Peygamberimiz (SAS) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz fiyatları belirleyen, darlık ve bolluk veren (Kâbıd ve Bâsıt), rızıklandıran ancak Allah'tır. Ben, Rabbime kavuştuğumda sizden hiçbirinizin bana kan veya mal yoluyla hak talebinde bulunmamasını (kimseye haksızlık etmemiş olmayı) diliyorum." Bu sözün vürudu yani Peygamberimizin söyleme gerekçesi ve söylendiği şartlar Medine’deki fiyatların artmasıdır. İnsanlar Peygamberimizden müdahale etmesini isterler, ama Peygamberimiz (SAS) fiyatlara müdahaleyi uygun görmeyince yukarıdaki sözleri söylemiştir. Bu konu daha sonra uygulanan narh yani tes’ir konusundaki tartışmalarla ilgilidir. Bizim konumuz bu tartışma olmayıp, hadisin devamındaki “Ben, Rabbime kavuştuğumda sizden hiçbirinizin bana kan veya mal yoluyla hak talebinde bulunmamasını (kimseye haksızlık etmemiş olmayı) diliyorum” kısmıdır. Allah’ın seçilmiş Peygamberi böyle bir dua ve temennide bulunduğuna göre O’nun ümmetinin ne kadar dikkatli olmasını gerektiren bir uyarı cümlesidir, bu…
İnsan üzerindeki haklar, kul hakları ve Allah’ın hakları (Hukukullah) yani kamu hakları olmak üzere ikiye ayrılır. Kul hakları kişinin en yakınlarından ana-babası, eşi, çocukları, akrabaları, komşuları, hemşehrileri, vatandaşları ve tüm insanlığa karşı olan sorumluluklarıdır.
Maddi haklar varsa verilmeli, ölüme bırakılmamalıdır. Peygamberimiz, zengin olanın borcunu zamanında ödememesini zulüm olarak buyurmuştur. Buna göre bugün 100 TL borcu olan nasıl olsa enflasyon var, borcumu bir süre sonra ödersem ben karlı çıkarım demesi haksızlıktır, kul hakkıdır. Eğer maddi alacaklı vefat ettiyse, varislerine ödemek gerekir. Günümüzde öyle haklar vardır ki, sahibini bir daha bilmek, görmek mümkün değildir. Bunlar için de sadaka verip gıyabında helallik ve Allah’tan bağışlanma dilemek doğru olur.
Evde eşimizden, yakınlarımızdan, oturduğumuz evlerde komşularımızdan, işyerlerinde işverenin işçisinden, işçinin işverenden, iş arkadaşlarından, amir memurdan, memur amirden, dostlarımızdan, arkadaşlarımızdan helallik istenmelidir. Bu durum insanın davranışları ve faaliyetlerinde daha dikkatli davranmasını gerektirir. Yoksa herkesle iyi geçinmek demek, yanlışları kabullenmek demek değildir. Bu yüzden bazılarının razı olmayacakları işlemler haklı sebeplerle yapılabilir.
Peygamberimiz borçlu olanın cenaze namazını kılmamıştır. Ancak borcun ödenmesinden sonra cenaze namazını kılmıştır.
Gıybet, iftira gibi manevi haklar da vardır. Bunlar için insanların birbirlerinden helallik dilemelidir.
Bir de toplu ulaşımda bir araya geldiğimiz insanların hakları vardır, bunları belki de bir daha görmeyeceğiz. O halde ahirete inanan daha da sorumlu davranmalıdır. Mesela trafikte bir hata yapılması halinde belki trafik cezası yazılmayacak ama bir başkasının hakkına gasp edilmiş olabilir. Pekala ondan nasıl özür dilenecek? Gönülden pişmanlık, belki bu da yetmeyecek arkasından bir sadaka verilmesi güzel olur. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri yok eder. İşte bu, öğüt almak isteyenler için bir hatırlatmadır.” (Hud, 114) Peygamberimiz de “Kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki onu silsin.” buyurur.
“İşimi gördüm, menfaatimi sağladım, gerisi bana ne, artık sorumlu değilim” denilemez. Çünkü ahirete inanan, Allah’ın meleklerinin kendisini izlediğini, münker ve nekirin kaydının olduğuna inanan kimse kayıtsız olamaz.
Yöneticilerin, siyasetçilerin, sermaye sahiplerinin, kamu hizmetleri yapanların sorumlulukları da aynı şekildedir. Makamlar, servet bir yandan güçtür ama diğer yandan ciddi sorumluluktur, hem dünya hem de ahirette… Zaten ahiret inancı yoksa bunlardan her şey beklenebilir.
Hukukullah yani Allah’ın haklarının bir kısmı ibadetlerle, bir kısmı da genel sorumluluklarla ilgilidir. Kamuyu ilgilendiren haklara en az ferdi haklar kadar riayet edilmelidir.
İnsan vefat edince artık kişiliği sona erer, hiçbir gücü de kalmaz, ona kimse fayda veremez, kimse zarar da veremez. Ancak yaptığı işler fayda verir. Kıyamette eline defteri verilir. Peygamberimizin sözünü tekrar hatırlamakta fayda vardır: “Ben, Rabbime kavuştuğumda sizden hiçbirinizin bana kan veya mal yoluyla hak talebinde bulunmamasını (kimseye haksızlık etmemiş olmayı) diliyorum”.