YAZARLAR

Son dönemlerde üzerinde biraz yoğunlaştığım, zihnimde yoğurduğum ve ilk fırsatta kaleme almak istediğim konularından biriydi ‘takdir etme, takdir edilme’.
Başarılı, hak eden kişileri takdir etmeyi neden beceremediğimizi bir süredir sorguladım…
Bunun altında yatan sebeplerin ne olabileceğine ilişkin zihinsel geviş getirdim tabiri yerindeyse…
Yalnız bizim ülkemizin mi yoksa diğer toplumların da bir sorunumu sorusunu sordum kendime…
Belki siz de benzer birçok soruyu kendinize sormuşsunuzdur zaman zaman…
Soruları sesli, hepimizin duyacağı bir şekilde tekrar etmiş oldum bu fırsatla, sizler çoğaltabilirsiniz tabi ki de…
Acaba başarısından dolayı çevrenizde en son kimi tebrik ettiniz, kutladınız?
Herkesin huzurunda kime teşekkür ettiniz?
Hadi yüz yüze iletişimi bir kenara bırakalım, en son bir mail ya da her hangi bir platformlarında herkesin görebileceği, samimi bir mesaj ile bir kimi takdir edebildik?
Duygu temelli bir toplumuz ondan olsa gerek diye düşündüm…
Duygularımızı, hislerimizi ifade etmeyi çok da beceremediğimizi aklımdan geçirdim…
Tek gerekçe bu olamazdı diye de bir taraftan neden sorgulamasına devam ettim…
Sonra fark ettim ki;
‘Bir başarı varsa bu sadece ve sadece bize ait olmalıydı’ şeklinde hatalı bir düşünce kalıbının zihnimizi işgal ettiğini…
Başarı başkasına aitse o küçültülmeli, hiç edilerek, görmezden gelinerek sıradanlaştırılmalıydı…
Evet, bizim problemimizdi buydu…
Kendini bilememek, olgunlaşamamak, ham kalmaktı bir yanıyla da…
Biraz derinleşip konuyu araştırınca “Takdir Etme Cimriliği” diye bir kavram olduğunu öğrendim.
Bu cimriliğin aslında dünyanın kronik problemi olduğunu gördüm…
Peki bu durum dünyanın sorunu deyip, halının altına mı itmeliydi?
Tabii ki hayır…
Takdir etme alışkanlığını ve davranışını kazanmamız gerektiği ortada.
“Tebrik ederim, müthiş bir iş çıkardın, başarı senin hakkındı, teşekkür ederim…vs.” kelimelerini seslendirmekten kaçınmamamız gerekiyor…
Kişinin en büyük ihtiyacı “takdir edilme” duygusunu, kimi zaman takdir eden kimi zaman ise takdir edilen taraf olarak yaşamamız ve yaşatmamız elzem…
Takdir edilmeyi severken, bir türlü beceremediğimizi takdir etmeyi de başarmalıyız…
Bizlere verilmiş en kuvvetli inisiyatif olan ‘Takdir Etme’ yetkisini artık becerip kullanmalıyız…
Yaşamda zaman zaman hayati risklere girerek bir çok inisiyatif kullanırken, hiçbir riski olmayan aksine insanın özel hayatından iş yaşamına kadar ilişkilerini çok daha anlamlı ve değerli kılan bu basit davranışı artık sergilemeliyiz…
Bahse konu küçük jestlerle kazanımlarının büyüklüğünü artık ıskalamamalıyız…
Takdir edilen kişinin iş yerinde işine, arkadaş ortamında sosyal çevresine, ailesinde ise aile bireylerine artacak bağlılığı ve verimliliğini görmezden gelemeyiz.
Üstelik araştırmalar 10 kişiden 6’sının takdir edilmekten en az para kadar motive olduğunu, 10 kişiden 4’ünün de takdir edilmenin onları işlerine daha fazla eğilmeye motive ettiğini gösterirken…
Dünya ölçeğinde takdir edilmeye aç insanların arttığı 21’inci yüz yılda “niye takdir edeyim ki, zaten bu iş onun işi, görevi, bunun için maaş almıyor mu?” söylemlerine artık kulak vermeyelim…
Takdir etmeme değil de biraz bu ve benzeri söylemlerin sağırı olalım…
Takdir etme becerisi önündeki engelleri hep birlikte kaldıralım.
Göğsümüzü gere gere, çekinmeden “Tebrik ederim, çok başarılıydın bunu hak ettin, bu başarı en çok sana yakıştı…vs.” cümlelerine ağzımızı alıştıralım.
Bunun için de önce kendimizi sorgulayıp, kendimizdeki engelleri tespit ederek işe başlayalım.
Hamlığımızı terk edelim.
İnsan doğasının en derin özlemi takdir edilmekten kendimizi, çevremizi mahrum bırakmayalım.
“Takdir ettikçe, takdir edilmenin hazzını yaşayalım.”

> Yeni Meram >Yazarlar > Takdir etme cimriliği…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.