Adem Esen

Terörsüz türkiye sürecinde iktisat politikaları

Adem Esen

TBMM’de siyasi partilerin büyük çoğunluğunun oyuyla yeni bir yasa kabul edildi. Yasanın hazırlanma süreci, kamuoyundaki beklentiler ve yasanıın olumlu ya da olumsuz yönleri tartışılmaktadır. Bu tartışmaların ancak ülkenin birlik ve beraberliği, huzuru ve gelişmesi çerçevesinde yürütülmesi iyi sonuçlar verir. Bu konudaki tartışmalar hakkaniyet ve suhulet içinde yürütülmelidir. Bir yandan terörün verdiği zararları göz ardı edip şehitlerimizin ruhlarını ve ailelerini incitmemek, diğer yandan da çıbanı daha fazla kaşıyıp sorunu büyütmemek gerekir.Hazreti Ali’nin dediği gibi, hak sözün batıl amaçlar için kullanılıp kullanılmadığına dikkat edilmelidir.

İç ve dış faktörlerle 1984 yılında PKK’nın terör eylemleri başladı. Şiddet ve çatışma eylemleri devletin güvenlikçi politikalarını öne çıkarmış, bölgede olağanüstü hal ilan edildi. Terör ve çatışmalar bölgeden göçü de tetikledi, sorun şehirlere yayıldı. Suriye, Irak’taki iç çatışmalar da ülkeyi ciddi olarak tehdit etti.

Anlaşılan terörün gelişmesine uygun bir zemin vardı veya bu zemin zamanla büyüdü; büyümesine ve güçlenmesine karşı konulamadı. Terörün maliyeti; asker, polis ve sivillerden binlerce şehit, terör örgütü mensuplarından da binlerce ölü şeklinde ağır can kayıpları oldu. Köy boşaltma gibi tedbirler çözüm getirmedi, hatta sadece askeri tedbirler terörü azdırdı. O halde mesele sadece güvenlik tedbirleri olmayıp milli birlik ve beraberliği temin eden manevi unsurların ihmal edilmesiydi.

Üniversitelerimizin Siyaset Bilimi alanında yapılan tezleri bir arkadaşımla kısaca gözden geçirdik. Tarama alanına “etnisite” yazıldığında Kürt, Türk, Alevi, Kürt kadını, Arap, Alevi gibi başlıklar taşıyan tezler çıkıyor. Hemen hepsinde ilgili etnik kimliğin oluşum süreçlerine ve buna mani olduklarını düşündükleri hakim ulusalcı-milliyetçi kimliğin eleştirisine yer veriliyor. Bunun dışında etnik kimlikler nasıl milli ve dini kimlik etrafında birleşebilir diye birkaç tez var. Konu Ulusal Tez Merkezinden yani “tez.yok.gov.tr” adresinden ayrıntılı olarak incelenebilir. Anlaşılan bilimsel çalışma demek, sanki ayrımcılığı incelemek olmuş… Oysa herkesi birer birer farklı görüp ayrımcılık yapmak yerine bireyin ve toplumun ortak değerlerini asgari veya azami düzeylerde ele alıp incelemek hem tüm bireylerin hem de ülkenin faydasına olmaz mı?

Terörün maliyeti  konusunda Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu rakamları vermiştir: Türkiye'nin 1984 yılından bugüne 41 yıl boyunca bölücü terörün kanlı eylemlerine sahne süre zarfında terörle mücadelede 10 binden fazla güvenlik görevlisinin şehit verilmiş, 41 yıl boyunca 50 binden fazla insanın hayatını kaybetmiştir. Terörün Türkiye'ye doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları bulmuştur. Bu rakamla neler yapılacağı bazı bakanlar tarafından da dile getirilmiştir. Yani terörün maddi ve manevi maliyetinin çok büyük boyutlarda olduğu kesindir.  

31.10.2025 tarihli Yeni Meram Gazetesi’nde çıkan yazımızda, dönemin Ağrı Valisi Sayın Mustafa Koç’un himayelerinde Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ) ile iş birliğiyle yapılan “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının İl ve İlçe Yönetimleri Düzeyinde Analizi” başlıklı seminerden bahsetmiştik. Bölgenin verileri incelendiğinde ilk göze çarpan konu, doğum oranlarının yüksek olmasına rağmen göç sebebiyle nüfusun azalmasıdır. Bölgede asayişin sağlanması, iktisadi kalkınma ve gelişmenin ön şartıdır. Nüfus ve işsizlik konusu da büyük oranda buna bağlıdır.

Bölgede tarıma ve hayvancılığa dayalı ekonomide hayvansal ürünlerin işlenmesiyle katma değer üreten imalat sanayiine geçilememesi önemli bir eksikliktir. Bu yörelerde ileri teknoloji ürünlerine geçişi hemen beklemek doğru olmaz.

Az gelişmiş illerdeki kamu kesimi, ulaştırma ve diğer altyapı yatırımlarının yanı sıra kamu kesimindeki memurlar-işçiler, son yıllarda üniverseti öğrencileri il ve ilçeler için önemli bir tüketici kitlesi oluşturmaktadır.

Genellikle kalkınma denilince akla “hükümetten bol para gelsin” beklentisi gelmektedir. Oysa çok para gelince ya da  petrol ve doğalgaz gibi doğal kaynaklar bulununca sorun çözülmemekte, hatta sorunlar artmaktadır. Dolayısıyla girişimciliğin iktisadi kalkınmada önemli rolü vardır. Bu kapsamda esnaf ve sanatkar, ticaret ve sanayi odaları ile borsalar mahalli nitelikteki meslek örgütleri olarak önemli görevler üstlenmelidir.

Analizlerde güçlü ve zayıf yönler ile fırsatlar ve tehditler (SWOT) kolayca anlaşılabilir: Bölgeden göçün devamı etmesi, işsizlik ve yeterli yatırım yapılamamasının önemli bir göstergesidir. Bölgenin tabii imkanları olarak madenleri, tarımsal ve hayvansal varlığı önemli bir avantajdır. Coğrafi konumu, sınır ticareti imkanları, Zengezur koridorunun açılması, üniversiteler, Kalkınma Ajansları ile proje üretme imkanı güçlü yönlerdir. Terörsüz Türkiye politikası, Zengezur koridoru çalışması, GES yatırım teşvikleri, tarım destekleri, sınır ticareti ve şehir dışında bulunan girişimci işadamları hemşehriler önemli fırsatlardır. Buna karşılık terör ve sınır ülkelerin yaşadıkları olumsuzluklar önemli tehditlerdir. Merkezi idare, yerel yönetimler, esnaf ve sanatkarlar, ticaret ve sanayi odaları, borsalar, sivil toplum örgütleri, özel sektör ve halkın birlik ve dirliği ile iktisadi kalkınma ve huzurun sağlanması için bu tür programların önemli olduğunu da belirtmekte yarar vardır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde bir dönem kalkınmada öncelikli yöreler ilan edilerek ciddi devlet teşvikleri verilmiştir. Ancak bunlardan beklenen sonuçlar elde edilememiştir. Bu politikaların da gözden geçirilmesinde yarar vardır. Son yıllarda her ile bir üniversite, hatta ilçelere meslek yüksekokulları açılmıştır. Hizmet sektöründe, özellikle turizmde önemli yatırımlar yapılmaktadır. Ancak sadece hizmet sektörünün geliştirilmesi bölgedeki iktisadi üretimin artırılmaması için yeterli değildir. Çevre ülkeler de dikkate alınarak özel sektörün imalat sanayiinde yatırımlarına ihtiyaç vardır. Bölgedeki illerimizde bölgede yetişip ülke veya uluslararası alanlarda büyük yatırımlar yapan iş adamlarının önemli yatırımları dikkate alındığında girişimcilik ruhunun canlandırılmasına öncelik verilmelidir.

Süreçte bölgenin kültürünün ve manevi dinamiklerinin ihmal edilmemesine de dikkat etmek gerekir.

Terörsüz Türkiye için iktisat politikaları kapsamında özel sektör, sanayi ve ticaret odaları ile esnaf ve sanatkârlarla birlikte somut adımların atılması gerekir, sıra özel sektörde…

Yazarın Diğer Yazıları