YAZARLAR

Biliyorum okuyucu da sıkıldı. Hayatımızı gündemimizi bir mini yarım yaratık Covid-19 virüsü teslim aldı. Korona haricinde ne yazılırsa yazılsın zihnimizin bir köşesinde virüs duruyor. Yurdumuz insanları yazılarda virüsü, televizyon programlarında virüsü okuyor dinliyor, alınan kararlar ve uygulamalarda virüsle yatıyor virüsle kalkıyor maalesef…
Belki bize bazı şeyler yanlış aktarılıyor ve yönlendiriliyoruz. Başlarda koronavirüsün yapay olduğu, laboratuvarda geliştirildiği söylendi. “Bizim her bir şeyimizi dizayn eden dış güçler var ya (başta Amerika ve hamisi İsrail) onlar yaptılar. Bu dış güçler Çin’in önünü kesmek adına ekonomik bir savaş başlattılar.” denildi. Yapmayın arkadaşlar, dış güçlerin başı dediğimiz devletler bu korona illeti ile savaşmıyor mu? Bizdeki mantıkla onlara bu illeti hangi dış güçler bulaştırdı? Bu illet şu anda sağlık bakanımızın ifadesiyle 81 ilde mevcut. Dünyanın bütün ülkelerine de bulaşmak üzere. Son yaşanan olayları irdelediğimizde çok çarpıcı gelişmeler yaşadık. Kimi rüya yalancılarını gördük, susamın suya ıslatılmasını salık verdiler. Bazıları İran’daki akıl almaz ve tıbbi yönden sakıncalı türbe ziyaretlerinde bulundular. Menfi örnekleri sıralamak gerekmez.
Son olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın başlatmış olduğu “Biz bize yeteriz Türkiyem” sloganlı yardım kampanyası… Bu zorlu süreçten bir şekilde çıkılması gerekiyor. Ya borç almak adına IMF’nin kapısına dayanacaksın ya da kendi vatandaşına başvuracaksın. Bir IMF yetkilisinin açıklaması “Türkiye ve Rusya dışında herkes fonumuzu kullanmak için sırada” buyurunuz, buyurunuz! Eskiden beri yakinen fikrini ve ekonomik görüşlerini bildiğimiz “Sümerbank” zihniyetli partilere yeni hemşehri oluşumları da eklendi. Söylemleri aynı. Böyle zor durumlarda devlet milletine verir, bakar. Devlet milletten para istiyor, bu işte bir terslik yok mu?” diyorlar.
Devlet hem bu olumsuz süreci atlatmak hem de kriz sonrası ekonominin en minimum seviyede etkilenmesi için önlemlerini alıyor. Milletin varlıklı insanlarından alıyor, dar gelirlilere dağıtıyor. Kendini sosyal demokrat sanıp sosyaliteyi bilmeyenler Sümerbank kafasıyla devlet milletine baksın, milletine bakmakla yükümlü diyorlar. Üstelik zoraki, cebri ve kol kırarak bir bağış kampanyası değil ki, sen verme istersen. Bu zihniyet köprüyü, yüksek hızlı treni, otoyolu eleştirir. Ancak ilk kullanan da kendileridir. Göreceksiniz ilk müracaatları da bu kardeşlerimiz yaptırırlar. Gönüllü bağışta bulunan hayırseverlerin yardımlarını 2 000 000 dar gelirliye ulaştırmak üstelik parti ayrımı yapmadan. Rahmetli cumhurbaşkanımız Özal, 1986 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarını (Fakfukfon) kurdu. Dar gelirli hemşehrilerimize sürekli yardım yapar, ilaç verir, ameliyat yaptırır, hulasa düşkünlerin elinden tutar. Onların zihniyetleri hizmet değil, köstek olmak onlarınki belli ama yeni oluşum yaptığını sanıp CHP ile aynı dili kullananlara ne demeli…
Daha geniş çaplı düşünülürse; her hayırlı yatırımda olduğu gibi bu mücadeleye de kem gözle bakan “millet ittifakı” kendine bir çekidüzen vermeli, verecek mi? Bilmem… İnşallah.
Bugün bir radyodan haber dinledim. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu büyükşehirdeki şehir hastanesinin yolunun yapımı için Ulaştırma Bakanlığına teşekkür ediyor. Ayıptır ve yazıktır. Maalesef yine en iyi bildikleri işi yapıyorlar. Laf ve peynir gemisi.
Değerli okurlarımız, şehirler arası yollar ve şehir içindeki çevre yollar Ulaştırma Bakanlığına aittir. Diğer ana arterler ve caddeler büyükşehir belediyelerinin, sokaklar ise ilçe belediyelerinin sorumluluğundadır.
Konya belediyeleri bitmek üzere olan Şehir Hastanesinin su, kanalizasyon ve altyapı giderlerini tamamlamıştır. Sadece asfaltı kalmıştır. Mevsim durumuna göre asfaltı da yapılacaktır. Size iki örnek, birisi icraat diğeri laf ve peynir. Sayın İmamoğlu CHP’nin parti sözcülüğüne soyundu galiba, “Sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli” diyor. Sayın başkan Allah aşkına sen İstanbul Şehir Hastanesinin yolunu yapaydın da, sokağa çıkma yasağını partinin genel merkezi açıklasaydı!
Bizde açık oturumları atlamaz olduk. Bir değerli profesörümüz evladına demiş ki “oğlum 21 Nisan’a kadar evdeyiz, aşağıya inmiyorsunuz” bilmem anlatabildim mi?
Allah aşkına sabır. Lütfen sabır. Bunun bize bir imtihan olduğunu düşünerek sınav öncesi bir çalışma olarak algılayalım. Hamdolsun, çekilen acıyı yüreğinde hissederek konuşmasını kesik kesik yapan bir Sağlık Bakanımız var.
Tüm dünya devletlerine İtalya, İspanya, Bulgaristan ve diğer ülkelere dahi şefkat ve merhametini esirgemeyen bir Cumhurbaşkanımız var. Bu günleri Allah’ın keremiyle ve kuralları tatbik ederek en az zayiatla atlatacağız inşallah.
Asıl sınav bu iş bittikten sonraki “ekonomik sınav”. Hakikaten dünyanın sınavları da bitmiyor ki!
Mücadelede kalalım efendim.
Saygılarımızla.

> Yeni Meram >Yazarlar > Gündemimiz
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.