YAZARLAR

Tarihe baktığımızda kırılma anlarının yoğunluğunu, yapılan küçük hataların, bedelinin ağır şekilde ödendiği görülmektedir. Aslında tarihin içerisinde önemli özneler olan devletleri, İbn-i Haldun’un tezinden yola çıkarak, insanlara benzetebiliriz. İnsan gibi doğarlar, evrilirler, gelişirler, ihtişamlı zamanlar yaşarlar, duraklama evresi dediğimiz en son sınıra gelirler ve geldikleri gibi de hızlarını kaybederek, zayıflamaya başlar, sonucunda insan gibi ölürler. İşte bizim tarihteki en büyük devletimizin de diğerlerinin de başından geçen olay tam olarak budur.

Osmanlı Devleti, tarih sahnesinde belki de en güçlü olduğu dönem içerisindeydi, azameti tüm dünyaya yayılmış, önüne çıkan tüm birlikleri, barikatları bir bir aşıyor, medeniyet oluşumuna ele geçirdiği tüm kültürleride içine katıyordu. Burada yanlış anlaşılmasın. Emperyalist bir içe katma değil, tam aksine özümseme diyebiliriz. İşte bu Osmanlı Devleti önce Kanuni devrinde sonra da IV. Mehmet devrinde, Viyana’da nefes alamadı. Nefes almaması ölmesi demek değildi. Fakat, Osmanlı Devleti için tehlike çanları çalmaya başlamıştı.

Temmuz 1683, sıcak bir yaz günü, Osmanlı Ordusu tüm ihtişamı ve kuvvetleriyle birlikte, Avusturya’nın üzerine gidiyordu. Avusturya hızlı bir şekilde Papalıktan yardım istedi. Yeniçerilerin seferden önce padişaha baskı yapması da yine savaşın en önemli sebeplerinden biri olarak tarihe geçmişti.
Savaşın en kritik serüveni şüphesiz, Kırım Tatar Hanı Murad Giray ile Osmanlı Sadrazamı, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa arasında yaşanacaktı. Yaşadıkları husumet yüzünden belki de bir devletin, belki de dünyanın kaderi değişecekti. Değişmişti aslında birçok şey, Fatih, Selim ya da Süleyman döneminden sonra çok şey değişmişti. Osmanlı Devleti kuşatmayı yapmasına rağmen bir türlü sonuca ulaşamamıştı. Neticesinde Sadrazamın başı, padişah Edirne’ye doğru girdiğinde alınmış oldu. Bundan sonraki dönemde Osmanlı Devleti’nin gücünü kaybettiği umuduyla Hiristiyan birliği kurulacak ve kutsal ittifak savaşları sonucunda “Karlofça Antlaşması” imzalanarak, Osmanlı Devleti duraklama dönemine resmen girmiş olacaktı.

Dediğimiz gibi devlet insan gibidir. Doğar, büyür, zorluklar çeker fakat ne olursa olsun ölür… Geriye bu kubbede hoş bir seda bırakır. Var olsun medeniyetimiz…

> Yeni Meram >Yazarlar > Kırılma Anı: Viyana
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.