YAZARLAR

Başa dönelim!

29 Nisan 2011… Hatay’daki Cilvegözü Sınır Kapısı önünde hareketlilik başlar, Suriye’de yaşanan protesto ve iç çatışmaların artması artık bir insani krize dönmüştür ve Suriyeliler güvenlik endişesiyle ülkeyi terk etmeye başlar. İşte Türkiye ilk Suriyeli mülteciye kapısını o tarihte açar. Arkası gelir; iç savaştan, IŞİD zulmünden kaçan milyonlarca Suriyeli önce komşusuna sığınır. Haliyle gün geçtikçe sayıları milyonları bulan mültecilerin maliyeti de o ölçüde artar. Ve tarih 29 Kasım 2015’i gösterdiğinde Avrupa Komisyonu, düzenlenen Türkiye-AB Zirvesinde, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için fon sağlayacağını taahhüt eder. “E hep savaş sürecek değil ya, Suriyeliler de bugün değilse yarın evine dönecek” deyip kabul ettiğimiz geri kabul anlaşmasının nasıl elimizde patladığını da anlatmama gerek yok sanırım. Biz içeride psikolojik sınır 100 bin iken üç yüz, beş yüz, bin, on bin, milyon, milyonlar… şeklinde çoğalan Suriyeli nüfusu ile yaşamaya çalışırken ( kabul edelim, mülteciler üzerinden rant devşirebilen bir kısım dışında kimse Suriyelilerin varlığından memnun değil) sınırın öteki tarafı yeniden dizayn edilmeye başlandı. Rusya geldi Esed’e, ABD geldi terör örgütlerine destek verdi. Kadim müttefikimiz ABD, arada bize de göz kıptı, ‘tavşana kaç, tazıya tut’ dedi.

Geldik bugüne!

ABD ile ‘güvenli bölge’ konusunda uzlaştık. Mutabakatın büyük bölümü gizliydi ama bildiğimiz YPG’nin sınırdaki bütün birliklerini çekeceğiydi. Bunun için müşterek harekat merkezi kurduk, ortak devriye başlattık.
Bilinen planımız şuydu: İlk etapta 30 kilometre derinliğinde ve 480 kilometre uzunluğunda bir barış koridoru tesis ederek uluslararası toplumun desteğiyle burada 2 milyon Suriyelinin iskanını sağlayacaktık. Güvenli bölgenin finansmanı konusunda uluslararası toplumdan gelecek desteğe güvenimiz tamdı.
Ve harekat başladı!
Ne oldu dersiniz, ABD’nin başındaki aklı evvel 3 gün içinde birbiriyle çelişen dört farklı açıklama yaptı. Sizde de oluyor mu bilmiyorum, Trump ne zaman ağzını açacak olsa iç sesim “Susun, deli konuşacak. Konuş deli!” diyor.
Ve deli konuştu: Birbirini izleyen saçma sapan açıklamaların sonunda ABD’nin Türkiye’nin sınır ötesi operasyonu desteklemediği resmi olarak ilan edildi. Beklenen oldu, Barış Pınarı Harekatı’nı gerekçe gösteren ABD Başkanı yaptırımları devreye sokacak kararnameyi imzaladı.
Harekatın ardından Avrupa Birliği’nden de ‘operasyonu durdurun’ çağrısı geldi. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Türkiye’den Suriye’nin kuzeydoğusunda başlattığı askeri harekata son vermesini talep etti. Avrupa Birliği, güvenli bölge için “ödeme yapılmayacağını” açıkladı. Yetmedi, AB’den, “Türkiye ile müzakerelere son verelim” çağrısı geldi.
Suudi Arabistan, İsveç, Almanya, Fransa, Hollanda, Mısır, Kanada, Danimarka, Çin, İran ve Finlandiya harekata destek vermediklerini açıkladı. İngiltere, Almanya, Fransa, Finlandiya, Norveç, Çekya, İtalya, İspanya, Hollanda, İsveç kınamakla kalmayıp Türkiye’ye ambargo kararı aldı.
Hani şu 90 yaşında ölen kralları Abdulaziz için bayrakları yarıya indirip milli yas ilan ettiğimiz Suudi Arabistan var ya; işte o da kınadı bizi, sınır güvenliği için yaptığımız operasyon yüzünden.
Rusya, Barış Pınarı Harekatı’nda taraf olmayacağını açıkladı.
Filistin’in harekat sebebiyle Türkiye’yi kınadığı haberleri üzerine Filistin Dışişleri Bakanı el-Maliki, bir açıklama yaparak bunu yalanladı. İsrail’in Filistin üzerindeki saldırılarına marketten aldığı Coca Cola’yı sokağa dökerek tepki gösterenler şaşıracak ama açıklamasında ne dedi biliyor musunuz: “Filistin, Suriye’nin kuzey sınırında olanlara dair hiçbir açıklamada bulunmadı, bulunmayacak.” Anlamayanlara daha düz anlatayım, hamiliğini yaptığımız Filistin “Bana ne kardeşim, benim derdim mi” dedi.
Mısır Arap Birliği’ni acil toplantıya çağırdı, Arap Birliği de bizi kınadı. Kınama kararını sadece Katar ve Somali imzalamadı. Filistin, Sudan, Fas, Cezayir, Tunus, Kuveyt, çoğunuzun adını bile ilk kez duyduğu taa Doğu Afrika’daki ‘el kadar ülke’ Cibuti bile kınama metnine imza koydu.

İsrail’e kızınca marketten aldığı kolayı yere döküp protesto edenler, Rusya’yla kriz patlayınca ‘doğalgaz vermezse vermesin, tezek yakarız’ diyenler, ABD ambargosuna tepkisini ‘çakma’ Iphone parçalayarak gösterenler ve tarihi tersinden okuyup ‘sahada kazandığımızı masada kaybettik’ argümanını sıkça dillendirenler bugünün diplomatik manzarasını okuyup hikayedeki ‘yalnız kovboy’u bulsunlar.
‘Türk’ün Türk’ten başka dostu yok muymuş gerçekten’ diyenlere cevap vereyim: Varmış, Macaristan! Nasıl mı? AB üyesi 27 ülke tarafından imzalanan metne Macaristan hiçbir gerekçe göstermeksizin imza atmadı. Bir gün sonra AB üyesi 28 ülkenin imzası ile yayınlanması planlanan bildiri Macaristan’ın imzalamamakta direnmesi nedeni ile gecikti. Ve Türk Konseyi…Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ev sahipliğinde Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Macaristan ile kuruma üye olmasa da etkinliklere katılım sağlayan Türkmenistan Türkiye’ye destek bildirisi imzaladı.
Türk Konseyi dışında yalnızca Bulgaristan, Katar, Azerbaycan ve Pakistan Suriye’nin kuzeyine yapılan operasyona desteğini açıkladı. Politikacılara sorsanız buna ‘değerli yalnızlık’ der. Bana sorarsanız diplomatik başarımızın karnesi!
Sınır ötesinde mücadele eden askerlerimizin başarıya ulaşacağına dair zerre kadar tereddüt yaşamıyorum. İlk Türk devletlerinde ordu millet anlayışı gereği askerlik bir meslek bile değildi, savaşçılık bu milletin ata mirası. Ayaklarına taş değmesin! Ama bu operasyon gösterdi ki şu dünya üzerinde Türk ordusunun savaş kabiliyeti dışında güvenecek dalımız yok.
‘Bu toprak kimin’ diye sorsalar bugün, tereddütsüz Orhan Şaik Gökyay dizesi olur bu yüzden yanıtım:

“Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.”

> Yeni Meram >Yazarlar > Harekatın düşündürdükleri
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.