Lütfi Ayhan

Göklere ve gönüllere müjdeler olsun bahar geldi

Lütfi Ayhan

(Taşlar baharlarda bile yeşermez. Ol sebepten toprak ol da, senden renk renk güller yetişsin. Yıllardır gönüller incittin,  kalpler kırdın. Yeşermek için birazcık da toprak ol" Mevlana mealen)

Dünyanın dört bir yanında insanlık ağır bir imtihandan geçiyor. Özellikle içinde bulunduğumuz coğrafyada yıllardır savaş, zulüm, gözyaşı ve adaletsizlik dinmek bilmiyor. Gazze’den Türkistan’a, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar mazlumların feryadı semaya yükseliyor. Bir yanda çocukların gözyaşı, diğer yanda menfaat uğruna susan vicdanlar… İnsan bazen bütün bu karanlığa bakınca, rahmetin yeryüzünden çekildiğini düşünecek hâle geliyor.

Fakat Rabbimizin rahmeti öyle sonsuzdur ki, en umutsuz zamanlarda bile kullarına yeniden dirilişin işaretlerini gösterir. İşte bu yıl ülkemizde ve özellikle Konya’da yaşanan bahar mevsimi adeta bunun en güzel örneklerinden biri oldu. Uzun yıllardır ne Anadolu ne de Konya böylesine bereketli, böylesine yağışlı, böylesine canlı bir bahar yaşamıştı. Yağmurlar sadece toprağa değil, insanın içine de yağdı. Kuruyan yalnızca toprak değildi; gönüller de susamıştı rahmete…

Aylarca çatlayan topraklar şimdi suya kavuşmuş bir insan gibi derin bir nefes aldı. Dağlar, ovalar, yaylalar ve uçsuz bucaksız bozkırlar rahmetin sembolü olan yemyeşil bir aba giymiş gibi yeniden dirildi. Bir zamanlar sarıya çalan, kuraklığın hüznünü taşıyan topraklar bugün hayatın en güzel renkleriyle süslenmiş durumda. Tabiat, sanki ilahi bir sanatkârın elinden yeniden çıkmış gibi…

Yeşilin her tonu yeryüzüne hâkim olmuş. Beyaz, sarı, mor, kırmızı ve mavi çiçekler tabiatın üzerine serpiştirilmiş bir nakış gibi insanın gözünü ve ruhunu dinlendiriyor. Dağ eteklerinde açan papatyalar, gelincikler, kır çiçekleri adeta baharın dilini konuşuyor. İnsan bazen bu manzaralara bakarken kendisini bir ressamın tablosunda hissediyor.

Yıllardır kuru yatağında sessizce bekleyen dereler yeniden çağlamaya başladı. Kurumaya yüz tutmuş göletler, gölcükler ve barajlar rahmetle doldu. Eskiden çatlamış toprakların üzerinde yükselen toz bulutlarının yerini şimdi suyun serinliği aldı. Konya Ovası gibi yıllardır kuraklık tehlikesiyle mücadele eden bir yerde yağmurun ne demek olduğunu en iyi çiftçi bilir. Çünkü çiftçi yağmura sadece su olarak bakmaz; o, rahmeti, umudu, ekmeği ve geleceği görür.

Bugün Konya’nın bozkırına çıkan herkes başka bir güzellik görüyor. Rüzgârın önünde dalga dalga salınan ekinler, meyveye duran ağaçlar, yeşile bürünen tepeler ve kuş sesleriyle canlanan kırlar… Bütün bunlar sadece tabiatın değil, aynı zamanda umudun da yeniden dirildiğini gösteriyor.

Aslında insan ile tabiat arasında derin bir bağ vardır. Toprak kurursa insanın gönlü de kurur. Yağmur yağınca sadece ağaçlar değil, insanın iç dünyası da ferahlar. Baharın gelişi yalnızca mevsim değişikliği değildir; aynı zamanda ruhun yeniden nefes almasıdır. Modern hayatın beton duvarları arasında sıkışıp kalan insan, çoğu zaman gökyüzüne bakmayı, yağmurun sesini dinlemeyi, bir çiçeğin açışındaki hikmeti görmeyi unutuyor.

Oysa her yağmur damlası Rabbimizin rahmetinin bir tecellisidir. Her filiz, yeniden dirilişin habercisidir. Kuruyan toprağın suyla can bulması bize şu hakikati hatırlatır: Ümitsizlik yoktur. Nasıl ki ölü gibi görünen toprak baharla yeniden diriliyorsa, kararan gönüller de merhametle, imanla ve umutla yeniden hayat bulabilir.

İNSANLIK BUNU BEKLİYOR

Bugün insanlığın en büyük ihtiyacı da işte budur: Rahmet…
Sadece gökten yağan yağmur değil; gönüllere yağan merhamet… Çünkü merhametin çekildiği yerde huzur olmaz. Adalet olmaz. İnsanlık olmaz.

Umarım bu bereketli bahar bize unuttuğumuz hakikatleri yeniden hatırlatır:

İnsanın tabiata hükmeden bir efendi değil, onun emanetçisi olduğunu…

Suyun kıymetini…

Bir ağacın gölgesinin bile nimet olduğunu…

Ve en önemlisi, Rabbimizin rahmetinin yeryüzünden hiçbir zaman eksik olmadığını…

Bu baharda daha fazla gördük rahmetin bereketin her yerde oldugunu; 
Toprakta,

suda,

havada,

çiçekte,

ağaçta…

Yağmur sonrası semaya yükselen o mis gibi toprak kokusunda…

Sabah rüzgârıyla sallanan ekin başaklarında…

Bir serçenin ötüşünde,

bir çocuğun tebessümünde…

Ve en çok da, bütün karanlıklara rağmen hâlâ umut etmeyi başarabilen insanların gönlünde…

Hayırlı Bayramlarımız 
Kabul olunan kurbanlarımız
Mebrur ve kabul Haclarımız olsun. Amin

Yazarın Diğer Yazıları