YAZARLAR

Her uyku, her gece aslında bir ölümdür. Her sabah gözlerimizi açtığımızda bir doğum gerçekleşiyor. Tekrar dünyaya geliyoruz. Zamanın bir nehir, kendimizin de bir sal olduğunu ve o sal dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalıyız. Zaman baş döndürücü bir hızla akıp giderken farkında bile olmuyoruz.
Günlerimiz adeta aynılaştı. Sabah kalkıyoruz, makinelerle dolu bir evden çıkıyoruz, makinelere biniyoruz, makinelerle dolu bir iş hayatına gidiyoruz. Bütün günümüz makinelerle geçiyor. Makinelerle dolu iş yerimizden çıkıyor yine makinelere biniyor, tekrar makinelerle dolu bir eve geliyor ve rutin adeta sıradanlaşmış bir hayat yaşıyoruz. Her akşam can sıkıntısıyla eve giriliyorsa bir şeyleri değiştirmeye çalışmalıyız. Küçük şeylerle başlayalım. Örneğin; servisten ya da otobüsten birkaç durak önce inelim. Her gün otobüsle geçtiğimiz o yolları havayı içimize çekerek geçelim. Bir izleyelim yol kenarlarında ağaçları, evleri. Bakalım o kısa yürüyüş bize farklı bir bakış açısı getirecek mi?
Ya da eve gittik. Bütün gün çocuklarımız, eşimiz bizi bekliyorlardı. O akşam farklı bir şekilde girmeyi deneyelim. Tebessüm edelim, akşam televizyonu açmayalım. Eşimiz ve çocuklarımızla sohbet edelim, açalım birkaç sayfa Kur’an okuyalım, kitap okuyalım.
Yaşadığımız her olumsuzluk için dünyaya bahane buluyoruz. “Ne yapayım sistem böyle. Ben de kapıldım gidiyorum” diyoruz. Dikeni yüzünden hesap soruyoruz güle, öyle değil mi? Evet, gül harika, güzel görünüyor. Ama biz o gülün güzelliğini görmek yerine hep gülün dikenini sorguluyoruz. Oysa dikenin de gülün bir parçası olduğunu kabul etsek, tüm isyanlarımız, sıkıntılarımız ortadan kalkacak. Mesele yalnızca her şeyi bir bütün kabul edip, tek bir noktaya odaklanmama. Bu beraber yaşadığımız insanlar için de geçerli. Eşimiz, çocuklarımız hep dikenden mi ibaret? Bakış açımızı değiştirerek, hayatı daha berrak yaşarız.
Hayat bizim ona verdiklerimizin bize geri yansımasıdır. Hayattan bize sevgi ve merhamet gelmesini istiyorsak, insanların bize anlayış göstermesini istiyorsak, bilelim ki bunları önce bizim insanlara vermemiz lazım. Geçenlerde bir arkadaşım çok güzel bir şey söyledi, “Benim hayat felsefem her gün en az beş kişiye Allah senden razı olsun” dedirtecek bir güzellik yapmaktır. Biz acaba günde kaç kişiyi mutlu etmek için çaba sarf ediyoruz?
Bu dünyada öğreneceğimiz iki şey, sevmek ve öğrenmek… Zamanın ninnisiyle uykuda geçirmemeli hayatı. Hayatın her anını hissederek yaşamalıyız ki yıllar hızla geçerken hayatın tadına varabilelim.

> Yeni Meram >Yazarlar > Sevmek ve öğrenmek
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.