YAZARLAR

Sağır sultanın bile malumu, yaklaşık üç aydır virüsle yatıp virüsle kalkıyoruz. Yazılan, söylenen sözleri dolaşıma sokulan görsel materyalleri sıralamaya kalksam bir malumat enkazının altında kalacağım kesindir.

Elbette böyle bir şey yapmayacağım zira aklımı peynir ekmekle yemedim.
Herkes her şeyi biliyor. Hatta fazlasını bile biliyor. F-16 ya levye atarak karşı koymaya çalışan bir millet olarak ( 15 Temmuz gecesi İstanbul da yaşanan bir olaydır.) Coronovirus e papuç bırakacak değiliz. Evelallah.

Ben olayın meydana getirdiği korku ile ilgileniyorum.
Yanı korkunun egemenliği. Bana göre can alıcı nokta burası. Toplumsal olaylarda süreç/sonuç ilişkisini incelemek gerekir ve bu çok dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Kitlelerin korku, endişe ve panik ortamına sürüklenmesinin ve bir süreç olarak bunun sürdürülmesinin mutlaka derin sonuçları olacaktır.

Bu virüs belasını dünyanın başına kim sardı bilmiyorum. Komplo teorileri tam zamanında piyasaya sürüldü. Çok sayıda hatta mebzul miktarda komplo teorisi olduğu için burada tek tek zikredecek değilim.

Elbette böyle zamanlarda müşteri gırla gidiyor ve müşteri varsa mal da var demektir. Kör olası karanlık güçler. Coronovirus icat edip insanlığın sonunu getireceklermiş. Hatta inanmazsınız yeryüzünde sadece beşyüz milyon civarında bir nüfus istiyorlarmış ve altı yedi milyar insanın ölümünü planlamışlar. Vay zalimler vay..

İyi de vakanın yayılması hızlı olsa bile öldürme oranı düşük. Bu durumda binlerce yıl çaba harcamaları gerekecek.

İşin ironik yanı böyle. Ama gerçekte garip şeyler oluyor.
İnsanlık ailesi büyük bir korku ve endişe içinde.

İşte karanlık güçlerin çalışma sahası burası. Korkuyu tepe tepe kullanıyorlar. Ve zannımca uzun bir süre bunu sürdürmek niyetindeler. Yeni bir paylaşım ve egemenlik sistemi inşa etmeye çalışıyorlar. Korku değişim için bulunmaz bir fırsat. Hele bu can korkusu ise insanların razı olamayacağı şey neredeyse yok gibidir.

Bireysel hayatımızda ve toplumsal hayatımızda olağanüstü etkili iki alan var. Sağlık ve din. Gözlemlerim beni yanıltmıyorsa post-modern bilgi çağında bir başka deyişle logaritmik/robotik çağda din sürekli mevzi kaybediyor ve etki alanı giderek daralıyor. Buna rağmen sağlık yeni mevziler kazanıyor ve sürekli etki alanını genişletiyor.

Bu çıkarım doğruysa toplumsal mühendislik için sağlık alanında operasyon yapmak fevkalade yüksek başarı şansı demektir. Coronovirüs üzerinden yapılmak istenen budur diye düşünüyorum.

İnsanlık yeni bir egemenlik düzenine doğru koşar adım gidiyor.
Akıbetimiz hayr olsun inşallah.

*
Gülümse biraz…
Karantina altına alınan yaşlı teyzeyi sağlık bakanlığı elemanı telefonla arar, nasılsın teyzecim, evden dışarı çıkmıyorsun degil mi?
Yok evladım hiç evden dışarı çıkmadım. Komşularla toplandık mevlüt okutuyorum.

> Yeni Meram >Yazarlar > VİRÜS/KORKUNUN EGEMENLİĞİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.