Büyük alim ve devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895) Osmanlı’da Mecelle-i Ahkam-ı Adliye (Borçlar Kanunu) ve diğer yasal-idari düzenlemelere yön verme yanında tarihçiliği ve devlet adamlığı, Müslüman dünyayı yorumluma bakımından önemli bir şahsiyettir. Hakkında birçok çalışma vardır. Bunlardan birisi Ümit Meriç Yazan, Cevdet Paşa’nın Toplum ve Devlet Görüşü, (İnsan yayınları 1992, 3. Baskı, İstanbul) adlı doktora tezidir. Buradan devlet adamlarına bazı öğütleri ele aldık.
Ahmet Cevdet Paşa devlet himayesinde insanlar birbirlerine zulüm ve haksızlık etmez ve dış düşmanlara karşı korunarak beşeri ihtiyaçların yanında insani kemalatı (olgunlukları) tamamlanır. Ona göre, toplumu birleştiren kan bağı değil inanç birliğidir. Devletin temel görevleri hukuk-ı ibad ve hıfzı biladdır.
Geçmişe özlem duymak abestir, hayatın kanunu değişimdir. Ülkedeki servet artışı, gelişme daima değişimi de beraberinde getirir. Bir dönem çok faydalı ve hayırlı görülen bir kural daha sonra yaramaz hale gelebilir. Bunun için beşeri yasalar toplumun yapısına ve dünyadaki değişikliklere göre kendini uyarlamalıdır. Böylece devletlerin gelişmelere uyum sağlaması, kurumların uyum sağlaması gerekir.
Paşa, ferdi liyakata büyük önem verir. Devletlerin tarihini değiştirecek olanların, olgun ve tecrübeli devlet adamları olduğunu belirtir.
İslam dünyevi ve cismani iktidarı bütünleştirmiştir. İslam tarihinin bazı dönemlerinde bu birliktelik bozulmakla beraber, genellikle bu gerçekleşmiştir. İslami yönetimlerin üstünlüğü buradan kaynaklanır. Sosyal kurumlar bütündür, bir saatin çarkları gibidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme dönemini inceleyen Ahmet Cevdet Paşa çöküşün sebebini kurumlarda çözülme olmasına bağlar.
Ahmet Cevdet Paşa tüm devlet adamlarının dini hükümleri dikkate almalarını gerekli görür, buna göre vezirlerin liyakat ve kifayetli olmalarının gerektiğini, Osmanlının önceki dönemlerinde buna riayet edildiğinden başarılı olunduğunu belirtir.
Osmanlıda padişahların bizzat Divan’a katılmaları Kanun-ı kadim iken sonradan Padişahın halk içine çıkmaması önemli sorunlara sebep olmuştur. Mesela Kanuni’ye herkes yaklaşabilir ve aracı olmadan konuşabilirdi, böylece mazlumların hakları korunurdu. Kanuni’den sonra padişahlar memleket işlerine tam hakim olmadıkları gibi birbirine aykırı ferman yayınlamışlardı. Bundan dolayı halkın arasında etkileri, saltanat makamına karşı halkın itimatı azalmıştır. Hatta bazı devlet görevleri rüşvetle alınıp satılmaya başlamıştır. Devlet görevlileri seçiminde ciddiyet azaldığından Kanuni’ye yakın olan, saray erbabı tayin edilmeye başlamış bu da devletin çöküşüne başlangıç olmuştur. Paşa’nın verdiği bir örnek, Padişah ile veziri azamın arasına kimse giremezken, daha sonra Enderun’un hakimiyetidir. İdari teşkilatın bozulmasına örnek verirken valilerin sıkça değişmesi, vezirlerin (o dönemlerin bakanların, genel müdürlerin) imar-ı memleket ve terfih-i raiyyet hususlarını hatırlarına bile getirmeyip hemen kendi masraflarını çıkarıp ve mümkün mertebe hallerini düzeltmek için halkın ve hayvanlarını dahi satmalarıdır.
İktisadi sıkıntılarla idari bozukluklar içi içedir. Payitaht taşradan, taşra payitahttan kopmuştur, bundan dolayı mütegallibe bir sınıf oluşmuştur.
Bu olumsuzlukların sonucu olarak Paşa, halkın sefalet ve ıstırap içinde olmasını taşra halkının memleketlerini terk ederek başkente sığınmaya çalışması ile ilişkilendirir. Hatta İstanbul’da eskiden sokaklar ve evler üç yılda denetlenirken, bu teftişin artık yapılmaz olduğu ve İstanbul’un taşralılarla dolmasının getirdiği fenalıkları belirtir. Paşa, askeri gelişmeler konusunda ise Osmanlının eski düzeni bile kaybedip Avrupa’yı takip edemediği askerleri yeni usullere göre yetiştiremediğinden şikayet eder. Askeri teşkilattaki bozulmalar içinde bazı yeniçerilerin meslek ve sanat teşkilatlarını ele geçirmeleri ve haksız zenginleşmeleri olduğunu belirtir.
Mali kuvvetin önemini şu sözlerle açıklar: iyi bir ordu mali kuvvete, mali kuvvet de memleketin iyi idaresine bağlıdır.
Devletin esaslı bir ıslahına muhtaç olduğuna inanan Ahmet Cevdet Paşa, yenilenmenin ve düzen değiştirmenin yeni bir devlet kurmaktan zor olduğuna inanır. Bunun için dikkatli ve ihtiyatlı olmanın gereğini belirtir. Karar alındıktan sonra mutlaka uygulamaya geçilmelidir, şuru’da (başlangıçta) teeni, icrada ta’cil etmek gerekir.
Ahmet Cevdet Paşa, harbe dayanan bir iktisadi anlayıştan iktisada dayanan bir anlayışa sahiptir. Halkı ezen vergiler, para ayarının bozulması, devletin israfı gibi konularda uyarılarını yapar. Müsadereye karşıdır. Ülkenin gelirinin artması tarım, ticaret ve sınaat ile olmalıdır. Avrupa’daki gelişmeler karşısında Osmanlıdaki gerilemenin, sanayiin batması, ülke içinden zenginliklerin dışarıya çıkarılması, borçlanma üzerinde durur. “Devletlerin hakiki geliri servet-i sahibe-i teba ve ahali üzerine müesses olan şeyler olup, devletin gelirini artırmak, reayanın servetini çoğaltmak ile hasıl olagelir.” İç ve dış borçlanmalara karşı tedbirler üzerinde durur. Burada esas olanın tasarruf olması gerekirken, devlet adamlarının (tabii ki Padişahın da) kusuruyla borçlanmaların olmasının ancak en son başvurulacak yol olması gerektiği halde buna dikkat edilmediğini, bunu bilen devlet adamlarına olan ihtiyacı belirtir ve böyle devlet adamlarını bulmanın defineye sahip olmaktan yeğ tutulmasını söyler.
Diğer devletlerin durumlarının bütün olarak değil, ayrı ayrı araştırılması gerektiğini de tavsiye eder. Devlet adamlarını konuşmalarına dikkat etmeleri, bazı küçük sözlerin zamanla büyük sıkıntılar doğurabileceği uyarısını da yapar.
Paşa’ya göre devlet adamları mutlaka tarih bilmelidir. Çünkü siyasi işlerde maharet tecrübe ile ortaya çıkar. Ama her türlü tecrübeye hiçbir kimsenin ömrü yetmediğinden akıllı devlet adamları güvenilir kimselerden ibret ve nasihat alırlar. Devlet adamları ve toplumun seçkinleri tarih ilminden şahsi ikballeri için değil, devletlerin işleri için de faydalanılacak şeyleri öğrenirler.
Devlet adamları memleket işleri söz konusu olduğunda tek bir vücut gibi birleşip aralarındaki şahsi çekişme ve soğuklukları bulaştırmadan devletin ve milletin çıkarları doğrultusunda tercih etmek zorundadırlar.