YAZARLAR

“Stratejik teknolojileri geliştirmekte geç kaldığımızı söyleyemeyiz. Ama oldukça yavaşız. Oysa süre, aleyhimize işliyor. Nitekim hazırlanmadığımız takdirde uzun bir müddet daha pek çok stratejik teknolojiyi kapsayamamaya devam edeceğiz. Böyle bir hal, ülkemizi sıralama olarak lider ülkelerin gerisinde tutabilir. Ancak muhtemel biçimde bu ülkeler ile aramızda orantısız bir güç farklılığı oluşacaktır.” Elektronik mühendisi Dr. Alper Özbilen’in kaleme aldığı “Oyun Dışı Kalmamak” adlı kitaptan aldığımız yukarıdaki satırlar kitabın içeriğini anlatıyor. Kitap 151 sayfadır ve Mart-2021’de İstanbul-Selçuklu Medya ve Yayıncılık AŞ tarafından yayınlandı. Kitapta ağırlıklı olarak savunma sanayi, bilgisayar teknolojileri ile ABD-Çin arasındaki ihtilaflı konular ele alınmaktadır.
Gerçekten yarışlarda kopmamak hayatın her alanında esastır. Mesela sporda: koşucular yarıştan koptuklarında bir daha yarışa girebilmek için büyük gayret sarfetmek veya fırsatı uzun süre beklemek zorunda kalırlar. Sınıfta dersi kaçırırsanız telafi etmek uzun süre ister vs.
Yazar kitapta şu konuları ele almaktadır:
Stratejik teknolojileri geliştiren ülkeler yalnızca bir satıcı değildir, yeri geldiğinde kurallara uymama haklarını saklı tutarak kuralları ve güçleri kendileri belirlemektedir. Bu ülkelere karşılık stratejik teknolojileri tüketen ülkeler oyun dışında kalanlardır.
-Küresel teknolojiye ayak uydurmada Türkiye’nin dikkate alması gereken hususlar; harcı alem teknoloji ürünlerini daha iyi ve ucuz diye dışarıdan (Çin, ABD veya başka bir ülkeden) almadan kurtulmak yani bunları üretmek ve dışarıdan gizli veya açık ambargolar dolayısıyla alınamayan ileri teknoloji ürünlerini üretmek gerekir. Bunları yapacak her türlü kaynak ülkemizde mevcuttur. Yine telefon, tablet, bilgisayar gibi cihazlarda dışarıya bağımlılığı azaltmak gerekir. Zira bunların ithalinin sürdürülmesi ciddi sıkıntılar doğuracaktır. Ayrıca bu tür ürünlerin ihracatını desteklemek gerekir.
– Küresel teknoloji devleri sahip oldukları teknoloji ve bilgiler sayesinde çok fazla güce sahiptir, bu da kendi ülkelerinde bile yöneticileri endişeye koymaktadır. “Veri işlendiğinde bilgidir. Bilgi paradır, güçtür. Miktarca çok, çeşitli ve nitelikli bilgi ise büyük güçtür yani iktidardır.”
-Ülkeler önce karada, sonra denizde, sonra havada şimdi de siber uzayda mücadeleye girmektedir. Salgın hastalık sürecinde ne derece bilgilere erişildiği görüldü: “Biz teknolojinin geliştiğini ya da değiştiğini sanıyoruz, halbuki oyun değişiyor.”
-Yaşanılan süreçte internet hizmetlerinin elde edilebilmesi kolaylaşmakta geniş bant internet teknolojileri hızla gelişmektedir. Burada SpaceX şirketi Starlink projesiyle açık ara öne geçmiştir. Ancak burada toplanan bilgilerle sosyal medya şirketleri büyük gelirler elde etmektedir. Bunlar ayrıca ulus devletlerin teknoloji ve güvenliklerini ciddi olarak etkilemektedir.
– Kitapta Çin ile ABD arasındaki teknoloji savaşı Huawei üzerinden analiz edilmiş ve bunun müttefik ülkeler üzerindeki baskılar, devletlerin mili şirketlerini korumaları, diğer ülkelerin karşılaştıkları tehditler değerlendirilmiştir. ABD ve diğer ülkelerdeki milyonların hassa bilgileri Çin’in eline geçmektedir. Ama Çin küresel yarıştaki şirketlerin yerel bazda hâkimiyetlerini sorgulamaya izin vermemiştir. “Tabii olarak ülkemiz için mühim olan, ABD ve Çin arasındaki savaştan ziyade bu savaşın temel konusu olabilecek kadar kıymetli olan 5G teknolojisidir.” “Trump’ın hesabının kapanmasını, bir toplumsal gereklilik olarak gören Twitter, Türkiye’nin terör propagandası içeren tweet’lerin kaldırılmasına ilişkin taleplerini defaatle uygulamaya koymadı… Dev teknoloji şirketleri kendilerini hizmet ettikleri ülkelerin kanunları ve regülasyonaları üzerinde görüyor”.
-Siber güvenlik artık çok önem kazanmıştır. Küçük hırsızlardan korunmak için büyük hırsızlara verilerimizi teslim etmememiz gerekir. Türkiye’de “çok ciddi gayretler ve teşvikler var. Ancak vaktimizi iyi kullanmıyoruz. Birtakım ülkelerle aramızdaki fark aleyhimize açılıyor. Açılan farkı sonradan kapatmak imkansız demiyorum ama çok daha güçleşeceği aşikar. Global ölçekte lokomotif olmasak da son trenin son vagonunu atlamayı beklememek lazım.” Hatta yazar, biraz da karamsar görüşle şöyle demektedir: “2025 ve 2050’ye kadarki süreçte veri ülkeler için “ligte kalıp kalmamayı” belirleyecek. Ligin dışında kalan ülkelerin lige geri dönebilmesi ise ne yazık ki mümkün olmayacak.”
-Devletlerin verilerini korumaları, sınırlarını korumaları demektir. Burada, Uygur Türkleri ve Afganistan’daki mazulum insanlar Avustralya ve Çin arasındaki mücadelede masanın mezesi yapılmaktadır. Zira karşılıklı olarak Avustralya Afganistan’daki katliamını, Çin’in Uygur zulmünü-soykırımını bu alet mücadeleye etmektedirler.
-Savunma ve havacılık alanında dijital dönüşüm yaşanacaktır. İngiltere savunma bütçesini bu yıl ciddi olarak artırmıştır. Türkiye’yi bilinçsiz veya kasıtlı olarak bu konuda eleştirenler, dünyayı görmekten acizdirler. Kitapta PCB üretiminin ülke içinde artırılması vurgulanmaktadır. Ayrıca çiplerin üretimde taşıdığı önem vurgulanmıştır. Nitekim son günlerde Uzakdoğu’da üretilen ciplerin kuraklıktan dolayı Tayvan’da üretilemez hale gelmesi (dünya üretimin % 80’i) pek çok sektörde ciddi maliyet artışları sebebiyle uyarılmaktadır.
-Kuantum teknolojileri konusunda da uyarı yapılmakta ve “ülkemizde kuantum bilgisayarlarına yönelik bir ilgi bulunsa da tam bir farkındalık halinden ve yeterli eylem düzeyinden söz etmek iddialı olacaktır. Kuantum fiziğinin ticarileşmesinin güç olması, yüksek riskli yatırımların şirketlere sunduğu olası faydaların sınırlılığı ve sektörel farkındalık eksikliği Türkiye’de kuantum bilgisayar geliştirmeye yönelik olası faaliyetleri zorlaştırmaktadır.”
Yazar uluslararası gelişmeleri takip ederek Türkiye’deki eksiklikleri ve potansiyeli değerlendirerek somut öneriler sunmaktadır. Oyun dışında kalmamak için; stratejik teknolojilere farkındalık oluşturulmalı, öncelikler tanınmalı, bunları geliştirici stratejiler geliştirilmeli ve belirlenen stratejiler belirli bir koordinasyonla eyleme dönüştürülmelidir.
Neden oyun dışı kalınmaktadır? Biz de yukarıdaki görüşlere şunları ekleyebiliriz:
– Kendimizden kaynaklanan sebepler: bunlar içinde kişisel veya grup menfaat hesapları başta gelir. Ayrıca kendinizi asaleten, tarihen çok yüceltirsiniz; böylece tembellik içinde debelenir durursunuz. Sonra da düşmanlar üretirsiniz, vahşi kapitalizm, sömürü vs. Fakülte öğrenciliğimiz sırasında, Iraklı bir arkadaşımız kendi devletinin bursuyla okuyordu. Ülkeler arasındaki gelişmişlikleri tartışırken kullandığı şu söz hep hatırımdadır: “Bizim petrol gelirimiz var, Avrupalıların, Japonların sanayileri… Onlar bize hizmet ediyor. Bu, Allah’ın büyük bir nimeti bize…” Gerçekten bu düşünce bizim toplumlarımıza da hakim mi?
– Gelişmemizi dış güçler istemezler, bahanesi de ayrı bir sıkıntıdır. Yabancı ülkelerden başka bir şey beklemek, ahmaklıktır. Zira hiçbir ülke kendi gücüne dayanmadan kalkınamaz.
– Kısır menfaat veya siyasi çekişmeler maalesef, genele hakim olabiliyor. Toplumun önemli bir kesimi günlük çıkarlarının peşinde olduklarından işin farkında olmayabilirler; bu sebeple konuyu entellektüeller, devleti yönetenler, sanayiciler, işçi sendikaları kavramalı.
– Tarihte oyun dışı kalınan zamanları hatırlamak gerekir: Bir zamanlar N. Demirağ ile uçak yapacak teknolojiyi yakalayabilme imkanı varken, uzun bir süre sonra bu yarıştan koptu. Hatta Kıbrıs harekatında ciddi sıkıntılar çekti, demek ki aradaki yıllar heba olmuştu. Şimdi ise yarışa katılmak üzere…
Mahmut Es’at Seydişehri 1900’lü ilk yıllarda Daru’l-Fünun, Hukuk ve Siyasal Bilgiler (Mülkiye) Fakültelerinde okuttuğu “İlm-i İktisat” adını taşıyan kitabında şu sözlerle Osmanlı entellektüeli ve yöneticilerine yukarıdaki konunun önemini anlatır: “Her türlü inovasyon (muhteriât) ve buluş (keşfiyyât) bir sür’at-i mümküne ile her sanata girmeli (duhul) ve yaygınlaşmalıdır (teammüm etmelidir). Çünkü milli gelir artışında (istihsal-i servette) matlub olan ilerleme (terakki) ancak bu suretle husule gelir. Her veçhile derece-i kemale vusul-ü kâbil olmadığından hiç olmazsa o dereceye tekarrub etmeye çalışmalıdır. Bu babta gösterilecek yavaşlık (betaet) ve rehavetin derhal fenalığı müşahede olunur. Bir sanatı fevk’al-ade terakki ettirip de diğerlerini ihmal etmek biz-zarure bir buhran-ı mali husule getirir, bir müddet işlere durgunluk, istihsal-i servete betaet gelir. Nihayet servet-i mevcudenin hey’et-i mecmuasına noksan ansızın (târî) olur. Bir kavim tenbellik (tekâsül) ederek terakkıyat-ı sına’iyenin seviyesini muhafaza edemezse diğer toplumlardan (ümem-i saireden) geri kalır ve rekabet edemeyecek bir hale dûçâr olur”.
“Oyun dışı kalmamak” yazarını ve emeği geçenleri tebrik ederim. Okuyucularımıza tümünü okumalarını da tavsiye ederim.

> Yeni Meram >Yazarlar > KİTAP TANITIMI: “OYUN DIŞI KALMAMAK”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.