YAZARLAR

Köşemi takip edenler bilir birçoğumuzu yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm konuları, o konuyla ilgili gözlemlerimi ve ön görülerimi siz değerli okuyucularımla paylaşmaya, sorunlara kendimce çözümler sunmaya çalışıyorum.
Bir anlamıyla dertleşiyorum aslında…
Bir önceki yazımı hatırlayacaksınızdır, hatırlayamayanlar ise “Yalnız mı, tek başına mı” başlıklı yazıma göz atabilir…
Yalnızlık ve tek başınalık kavramlarını farklı yönleriyle ele almaya çalışmıştım.
Bu aralar ‘yalnızlık’ konusu beni baya bir meşgul ediyor…
Kalemim bu hafta da yalnızlığı yazdı…
Bugün 8 milyara giden, 2050’de ise 10 milyar olması beklenen dünya nüfusunu konuşuyoruz.
Ülkemizde ise nüfus 80 milyonu aştı.
İnternet ve mobil teknolojilerin de etkisiyle iletişimin her bir koldan bizi kuşattığı,
Artan dünya nüfusuyla her adımda birimizle fiziksel temasın kaçınılmaz olduğu bir dönemde üstelik…
Acı ama gerçek!
Her birimiz yalnızız aslında…
Yalnız geldik, yalnız gideceğiz o ayrı bir konu elbette…
Kastettiğim kökeninde yetersizliğin yattığı yalnızlık!
Duygusal olarak kendini yalnız hissetme, mutsuz hissetme…
Seçilmiş yalnızlık, tek başınalık değil, burada durum daha farklı…
Bilinçli bir eylem söz konusu böyle durumlarda.
Hisseden, farkındalığı olanlar farkında elbet,
Hissetmeyenler o daha da acı çok daha yalnız diğerlerine oranla.
Topluluk içinde yapılan şamatalara,
Dost meclisi buluşmalarında atılan yüksek sesli naralara aldanmamak gerek…
Yüzeysel arkadaş buluşmalarındaki yapay gülümsemelere kanmamalı.
Bunlar yalnız olmadığımızın bir kanıtı değil…
Bir araya gelebilmeyi önemsemeli tabi ki ancak; bir arada olmanın mutluluğunu sonuna kadar yaşayabilmeyi ıskalamamalı!
Anı yaşamak değil, ‘an’ da kalmayı başarabilmek gerek.
Geçmişe ya da geleceğe takılmadan içinde bulunduğun anın, dostlukların şükrünü eda edebilmeli…
Kendimize şunları sormayı başarmalı belki de!
Bir araya geldiğimizde kaçımız ilişkiyi en derin haliyle yaşayabiliyoruz?
Konuşurken hangi birimiz göz göze geldiğimiz kişinin sohbetinde kayboluyoruz?
Muhabbetin tadını hangimiz yenilene, içilene tercih edebiliyoruz?
Hangimiz dost sıcaklığını iliklerimize kadar hissedebiliyor, zaman kavramına meydan okurcasına hem hal olabiliyoruz…
Genelleme yapmayı çok sevmem ama;
“Hangimiz yalnızlığı mağlup edip ‘BİZ’ olabiliyor?
Şaban Özdemir
sabanozde@gmail.com

> Yeni Meram >Yazarlar > Hangimiz BİZ olabiliyoruz!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.