monte ettiği makinelerin esiri olacak.

ÖNCEKİ DEVRİMLER İNSANIN KAS GÜCÜNE KARŞIYDI

Teknolojideki bu devrimin/değişimin, daha önceki sanayi devrimlerinden önemli bir farkı var.
Öncekiler —mesela buharlı trenler ve gemiler, traktörler, kamyonlar, kepçeler, uçaklar…— insanın kas gücüne, kol kuvvetine karşı yapılmış icatlardı.
İlk defa yapay zekâ, insanın aklına, zihnine göz dikmiş durumda. Tehlike burada.

Tehlikenin bir başka yönü ise hayata yeni atılacak  gençlerin belirsizlik iklimine savrulmaları. Nereyi okursa okusun, hangi mesleği seçerse seçsin, belki de uğruna ömrünün önemli bir devrini harcadığı mesleği, yarınlarda belki de hiçbir işe yaramayacak. Bu gerçek onları ümitsizliğe ye'se sürüklüyor.

Korkutucu bir taraf daha var. O da yapay zekânın dünyada bir elin parmaklarını geçmeyen firmaların (şirketlerin) elinde olması. Yani tüm dünya birkaç şirkete, birkaç aileye esir olabilir. (Yapay zekâ şirketlerinin sahipleri/firmaları, bugün büyük zararlar etmelerine rağmen yarın elde edilecek bu muazzam ve korkutucu gücü düşünerek kepenk kapatmıyorlar.)
Tüm bunları düşününce devletimiz acilen (Prof . Dr.  İsmail Hakkı  Aydın Hoca'nın dediği gibi)  Yapay Zekâ Enstitüsü veya Yapay Zekâ Üniversitesi kurmalı. 
(Allah Her şeye kadirdir. Her şeyin Perçemi Allah'ın (CC) elindedir)

Yazarın Diğer Yazıları