YAZARLAR

Önce Fatih’te, ardından Antalya’da ve son olarak Bakırköy’de… Türkiye iki haftada 10 kişinin hayatını kaybettiği siyanür ölümleriyle ayağa kalktı.

Siyanür ile gelen toplu ölümler tam anlamıyla korkunçtu, her açıdan. Ama çok daha vahim bir durum var: ‘İntihar romantizmi’

Fatih’te hepsi orta ve ileri yaşlarda olan 4 kardeşin ölümünün arkasından çıkan dram, o yoksulluk, o birikmiş bakkal veresiyesi, eve giren tek maaşa konan hacizler ve ölümlerin hemen ardından elektrik şirketinin gelip elektrikleri kesmesi gerçekten kamu vicdanını acıtan bir meseleydi…Ama doğru değerlendirmeleri yapamadık.

Bu durumu siyasal bir neticeye dönüştürme gayreti, intiharları ekonomi politikası eleştirisi yapmak için bulunmaz nimet bilmek sonuçları itibariyle kimseye bir şey kazandırmaz. Çünkü peşi sıra başka insanlar ölüyor ve yaşam her türlü politik çekişmeden, dünyevi kazanım ya da kayıptan daha kutsaldır.
İntihar etmeye karar veren insanların içinde bulundukları durumları, ailelerini de öldürmelerine yol açan motivasyonları, sorumluları başka zaman, başka koşullarda yine konuşalım. Ama bu haberlerin yayılmaması, örnek olmaması gerekiyor çünkü bu intiharlar aynı zamanda cinayet. Bunu duygu bozukluğuna, ekonomik gerekçelere dayandırarak cilalamamak gerekiyor.

İlk siyanür vakasından sonra toplumun verdiği duygusal tepki, sonrasında iki kişinin cinayetin ve intiharın meşrulaşması olarak algılayıp kendilerinin ve aralarında çocuklarının da bulunduğu diğer aile fertlerinin yaşamına son vermesine neden oldu. ‘Toplumun buna hak vereceğini’ düşündüler.

Ne yazık ki intihar ederken ailesini de katletmiş kişiye ‘ yazık, ne kadar bunalmış’ demek benzer koşullarda, benzer duyguya sahip insanları teşvik ediyor. Toplu intiharı romantize ederek, ayrıntılarını vererek, son çareymiş, onurlu bir tavırmış gibi göstererek yeni masumların katline yol açılıyor. Belki de yoksulluk, iflas vb ekonomik gerekçelerle gerçekleştirildiği düşünülen intihar vakaları Türkiye ortalaması değerlendirildiğinde çok ‘kabul edilebilir’ geliyor. Fakat bu ‘protesto’ temelli intiharların ve dahi cinayetlerin ‘Boşanmak istemeyen adam karısını ve çocuklarını vurduktan sonra intihar etti’ başlığından bir farkı yok. Kamuoyuna duyuruluş biçiminde, sosyal medyada yapılan paylaşımlarda ‘cinayetten cinayet beğenme’ geleneğinden vazgeçmek, caydırıcı yolları tartışmak durumundayız.

Özellikle yurt dışında intihar bulaşıcılığı ve taklit intiharlar konusunda yapılmış çalışmalar ve medyanın intihar vakalarını nasıl yansıması gerektiğine dair geliştirilmiş rehberler var. Bu yüzden her şeyden önce sansasyonel başlıklardan, haber dilinden, özendirici anlatımdan kaçınmak gerekiyor. İntihar yöntemini, anlatmanın, intihar aracının nereden, nasıl, ne bedelle temin edilebileceğinin, ne kadar sürede öldüreceğinin anlatılmasının kime ne yararı var? Kaldı ki siyanür intiharları başladıktan sonra arama motorlarında yüzlerce insanın ‘siyanürle ölüm’ taraması yaptığını biliyoruz.

Siyanürden toplu ölümlerde ‘toplumun ne sorumluluğu var’ da denilebilir. Ama yine de birinin elinde halat gördüğünüzde ‘ Ne güzel ipmiş, boynuna çok yakışır’ derken bir kez daha düşünün.

> Yeni Meram >Yazarlar > Siyanür ve ‘intihar romantizmi’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.