YAZARLAR

Binlerce yıl birçok kültürün oluşum ve gelişimine kaynaklık etmiş, ev sahipliği yapmış zengin ülkemiz topraklarının bir mimarlık ve medeniyet ülkesi olmadığını kimse iddia edemez. Birçok katmandan oluşan uygarlık izlerinin topraklarımızda yer alması, sahip olduğumuz evrensel mirası açıkça gözler önüne seriyor. Peki çok eski zamanlara dayanan bu mimarlık birikimi bugünkü uygulamalara nasıl yansıyor?
Cumhuriyet’in kuruluşunun ilk yıllarında başlayan çağdaşlaşma çabaları maalesef 1950’lerde kentlere göçlerle başlayan hızlı kentleşme, gecekondulaşma, kaçak yapılaşma ile kentlerin de ayak uyduramadığı hızlı bir değişimin öncüsü olmuştur. Devamında büyük bir ivmeyle kaybedilen kent dokuları, tarihi ve kültürel miras ile doğal çevrenin kaybı, bugün kentlerimizin de içinde olduğu dejenerasyonlara neden olmuştur.
Bahsedilen kentleşme sürecinin hızı, mimarlığın kente ve ülkeye katkısını geri planda bırakmış ve mimarlığı bir formaliteden öteye geçirememiştir. Kaybedilen nitelik, kalite, kimlik, doku ve yere özgü mimarlık ilkeleri, kentleri önlenemez bir kargaşaya itmiştir. Bugün toplumca üzüldüğümüz kayıpların ardında bu imar faaliyetlerinin olduğunu hepimiz biliyoruz.
Çözüm: Mimarlık politikası
Bugün için tasarım ve uygulama şartlarının tartışıldığı mimarlık hizmeti, sanatsal ve kültürel açıdan zengin verileri ve bakış açısıyla, toplumu yeniden bir araya getirmek için etkin kılınmalıdır. Yerel ve bölgesel potansiyelleri gözeten, geleceğin gereksinimlerine cevap verebilecek, toplumda süre gelen değerleri gözetebilecek, kültürel mirası nesillere aktarma çabasını rehber edinen bir mimarlık anlayışı, bugünün kentlerinde hepimizin özlem duyduğu bir şeydir. Bunun çözümü ise ülke çapında benimsenmiş, yasalarla güvence altına alınmış, kamu kurumları öncülüğünde hazırlanmış bir “Türkiye Mimarlık Politikası” dır.
Dünyanın birçok ülkesinde Mimarlık Politikaları/Programları/Yasaları vardır ve bunların çoğu meslek odaları, kamu kurum ve kuruluşları ile birlikte yürürlüğe girmiş ve uygulanmaktadır.
Mimarlık Politikası nedir?
En genel tanımıyla, mimarlık ürünleri ve yapılı çevrenin niteliğinin kamu yararına olduğu düşüncesinden hareketle, mimarlık kültürü konusunda toplum bilincini artırma ve mimarlık uygulamalarında standartları yukarıya çekme hedefini ulusal çapta hükümet politikalarına veya bölgesel ölçekte yerel yönetimlerin politikalarına entegre etme amacı taşıyan eylem planlarıdır. Genel olarak değerlendirdiğimizde, politikalara hâkim olan güncel konular arasında yüksek kalite, yüksek standartlar, sürdürülebilir kalkınma, mimari mirasın korunarak gelecek kuşaklara aktarılması ve mimarlıkta yenilikçi yaklaşımların özendirilmesi gibi başlıkları sayabiliriz. Yani mimarlık politikaları doğrudan yaşam kalitesinin artırılmasıyla ilişkilidir.

Avrupa’da Mimarlık Politikası
Avrupa’da mimarlık ve yaşam kalitesi ilişkisi en güçlü ifadelerinden birini, 1995 yılında Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) tarafından yayımlanan “Avrupa Mimarlık ve Yarın: Avrupa’nın Yapılı Çevresi İçin Öneriler” başlıklı Beyaz Kitap olarak da anılan çalışmada bulmaya başlamıştır.
Bu yıllardan başlayan hareketlenme sonucunda, özellikle Avrupa düzeyindeki çeşitli mesleki ve kültürel örgütlenmelerin katkılarıyla, son yıllarda mimarlık ve kentsel çevrenin önemi AB ölçeğinde önem kazanmaya başlamıştır. AB vatandaşlarının yaşam kalitelerinin yükseltilmesinin ve AB’nin dünyanın en rekabetçi ekonomisi haline gelmesinin yolunun bir ölçüde daha iyi yaşam çevrelerinden geçtiği fikri ortaya çıkmıştır. Bu anlamda, 12 Şubat 2001 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen ve üye ülkeleri kendi kamusal yapılaşma politikalarını oluşturmak konusunda teşvik eden “Avrupa’da Mimari Kaliteye İlişkin Karar” başlıklı politika metni, yeterli olmasa da, önemli bir adım niteliğindedir. Bu metin, 2000 yılında Fransa’nın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı sırasında kurulan ve mimarlığa ilişkin konularda AB üyesi hükümetler arasında bir işbirliği platformu kurmayı amaçlayan Avrupa Mimarlık Politikaları Forumu’nda şekillendirilmiştir. 1999 yılında, Avrupa Birliği’nin Finlandiya Başkanlığı döneminde ilk adımları atılan bu Forum, üye ülkelerin özellikle Kültür Bakanlıkları kapsamındaki politikacılarını ve meslek kuruluşlarını bir araya getirmekte ve Avrupa bütününde bir “mimarlık politikası” geliştirilmesi yönünde çaba göstermektedir.
Mimari kaliteye ilişkin Avrupa Konseyi kararıyla birlikte “kaliteli mimarlığın, yaşam çevresini ve vatandaşların kentsel veya kırsal çevre ile ilişkilerini geliştirerek, toplumsal bütünleşme, yeni iş alanlarının açılması, kültür turizmin ve bölgesel ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi gibi konularda katkıda bulunabileceği” onaylanmış, Avrupa ülkelerinin mimarlık politikalarını oluşturmaları teşvik edilmiştir. Böylece mimari kalite AB politikalarında referans verilen bir konu haline gelmiştir.
Türkiye’de Mimarlık Politikası Hazırlıkları
Türkiye’de 1938 yılında yürürlüğe girmiş bir yasa söz konusu.“Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun”. 3458 sayılı bu yasa ağırlıklı olarak mimarlık ve mühendislik mesleklerinin unvan ve yetkileriyle ilgilidir. Geçen sürede maddelerde yapılan birkaç değişiklik dışında bir düzenleme olmamıştır. Türkiye’de 2005 yılından beri da’nın bu amaca yönelik oluşturduğu çeşitli komitelerinde ve toplantılarında ele alındı, ayrıca 2006-2007 dönemi boyunca her iki ayda bir farklı şehirlerde gerçekleştirilmekte olan “Türkiye Mimarlık Politikasına Doğru Mimarlık ve Kent Buluşmaları” temalı ulusal kongrelerde, politika metninin gelişimine farklı kentlerden ve bölgelerden katkılar alınmaya devam ediliyor. Ayrıca, uluslararası ortamda bu konuda yaşanan gelişmeler ve yapılan çalışmalar da yakından izleniyor. Bütün bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, asıl önemli olan, politikanın nasıl algılanacağı, toplum tarafından ne kadar benimseneceği ve uygulamanın hangi kurumlarca nasıl yürütüleceğidir. Böyle bir politika, başta kamu kurum ve kuruluşlarının öncülük ettiği, üniversite, kurum ve meslek odalarının da içinde yer aldığı ortak bir konsensusla yürütülmelidir.
Türkiye Mimarlık Politikası, Mimarlar Odası’nın, mimarların, kamu yönetiminin, yerel yönetimlerin, ilgili tüm kesim ve kurumların, ülke adına ortak hedefi ve sorumluluğundadır.
Mimarlık politikası olmazsa ne olur?
-Mesleki haklar hak ettiği değeri görmez.
-Toplum nezdinde mimarlık mesleğinin önemi anlaşıl(a)maz.
-Geçmişin mimarlık değerlerine gereken önem verilmez, özen gösterilmez. Böylelikle gelecek nesillere miras aktarımı bir önem arz etmez. Fakat unutulmamalıdır ki, taklit ve sahte olan hiçbir zaman özgünün yerini tutamaz.
-Mimarlığın, toplumların aynası, uygarlığın göstergesi olduğu unutulur. Bugünün eserleriyle bir uygarlık tarihi, medeniyetin bir döneminin yazıldığı göz ardı edilir.
-Kentlerde nitelik ve kalite arayışı ikincil derecede önemli olur.
-Sosyal ve kültürel anlamda sürdürülebilirliği sağlamak zorlaşır.
-Kent dokusu, kimliği, yere özgülük kavramları, güncel rant çekişmeleri içerisinde kaybolur.
-Mimarlık kültürü ile toplum arasındaki bağ kopar.
-Yüksek kalite, yüksek standartlar, sürdürülebilir kalkınma, mimari mirasın korunarak gelecek kuşaklara aktarılması ve mimarlıkta yenilikçi yaklaşımların özendirilmesi gibi konulardan bahsedilemez.
Unutulmamalıdır ki mimarlık HERKES için yararlı ve önemlidir ve KUŞAKLAR BOYU süren bir etkiye sahiptir.

> Yeni Meram >Yazarlar > MİMARLIK POLİTİKASI VE TÜRKİYE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.