YAZARLAR

21 yüzyıl bilgi toplumunda internet ve mobil teknolojilerin gelişmesiyle dünya küçük bir köy olurken, önceden bizleri sınırlayan sınırları şimdi çok rahat aşar olduk. Bir birimizle açık ve rahat iletişim kurar hale geldik. Bu da gerek bireylerin gerek ise kurumların uluslararası arenada işbirliklerini çok daha rahat yapabiliyor olmalarına olanak tanıdı. Artık biz dünya, dünya biz olduk…
Erişimde sunduğu olanaklarıyla teknolojiyle adeta küresel köye dönen dünya, bilginin sınırlarını da zorluyor. Bu zorlama haliyle rekabeti de tetikliyor. Rekabet ise bilgiyi dönüştürüyor ve geliştiriyor. Öyle ki bilgi geçerliliğini çok kısa sürede kaybedebiliyor. Bilginin ömrü her geçen gün daha da azalıyor. Rekabet ve bilgi birbirlerini olumlu anlamda besliyorlar aslında.
Rekabet genel anlamda ülkeler ve kurumlar arasında yaşanıyor gibi gözükse de özünde rekabeti rekabet yapan bireyler oluyor… Savaş bireyler üzerinden gerçekleşiyor. Çekirdekte birey olunca zafer gibi mağlubiyet ve başarısızlık da bireyle elde ediliyor. İşin özü birey yine en önemli kaynak olarak karşımızda duruyor.
Geçmiş yazılarımda yetenek yönetiminin önemine dikkat çeken bir yazı kaleme almıştım. Arzu edenler önceki yazılarımdan “Yeteneklerimize Sahip Çıkıyor muyuz?” başlıklı yazımı bulup, okuyabilirler…
Evet, artık yetenek savaşları var. Savaşın galibini yetenekler belirliyor.
Özellikle devlet ve kurumlar bunun farkında, yatırımlarını da bu bağlamda yapıyorlar. Yetenekli çalışanların geleceğin petrolü olarak adlandırılması bu nedenle de tesadüfi değil!
Rekabetle birlikte iş dünyasında oyunun kuralları da değişiyor.
Kurumlar maddi olanaklar, teknoloji, pazar payı… vb. konularda eksikliğini, nitelikte iş gücünün eksikliği yanında daha da az önemsiyor. Rekabet ortamında fark oluşturan unsurunun kopyalanamaz nitelikteki insan nitelikleri olduğunu fark etmiş durumda.
Şirketler, yetenekli insanlara sahip olmak ve onları kaybetmemek, ellerinde tutabilmek adına ciddi gayretler veriyor. Yetenekler kalktığını ifade ettiğimiz sınırların ötesinde olsa dahi…
Kurum ve kuruluşlar rekabet avantajını yetenekli iş gücüyle büyük oranda sağlamanın planıyla hareket ederken, piyasada az sayıda bulunan nitelikli ve yetenekli kişileri işe alıp, bu kişileri elde tutma gayretleri işverenlerin ciddi stratejileri arasında yer buluyor.
Çalışanın performans ve yeteneklerinin yanında o yetenekleri yönetenlerin de iyi yönetilmesi, zorlu rekabet ortamında fark oluşturmak isteyenler için önem arz ettiğini hatırlatmak gerekiyor. Yetenekleri yönetenlere de yetenekler kadar yatırım yapılması zaruriyetlerimiz arasında görülüyor.
Ayrıca, gerçek bir yeteneği bulmanın zorlaştığı dönemde gelecek vadeden yetenekleri elde tutma konusu sadece yetenek avcılarının işi de olmaması gerekiyor.
Dolayısıyla kişilerin yeteneklerini en üst düzeyde sergileyebilecekleri noktalara yerleştirilmeleri ve doğru biçimde desteklenmeleri Endüstri 5.0’ı konuştuğumuz günümüzde belki de en değerli konularından biri olarak karşımızda duruyor.
Fark oluşturan bireyin, fark oluşturmak isteyen işletmeler için ne denli değerli bir kaynak olduğu unutulmamalı!
Liyakat sahibi her bireyin yeteneklerine uygun işler yapmış olması, bilgi, deneyim ve mevcut yeteneği ile yaratıcılığın bir takım çalışması ile birleştirilmesi ayrıca önem arz ediyor. Bireysel yeteneklerin takım başarısına dönüştürülerek, enerjinin sinerjiye dönüşmesi, yetenekler orkestrasının bütünsel performansı önemsenmesi dikkate değer diğer bir konu…
“Yetenek savaşında doğru araçlara sahip olmak elinizde”
Şaban Özdemir
sabanozde@gmail.com

> Yeni Meram >Yazarlar > Yetenek savaşları…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.