Günümüzde İnsanların çoĝu , sadece bugünün ekonomik zorluklarıyla değil, yarının belirsizliğiyle, derin bir gelecek korkusuyla boğuşuyorlar. Bunun arkasında, sığınacak bir "umut limanının" kalmayışı yatıyor.
Siyaset kurumu, kitlelerin bu ağır yükünü hafifletmek yerine, kendi iç krizleriyle meşgul. Bir tarafta iktidar blokunun adı konulmamış ' fon vurgunları' ve ekonomik krizler karşısındaki şaşkınlığı, diğer tarafta ise alternatif olması beklenen muhalefetin elinde olan belediyelerdeki 'yolsuzluk' iddiaları ve soruşturmaları ile çaresizliği . Bu karamsar tablo halkın adalet, güven ve gelecek duygusunu kökünden sarsıyor. Üstelik içteki bu daralma, sınırların ötesindeki küresel yangınlarla büyüyor.
ABD ve İsrail’in Gazze’den Lübnan’a, Suriyeden İran’a, Yemen'den Arabistan'a uzanan hattı sürekli bir savaş çemberinde tutması, enerji piyasalarını ve petrol fiyatlarını uçuruyor. Ukrayna-Rusya savaşının getirdiği küresel tedarik zinciri ise dünya ekonomisini sarsmaya devam ediyor.
Tam bu noktada, geçmişte bir "istikrar ve refah" merkezi olarak görülen Avrupa da derin bir kaosun içine sürükleniyor.
DÜNYA S.O.S VERİYOR. ÇARE?
Çözüm, ne tek başına ekonomik paketlerde ne de askeri paktlardadır. Kurtuluş, makro düzeyde yapısal, mikro düzeyde ise ahlaki bir zihniyet devriminde saklıdır.
Türkiye’nin içindeki öfke sarmalını dağıtmanın ilk adımı, siyasete ve adalete olan inancı yeniden inşa etmektir.
Sınırsız şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilk adım olmalı. Muhalefetin belediyelerden, İktidarın fonlardan yediği darbelerle açılan yaralardan akan kanlar ancak "mutlak şeffaflık" " mutlak adalet" merhemleri ile durdurulabilir.
Gelecek Korkusuna Çâre
Gençlerin gelecek korkusunun temel sebebi işsizlikten ziyade tembellik ve adaletsizlik gibi görünüyor. Dijitalizmin getirdiği yersiz endişe ve anlamsız ürküntü de tedavi bekleyen bir başka marazdır.
"Ne yaparsam yapayım, arkamda bir güç yoksa başaramam" inancı toplumu çürütüyor. Bu hastalıkların tedavisi bir an önce yapılmalı
Dünya İçin Kurtuluş Reçetesi: Mekke İttifakı
Âdemoğulları yeni bir Küresel düzen bekliyor. 300 yıla yakındır dünyaya hükmeden Batı sistemi çöküşün eşiğinde.
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ve bugün sadece güçlülerin çıkarlarını koruyan "çürümüş küresel sistem konkordota ilan etmek uzere.
Uluslararası hukukun yeniden canlandırılması için BM gibi işlevini yitiren kurumların yerine yeni etkin kurumlar kurulmalı. Gazze de, Lübnan’da, Venezuellada, İran’da. Türkistan'da yaşanan insanlık dramlarına göz yumulması, dünyayı bir "orman kanunu" rejimine sürüklemektedir.
Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, Batı'nın çifte standartlarından arınmış yeni bir uluslararası denetim mekanizması kurulmalıdır. İnşallah Mekke İttifakı bu arayışa bir başlangıç olur. Dünyayı 4 asra yakın adaletle idare eden Osmanlı'nın torunları tüm dünyaya bir umut ışığı yakar. Peygamberimizin ve sahabelerin yaşadığı o yüksek ahlak hatırlanır da bu büyük ye'se çare olur.