YAZARLAR

Vitrin deyince, hemen bir mağazanın al benili camekanları yada yeni tabirle showroom’u akla gelmesin. Vitrin; siyasette, ticarette, ekonomide ve şehirler üzerinde oldukça etkili ve ışıltılı bir kavram.
Vitrin, hele ki şehir için mevzubahisse…
Bu vitrinin ilk taliplileri, talipten öte, sahip olmak isteyenleri ne yazık ki insanlar. Vitrin şehre, şehrin önceliklerine bırakılmayacak kadar önemli ve bize lazımdır deniyorsa, denmek isteniyorsa, laflar dönüp dolaştırılıp devamlı vitrine getiriliyorsa ne yapacaksınız?
Çünkü vitrinde biz olmalıyız, biz gözükmeliyiz, bizden başkasının bu vitrinde olmasına müsaade etmemeliyiz diye de, aralara cümleler ve kelimeler sıkıştırılıyorsa!
Yandı gülüm keten helva değil mi?
Vitrin paylaşılacak gibi değil.
Şehrin vitrini dediğimizde, şehir, şehrin silueti, şehrin görüntüsü, şehrin tarihi yapısı ve geçmişi, o dillerden sözüm ona düşürülemeyen tarihi dokusu en gerilerde kalıyor!
Vitrin söz konusu olduğunda, vitrine öncelikle kendimizi çıkarmaya meraklıyız.
Hatta bunu bir hak olarak gördüğümüzü de saklamaya gerek yok!
Ne yazıktır ki, insanları vitrine çıkarmaya başlayınca, vitrine çıkma önceliği olan her ne varsa, kenara alınır, önceliğini kaybeder, sıra gelmez!
Bugüne kadar şehrin vitrini nedir, neresidir, neresi olmalıdır?
Diye sordunuz mu?
Vitrine filan çıkmalı, şunlar, şunlarda olmalı laflarından, şehre, şehrin vitrinine sıra geldiğini gördünüz yada işittiniz mi?
Garibim şehir, bu durumda senin vitrinine sıra nasıl gelsin?
Vitrinden inmeye hiç niyeti olmayanlarla, vitrine çıkmak için mücadele edenler arasında, şehir kendine yer bulabilir mi?
Vitrine girme,
Vitrine konma,
Vitrinde devamlı kalma savaşları arasında,
Kendini toparlayanlar,
İyi de bizler vitrinine konmak için beklediğimiz bu şehir için hiçbir şey yapmayacak mıyız dediklerinde! Tüh yahu deniyor, galiba biz bu şehri çok ihmal ettik,
Şehrin vitrinini az biraz düzeltelim,
Vitrini düzgün bir şehrin vitrinine çıkmak,
Vitrine çıkanın değerini artırır diyenler, şehrin vitrinine yönelecekler yönelmesine de…
Vitrinde olmak pek bir tatlı geliyor galiba…

*****
Konya, vitrini çok fazla ihmal edilmiş şehirlerin en ön sıralarında…
Parkla, bahçeyle, çiçek-böcekle vitrine çıkmanın mümkün olunamadığı en nihayetinde görüldü!
Bu şehrin tarihi bir şehir olduğu 30 küsur yıl sonra anlaşıldı.
Anlaşıldı da ne oldu?
Pak fazla bir şey değil!
Mesela, Alaeddin tepesi, şehrin sembolü, ondan daha güzel, ondan daha değerli ve ondan daha gösterişli vitrin mi vardı?
Yoktu amma, aldık elimize kazmayı, kazdıkça kazdık!
Kimi petrol mu arıyorlar dedi…
Kimi tepenin altında Amfitiyatro varmış dedi…
Kimi köşk aradı…
Kimi saray!
Bağrı delik-deşik edildi güzelim tepenin…
Konya’nın vitriniydi, harabe görüntüsüyle, ne ad vereceğimizi, ne anlam vereceğimizi şaşırdık.
Mevlana civarı ona keza…
Neler yapıyorduk neler!
Konya’nın bir başka vitrini de orasıydı…
Yok filanca çarşı yıkılacaktı, sağına soluna bakılacaktı, oranın tarihi dokusuna uygun bir şeyler yapılacaktı!
Yapacağız, bakacağız, gerekli olanı yıkacağız inşallah!
Konya Kalesi, kale içi, kale dışı, surlar, sur kalıntıları, nereye kazsanız tarih çıkması, tarihin adeta bu şehrin cadde ve sokaklarından fışkırması gibi konuların vitrinle ne alakası var diye düşünenler, vitrinin şehirle olan ilgisini bir türlü anlayamadılar.
Vitrine bir biz çıkarız, birde bizim çıkaracaklarımız diye düşünmekten de, geri adım atamadılar!

*****
Bir ara bedesteni çıkarmıştık vitrine…
Nasıl vitrine çıkarmaksa artık! Bedesteni tanıtan, şenlendiren bir şenlik dahi yapamadık!
Bedestende, eski el sanatlarını, ölmeye yüz tutmuş sanatları sergileyen ülke çapında programlar, günler, paneller yapamadık.
Şehre vitrin kazandırdık, kazandırmasına da, vitrine koyacağımız her ne varsa kenarda bekletmeye devam ediyoruz.
“Konya Tarihi Bedesten Günleri” diye bir şey yapamadık mesela…
Şu kadar binayı restore ettik, Bedestene kazandırdık demek keşke yetseydi…
Konya, elinde var olan zenginliği değerlendiremeyen bir şehir olmaktan ne zaman kurtulacak?
Lakin, vitrine çıkma merakımız bitip tükenecek gibi değil!
Bu şehrin vitrini düzelmezse,
Vitrinde olsanız ne olacak?
Vitrine çıksanız ne olacak?
Vitrine çıktığınızda, herkes işini-gücünü bırakıp, vitrinde kim var diye dönüp size mi bakacak sanıyorsunuz?
Vitrine çıkanlar, herkes bana bakıyor, gözleri benden başkasını görmüyor filan sanıyor herhalde…
Öyle olsaydı, bir zamanlar şehrimizi örnek alan, Kayseri’den de, Gaziantep’ten de, Denizli’den de önde olurduk diyenlerin seslerini duyma zamanı gelmedi mi!

*****
Şehrin vitrininde, bu şehrin kültür değerleri, bu şehrin tarih ve turizm değerleri yer almadığı içindir ki, vitrin kısır bir döngü içerisinde kalmış vaziyette.
Şehrin vitrini düzelmeden, düzeltilmeden, vitrinde kim olursa olsun nafile…
Şehrin vitrinine çıkması gereken öncelikler vitrine çıkmadığı, çıkarılmadığı içindir ki, şehrin yıllardan beri bitmesi gereken birçok öncelikli konusu yarım.
Kimi için birkaç adım atıldı.
Kimi kağıt üzerinde,
Kimi bir proje dahilinde bekliyor,
Kimi için konuşulmuş laflar var.
Ve bu şehir, vitrinden inmek istemeyenlerin vitrin mücadelesi yüzünden Akdeniz’e ulaşamadı. Hayallerini hakikate ulaştıramadı.
Koşmak için içinde inanılmaz bir coşku ve heyecan var olan bir şehri yerinde saydırmak hoş bir şey olmasa gerek.
Bu şehir bunu hak etmiyor!

> Yeni Meram >Yazarlar > VİTRİN!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.