ABD halkı kasım ara seçiminde Trump'a kanlı dış politikasının bedelini ödetti. Siyasette hiçbir yenilgi tesadüfi değildir; her sandık sonucu, iktidarların geçmişte ektiği tohumların bir hasadıdır.
ABD’de gerçekleştirilen 2026 Kongre ara seçimlerinde Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti’nin uğradığı büyük hezimet de tam olarak böyle bir hasattır.
Bu mağlubiyetin arkasında kuşkusuz yüzlerce iç ve dış dinamik vardır, ancak resmi çok daha net ve yalın okumak gerekirse; Trump hükümetinin Orta Doğu’da yürüttüğü akıl dışı, adaletsiz ve körü körüne politikalar bu çöküşün ana sebebidir.
Trump, ABD'den binlerce kilometre uzaktaki topraklarda yaşanan insanlık dramlarına gözünü kapatmakla kalmayıp, bu zulümlere doğrudan ortak olunca Washington yönetimi ektigi rüzgarın kasırgasını biçti.
Hem Gazze katliamlarında, hem İran zulümlerinde , hem de Lübnan saldırılarında katliam şebekesinin liderliğini yapan Binyamin Netanyahu’ya koşulsuz destek veren Trump, adeta bir katili kendisine kılavuz edindi. İran’da bu kılavuzluk ortaklığa dönüştü. Bir atasözümüzün de hatırlattığı gibi; kılavuzu karga olanın...Akıbeti bellidir. Amerikan diplomasisi bu neticeyi yaşıyor şimdi.
Trumpun uğradığı hezimetin birçok nedeni var. Bunların başında,
Gazze direnişi gelir.Gazze halkı sergilediği eşsiz destanla tüm dünya vicdanını uyandırdı. Batı başkentlerindeki sokaklardan küresel meydanlara kadar insanlık, dökülen haksız kana karşı ayağa kalktı. Bu büyük uyanış, sadece halkları harekete geçirmekle kalmadı; yıllardır her sıkıştıklarında ABD’ye bel bağlayan Körfez ülkelerinin de gözünü açtı. Washington’un bencil ve güvenilmez koruma şemsiyesinin aslında ne kadar çürük olduğu gerçeği, tüm çıplaklığıyla bölge monarşilerinin yüzüne çarpıldı. Bu jeopolitik uyanış ve hayatta kalma arayışı, bölgede tarihi kırılmaları tetikledi. Körfez'in kendi göbeğini kendisinin kesmesi gerektiğini anlamasıyla, kolektif güvenliğe dayalı yeni bölgesel paktlar doğdu.
Mekke ve Bedir İttifakı
Bu ittifaklar ve stratejik ortaklık tam da bu sürecin birer sonucu olarak kuruldu. 10 milyonluk İsrail’in korkularını gidermek batıl ve doymak bilmeyen emellerini gerçekleştirmek uğruna 8 milyar insanın hayatını kabusa döndürme düşüncesi Trumpa pahalıya mal oldu.
Bu yanlış siyasetin faturası hem küresel piyasalara hem de bizzat Amerikan halkının mutfağına kesildi.
İsrail’in saldırganlığına açılan o devasa kredi, bölgedeki dengeleri altüst ederken İran’ın misillemelerini tetikledi. Bölgedeki Amerikan üslerine vurulan darbeler ve dünyanın en kritik enerji damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz hattında yaşanan kilitlenmeler, o şaşaalı "Amerikan hegemonyasının" aslında ne kadar kırılgan olduğunu tüm dünyaya ilan etti.
Tırmanan bölgesel gerilim, petrol fiyatlarını fahiş seviyelere fırlattı. Akaryakıtın pahalanması; lojistik ağlarını felç etti, gıda fiyatlarını uçurdu, yiyecekten içeceğe her kalemde hayatı çekilmez bir pahalılığa sürükledi.
İNTERNETİN ETKİSİ
Dijitalizmin güçlenmesi de Trump'un yenilgisinde rol oynadı. Çünkü haberleşme tekeli kırıldı. Elinde telefon olan herkes bir haber merkezi haline geldi. Dolayısıyla ABD başta olmak üzere devletler haberleri tam yönlendiremediler. Bu sebepten Amerikalı seçmen sandığa giderken cebindeki paranın eridiğini, market arabasını dolduramadığını gördü. Trump’ın uzaktaki bir katilin peşine takılarak yaktığı ateş, döndü dolaştı New York’taki, Teksas’taki, Ohio’daki sıradan vatandaşın cüzdanını yaktı. Donald Trump her ne kadar "Ben oy pusulasında yoktum" diyerek faturayı üstünden atmaya çalışsa da, seçmen mesajını doğrudan onun zihniyetine verdi. Kılavuzunu doğru seçemeyen, barış yerine zulmün ve kanın arkasında saf tutan bir yönetimin küresel gücü de azalır, halk nezdindeki meşruiyeti de biter. Sandıktan çıkan tarihi hüsran, sadece bir parti değişimi değil; adaletsizliğin, pahalılığın ve yanlış kılavuzların Amerikan halkı ve uyanan dünya vicdanı tarafından tasfiye edilmesidir.