Lütfi Ayhan

'Devletin gözü, devletin kulağı'

Lütfi Ayhan

Asırların oluşturduğu insanlık tarihinde; insan, cemiyet, halk, siyaset, yönetim, devlet gibi kelimeler birçok değişikliğe uğramışlar, çok farklı anlamlara bürünmüşlerdir. Bunlardan devleti ele alalım.  Bazı medeniyetlerin devlet tanımları şöyledir:

1- Yunan:
Devlet, insanın doğasından kaynaklanan organik bir yapıdır ve ahlaki olgunlaşmanın en üst aşamasıdır. Devletin temel amacı ortak iyiliği ve adaleti sağlamaktır.

2- Liberalizm:
“Gece bekçisi” veya hakem. Devlet, bireysel özgürlükleri korumak için sınırlandırılması gereken yapay bir sözleşmedir.

3- Marksizm:
Sınıf baskı aracı. Egemen sınıfın (burjuvazinin), ezilen sınıfı (proletaryayı) kontrol altında tutmak için kullandığı bir aygıttır.

4- Faşizm:
Bireyin üstünde, ulusal veya ırksal iradenin somutlaşmış hâlidir. “Her şey devlet içinde, hiçbir şey devlet dışında değildir.”

5- Sosyal demokrasi:
Sosyal dengeleyici ve koruyucu. Serbest piyasanın yarattığı eşitsizlikleri törpüleyen, refahı paylaştıran bir mekanizmadır.

6- Anarşizm:
Gayrimeşru bir baskı aygıtıdır.

İSLAMIN DEVLETE BAKIŞ AÇISI

İslam’a göre devlet; insanların dünyevî huzurunu, toplumsal adaleti ve uhrevî (ahiret) saadetini sağlamak için var olan ahlaki ve hukuki bir araçtır. İslam’ın devlet ile ilgili tanımındaki en büyük fark, “insanların uhrevî saadetini” sağlama görevini de üstlenmiş olmasıdır.
Bu konuda birkaç âlimin görüşleri şöyle :

Fârâbî

a- Devlet, insanların tek başlarına karşılayamadıkları ihtiyaçlarını yardımlaşarak gidermek ve “gerçek mutluluğa” ulaşmak için kurdukları en yetkin toplumsal organizasyondur.

b- Erdemli devlet sağlıklı bir insan bedenine benzer.  Kalp (yani devlet başkanı/filozof kral) bedeni nasıl yönetiyorsa, yetkin lider de devleti öyle yönetmelidir.

İbn Haldûn

Devlet, toplumsal bir zorunluluktur; çünkü insanlar doğaları gereği vahşi eğilimlere sahiptir ve onları durduracak üstün bir otoriteye (devletr) ihtiyaç vardır.

Mâverdî

Devlet, “nübüvvetin (peygamberliğin) halefi olarak dini koruma ve dünyayı yönetme” işlevini gören bir kurumdur. Devletin meşruiyeti; ahlak, adalet ve şeriata bağlılığı ile ölçülür.

Gazzâlî

Din ile devlet ikiz kardeştir. Din bir temel/bina, devlet ise onun koruyucusudur.

DEVLET  İNSANA BENZER

Değişik kültürler, farklı medeniyetler, ayrı dinler ve ideolojiler; insan vücudu ile devlet arasında benzerlikler kurarlar. Bunlardan en yaygın olanı şudur:
“Bedenin tümüne bir devlet dersek;

beyin vezir,

kalp şah,

kollar polis/asker,

gövde ve ayaklar halk…”

Buna ek olarak bazı medeniyetler, (mesela Pers medeniyeti)  devletin en büyük organlarından biri olan istihbaratı (güvenliği) göze ve kulağa benzetmişlerdir.  Devletlerinde “şah gözü”, “şah kulağı” sıfatını taşıyan güvenlik memurları istihdam etmişlerdir.

Mazide devlete, onun yapısına, amaçlarına, devletle ilgili görüş ve düşüncelere böyle kısa bir göz attıktan sonra, günümüzdeki devletlerin yapılarını, sistemlerini, organlarını ve amaçlarını göz önüne getirerek, bizim devletimiz başta olmak üzere dünyadaki devletlerin istihbarat yapılarına kısa bir göz atalım. (Bunun nedeni; son günlerde kamuoyumuzu meşgul eden Kurtlar Vadisi dizisi, MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun hapishanedeki ölümü, bu ölümün üzerindeki şüpheler ve bu konuda ileri sürülen farklı görüşlerden yola çıkarak, devlet dediğimiz o devasa büyüklükteki yapının ve ona ait kurumların nihayetinde insanlar tarafından yönetildiğini; bu kurumlarda görev alan kişilerin fikir, görüş ve düşüncelerine göre yön kazandığını anlatmak istememdir.)

Amacım ne bu dizi ile bu ‘ölüm’/‘cinayet’ arasında bir bağ kurmak;  ne de o günlerde yaşanan siyasi ve sosyal olaylara bir açılım getirmektir. Bunlar beni aşan konular. Benim amacım; tarihte de günümüzde de gerek insan dediğimiz en gelişmiş varlığın, gerekse onun kurduğu en büyük ve en güçlü siyasi oluşum olan devletin özünde fazla bir değişiklik olmadığı gerçeğini dile getirmektir.

Devletin sarayları, orduları, istihbarat teşkilatları, yasaları, kurumları ve sınırları olabilir. Fakat bütün bunların arkasında nihayetinde insan vardır. İyi insanlardan oluşan bir toplum, iyi kurumları meydana getirir; iyi kurumlar da güçlü ve adaletli bir devletin temelini oluşturur. İşte burada devletin gözü ve kulağı meselesi önem kazanır.

Sözünü ettiğimiz hadisede (Kozinoğlu’nun’ ölümü’) her şey devlete ait kurumlarda (hapishane, hastane, ambulans) cereyan ediyor. Olay ile ilgili kişilerin hepsi devlet görevlisi. İnşallah bu ‘ölümde’ bir kasıt ve ‘ihmal’ yoktur. Maazallah böyle bir netice ortaya çıkarsa şu anlaşılır: Devlete ait gözler ve kulaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. Devletimiz gereğini yapmalıdır. (Bu konuda ciddi adımlar atıldı)  

Devletin gözü, yalnızca gizliyi görmek; kulağı, yalnızca gizliyi duymak için değildir. Asıl mesele, gördüğünü nasıl yorumladığı, duyduğunu nasıl değerlendirdiğidir.

Çünkü gören göz, duyan kulak yine insana aittir. İstihbaratın topladığı bilgi kadar, o bilginin kimlerin elinde olduğu ve hangi maksatla kullanıldığı da önemlidir. Devlette görev alan farklı siyasi görüşlere, dini inançlara, mezhebi mensubiyetlere, ideolojik bağlılıklara   sahip insanlar aynı haberi, aynı olayı farklı değerlendireceklerdir. (Aynı durum tüm devletler içinde geçerlidir. ABD ve İran’a bakın bu tezatları görürsünüz.)   Güçlü devlet yalnızca çok gören, çok duyan, çok bilen devlet değildir;  gördüğünü adaletle değerlendiren, duyduğunu hakkaniyetle tartan, gücünü hukukla sınırlayan ve insanın devlet için değil, devletin insan için  olduğunu unutmayan devlettir.

Yazarın Diğer Yazıları