Adem Esen

Türkiye'de İktisat, İşletme, Siyasal Bilgiler Öğretimi üzerine

Adem Esen

TÜRKİYE’DE İKTİSAT, İŞLETME, SİYASAL BİLGİLER ÖĞRETİMİ ÜZERİNE
Bugünlerde öğrenciler üniversite seçme sınavı sonuçlarına göre tercihlerini yapacaklar. Öğrencilerin tercihleri gelecekte yapacakları meslekleri seçme anlamına gelmektedir. Liselerde, aile çevresinde şekillenen tercihler çoğunlukla tesadüflere bağlı kalmaktadır. Yani öğrenciler veya aileleri ne derece bilinçli seçim yapıyorlar? Genellikle gençlerin tercihleri yüksek puanlı üniversiteler ve bölümlerden başlamaktadır. Halbuki öğrencilerin önce yetenekleri, sonra beklentileri ve ülkenin öncelikleri dikkate alınmalıdır. 
Pekala iktisat, işletme, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler gibi bölümler ne kadar ve neden tercih edilmektedir? Burada gözlem ve tecrübelerin aktarımı amaçlanmaktadır.

Ülkemizde, geleneksel dönem sonrasında Tanzimat’la bu alandaki ilk eğitim öğretim ticaret ve mülkiye mekteplerinde verilmeye başlanmıştır. Zamanla bu alanlar çeşitlenmiştir. Günümüzde Siyasal Bilgiler, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler, Turizm İşletmeciliği, Ulaştırma ve Lojistik Fakülteleri hatta bunlara yönetim dersleri ağırlıkta olan Sağlık Bilimleri Fakültelerini de katabiliriz, bu kapsamdadır. Bu fakültelerin bünyesinde birçok farklı bölüm bulunmaktadır. Bunlar; iktisat, işletme, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler, ekonometri, siyaset bilimi ve kamu yönetimi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler, turizm işletmecliği, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri, maliye, yerel yönetimler, bilgi işletmenliği vs.  Bu fakülkelerin ve bölümlerin öğrenci tercihlerinde ciddi farkları vardır. Mesela eski yıllarda siyasal, mülkiye puanları hukuklara göre bile yüksekti, ama günümüzde arada epeyce fark vardır. 

karataybelediyesi

Fakülte Türü

Sayı*

Öncü Örnek / Açıklama

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF)

114

1982'de akademilerin dönüşümüyle yaygınlaşan baskın model; ağırlıklı olarak devlet üniversitelerinde

İşletme Fakültesi

29

İlk örnek: İstanbul Üniversitesi (1968; Ford Vakfı–Harvard iş birliği); Marmara (2012), Sakarya, Gebze Teknik, Dokuz Eylül, Bilkent vb.

İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi (İİSBF)

20

Ağırlıklı olarak vakıf üniversitelerinde; sosyal bilim bölümleriyle (psikoloji vb.) melez yapı

İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi

14

Ağırlıklı olarak vakıf üniversitelerinde

Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF)

6 (≈10-15)

Kök kurum: Mekteb-i Mülkiye (1859) → Ankara Üniversitesi SBF; ayrıca İstanbul, Marmara, İstanbul Medeniyet, Trabzon, Samsun, Aydın Adnan Menderes vb. YÖK Atlas'a göre SBF çatısında Türkiye'de 71 lisans programı vardır.

İktisat Fakültesi

1 (≈2)

İlk ve en büyük örnek: İstanbul Üniversitesi (1936); ayrıca Marmara Üniversitesi (2012)

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (işletme böl. barındıran)

3

Teknik üniversitelerde sosyal bilim çatısı (örn. bazı teknoloji üniversiteleri)

Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi

1

İstanbul Üniversitesi: 1999'da yüksekokul, 5 Haziran 2015 Bakanlar Kurulu kararıyla fakülte; Türkiye'nin ilk ve tek lojistik fakültesi

TOPLAM (işletme bölümü barındıran fakülte)

187

129 devlet + 58 vakıf üniversitesinde

 

Türkiye’deki fakülte sayıları: 114 İİBF, 29 İşletme Fakültesi, 20 İİSBF, 14 İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi, 6 SBF, 3 İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, 1 İktisat Fakültesi. 2025-2026 itibarıyla yükseköğretimde toplam 6.301.434 öğrenci bulunmaktadır. 2024-2025 akademik yılında 874.171 kişi mezun olmuştur. Bu fakültelerin beslendiği 'iş, yönetim ve hukuk' alanı, yaklaşık 1,4 milyon öğrenciyle Türk yükseköğretiminin en kalabalık alanıdır; Alanın büyüklüğü, mezun arzı ile işgücü talebinin uyumsuzluğunu görünür kılmıştır. 

Alandaki bölüm mimarisi üç katmandan oluşur: hemen her İİBF'de bulunan 'klasik çekirdek'; 2000'ler sonrasında piyasa talebiyle yaygınlaşan 'yeni kuşak' bölümler; ve belirli fakültelere özgü ihtisas bölümleri. Aşağıdaki tablo bu mimariyi, temsilî fakülte örnekleriyle birlikte özetlemektedir.

Katman

Bölümler

Klasik çekirdek (Mülkiye geleneği)

İktisat (Ekonomi), İşletme, Maliye, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Ekonometri

Yeni kuşak / piyasa odaklı

Yönetim Bilişim Sistemleri, Uluslararası Ticaret ve Lojistik, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik, Uluslararası Ticaret ve Finansman, Ekonomi ve Finans, Finans ve Bankacılık, Sigortacılık ve Aktüerya, İnsan Kaynakları Yönetimi, Girişimcilik, Havacılık Yönetimi

Sosyal politika / hizmet uzantıları

Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmet, Aile ve Tüketici Bilimleri (örn. Hacettepe İİBF)

SBF'lere özgü örnekler

Yerel Yönetimler (Marmara SBF); Fransızca ve İngilizce Siyaset Bilimi programları (Marmara); Denizcilik İşletmeleri Yönetimi (Samsun SBF)

Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi

Lojistik Yönetimi (Türkçe) ve Lojistik Yönetimi (İngilizce) lisans programları; 3 yüksek lisans ve 2 doktora programı

 

Bu fakültelerin bir kısmı vakıf üniversitelerin ait, buraların devlet üniversiteleri ile karşılaştırması yapılabilir. Açık öğretim ve uzaktan öğretim fakültelerinde bu bölümlerde kayıtlı herhalde yüzbinler vardır. Gerçi bunların belirli sınavlara girme hakları kısıtlıdır. 
Ayrıca iki yıllık meslek yüksek okullarında bu bölümler de mevcuttur. Meslek yüksek okulları daha çok ilçelerde yaygındır. Bu kadar çok sayıda okulda çok sayıda öğrenci okumakta, öğrencilik yıllarında tüketici olarak şehre, bölgeye katkı sağlamaktadır. Ancak girişimci olarak sonrada katkı sağlayabilir yor mu?

Alanın ön lisans ayağı meslek yüksekokullarında (MYO) 'İşletme Yönetimi, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, Bankacılık ve Sigortacılık, Dış Ticaret, Lojistik, Maliye, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, Pazarlama, İnsan Kaynakları Yönetimi, Sağlık Kurumları İşletmeciliği' gibi programlarda yürütülür.

Geçtiğimiz yıl devlet üniversitelerinin kontenjanları düşürüldü. İkinci öğretim tamamen kapatılmış, açıköğretim kontenjanları %40 civarında düşürülmüştür. Bu adımlar, On İkinci Kalkınma Planı'nın (2024-2028) 'kontenjanların arz-talep dengesi ve doluluk oranlarına göre belirlenmesi' hükmüyle (Md. 561.5) uyumlu, alanın tarihindeki en kapsamlı stratejik yeniden yapılandırmadır.
Bu fakültelerin amaçları nelerdir? Yakın zamana kadar bu fakültelerde ilk iki yıl aynı dersler okutulur, daha sonra bölümlere geçilirdi. Ancak son yıllarda bölüm esas alınmaya başlandığından ortak ders programları azalmıştır. 

Bu fakülte mezunları bir meslek sahibi oluyorlar mı? Yani Tıp Fakültesi mezunu tabib, Hukuk Fakültesi mezunu hukukçu olduğu halde bu fakültelerin mezunları için aynı durum yani belirli bir meslek mensubu olma söz konusu değildir. Üstelik siyaset bilimi ile aynı isimde yer alan kamu yönetimi ve uluslararası ilişkiler bölümleri bulunmaktadır. Bir dönem uluslararası ilişkiler çok revaçta idi, yüksek puanlarla öğrenciler aldı. Ama ne ülkenin diplomat ihtiyacı ne de diplomisi mesleği bu kadar elemanı istihdam edecek kapasitede değildir. Aynı şekilde kamu yönetimi bölümleri de…

Ayrıca bazı fakülteler tümüyle ingilizce veya yüzde otuz İngilizce eğitim vermektedir. Buraların puanları daha yüksektir. Bunu haklı kılan sebepler olduğu kadar eleştirilecek noktaları da dikkate almak gerekir. Zira bazı derslerin Türkçesini anlamayan bir öğrencinin bunun İngilizcesini bilmesi nasıl mümkün olabilir? Yani bazı yabancı dildeki bölümler adeta yabancı dil-ingilizce kursu mahiyeti olmaktadır.

Siyasal Bligiler adı farklı görülmüş bazı küçük ilçelere dahi açılmış. Ancak ülkenin eğitim ve istihdam planlamasında bu fakültelere, meslek yüksek okullarına ne kadar ihtiyaç vardır. Başta üniversiteler olmak üzere bu kurumlarla iişkisi olan meslek odalarının bir çalışma yapmasında fayda vardır. 
Yapay zeka ve akıllı makineler çağında gelecekte hangi fakültelere ihtiyaç duyulacağina dair çalışmalar yapılmalıdır. Çünkü bazı meslekler zamanla geçersiz hale gelmekte, yenileri ortaya çıkmaktadır. Acaba bizim fakültelerimiz ve yüksek okullarımızın gelecekteki durumları ne olacaktır?

Madem ki iktisat mantığının esası ihtiyaçlar ve bunların karşılanması şimdi sormak gerekir? Ülkenin bu kadar fakülte, bölüm veya meslek yüksek okuluna ihtiyaç var mıdır?

İstihdam göstergeleri bir paradoksa işaret etmektedir: alan mezunlarının kayıtlı istihdam oranı Türkiye ortalamasına yakındır (lisansta ~%75) ve alan-meslek uyumu lisansta %79,4 ile en yüksek ikinci, ön lisansta %64,8 ile en yüksek düzeydedir; buna karşılık ilk işe geçiş süresi (alan genelinde ~19 ay) ortalamanın belirgin biçimde üzerindedir. Uluslararası planda ise dünya genelinde 1.070'i öte işletme okulu AACSB akreditasyonuna sahipken Türkiye'de bu sayının bir elin parmaklarını ancak geçmesi, sistemin nicelikten niteliğe geçişte kat etmesi gereken mesafeyi göstermektedir.
 

Bu fakültelerin mezunları hangi mesleklerde çalışıyor? Müfredat yani öğrencilerin okudukları dersler mezun olduktan sonra kamu ve özel sektörün istediği nitelikleri sunabiliyor mu? Yoksa iki veya dört yılın sonucunda öğrencinin elinde sadece bir kağıt yani diplomamı kalıyor? Genel kültür seviyesini artırmış mıdır? Bu sorulara uluslararası karşılaştırmalar da yaparak cevap aramak lazım.
Bu fakülteler ve yüksekokullardaki dersler büyük oranda teorik verilmektedir. Örneğin öğrenci iktisat derslerini teoriki olarak öğrenmekte, çoğu zaman teorileri ezberleyerek derslerini geçebilmektedir. Halbuki uygulamalı öğretim ve eğitim sözelden daha faydalı ve kalıcıdır. 

Konumuzla ilgili fakülteler için alan strateji çalışması yapılabilir. Bu çerçevede her fakülte bölgesel sektör yapısına göre en fazla 1-2 ihtisas alanı ilan edebilir; düşük doluluklu ve mükerrer bölümler birleştirilebilir. Müfredat iş çevrelerine göre yeniden düzenlenebilir. Uygulama önde tutulmalıdır. Mezun izleme sistemi fakülte düzeyinde işletilmeli; kontenjan talepleri buna göre değerlendilmelidir.
Fakülteyi kazandıktan sonra öğrencinin idealist veya realist olmasına göre sınavlara hazırlığı sözkonusudur. Fakülte  mezuniyetinden sonra hemen iş bulma imkanı olan bölümlerin sayısı çok azdır. Hatta öğrencilik sırasında staj yaparak birçok öğrenci mezuniyet sonrası yerini hazırlamaktadır. Özelikle bu alanın yüksek lisans ve doktorasını da yapayım, sonra iyi bir kamu işi bulurum beklentileriyle hareket edenler sonunda hayal kırıklığına uğrayabilmektedir. Böyle olanların sayısı artık çok fazladır. 

Tüm öğrencilerimize başarılar dileriz. 

 

Yazarın Diğer Yazıları