YAZARLAR

Ben aynı zamanda emekli matematik öğretmeniyim. 25 yıl öğretmenlik yaptım. Eğitimin içinden geliyorum. Sorunlarını yakından biliyorum. Her gelen eğitim bakanı sorun çözmek için çabaladı ise de, maalesef sorunlar çözülmedi arttı. Bir gizli el eğitimimizi bozmak için durmadan karıştırdı.
Derler ki, 1924 yılında İngiltere’den gelen güya eğitimci 20 profesöre eğitimimiz teslim edildi. Yetmiyormuş gibi, 1949 yılında da İnönü gizli anlaşmalarla yine eğitimimizi Amerikalılara teslim etti. Neyse… Bildiğimiz şu ki, eğitimimizi yıllardır yabancılar yönetiyormuş. Denemedik, sistemde kalmadı. Olmadı. Kalite giderek bozuldu. Sonuçta geldiğimiz noktada, yakınlarımdan duyduğuma göre lise birde heceleyerek okuyan, orta ikide de okuma bilmeyen, çarpım cetvelinden, dört işlemden habersiz öğrenciler varmış. Ak Parti döneminde, eğitim araç ve gereç, öğretmen yeterliliği açısından fevkalade çalışmalar yapıldı ise de, kalite sorununa çare bulunamadı. Sonuç bu… Sorun var ve büyük…
Ne yazık ki, Cumhuriyet dönemi eğitim bakanlarına bakıldığında, temelden gelen, öğretmen kökenli üç tane bakan var. Mustafa Necati, Mustafa Üstündağ ve Avni Akyol… İlk ikisinin ideolojilerini paylaşmasam da, eğitime damga vurmuşlardır. Diğer bakanlar, sorunları çözmek için çabalasalar da ya, hiç eğitimle alakası olmayan, ya da üniversite hocası olan kişiler. Eğitimin sorunlarını temelde bence bilen kişiler değil.. Şu andaki sayın bakan da üniversite hocası, öncesinde bakanlık üst kademelerinde bulunsa da başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Keşke söylesek.
Değerli okurlarım, Milli Eğitimin temel sorunu, disiplinsizlik, elemeci ve yönlendirici olmamasıdır. Bu sorunlara çözüm getirilmeden, eğitime kalite getirilemez. İlkokul birden lise sona kadar kalma yok. Hatta yukarıdaki örneğe göre, okuma yazma bilmeden üniversiteye getirebilen bir eğitim sistemi. Böyle bir eğitim sistemi olabilir mi..?
Sayın bakan, şimdi lisede sınıfta kalmayı getirecekmiş… Bunun içinde pilot çalışmalar yapmış veya yapacakmış. On yıllarca yıl bu ülkede sınıfta kalma vardı.Pilot çalışmada neyin nesi ki…? Diyelim ki lisede sınıfta kalma geldi, liseye kadarki süreç ne olacak..? Okuma yazma bilmeden liseye gelen öğrenci lisede mi okuma yazma, dört işlem öğrenecek…?Bu sorunun çözümü en az ilkokul üçte sınıfta kalma getirilmesi gereğidir.Ciddi bir eleme yapılmalı, boşa dönen değirmen gibi eğitim çarkı dönmektense, boşa giden çok masraflarımız olmaktansa, öğrencilerin sınıf tekrarı ile biraz masraflarımız boşa gidebilir , ama eğitime kalite gelir.
Kalma ile birlikte eğitimde yönlendirme de yapılmalı, bu yönlendirmede, toplumdaki mesleklerin durumuna göre olmalıdır. Sanayi elaman arar, piyasada berber, terzi küçük esnaf çırak arar, biz çocuklarımıza illa da üniversite, hele hele lise mezunu bari ol …, olacaksın, diye zorluyoruz. Yok açık lise, açık üniversite…Çocukta okuma kabiliyeti gücü yoksa ne gereği var.Allah insanları farklı farklı yaratmış ki, bir birine muhtaç olsunlar diye. İmkanı, kabiliyeti olan okuyacak, olmayan okuyamayacak. İlk okul dörtten sonra mutlaka yönlendirme yapılmalı, 5, 6, 7, 8. Sınıflar mesleklerini dışarıda öğrenirken, meslekleri ile birlikte çıraklık eğitim merkezlerinde uygun kültür dersleri de okutularak ortaokul diplomaları verilmelidir.
Disiplin ise başlı başına bir sorun. Şu anda adeta öğretmenler öğrenci ve veliden çekinir hale gelmiş. En küçük bir olayda, basın yayın haydaaa öğretmenin ve okul yönetiminin kapısında. Tamam elbette bir çocuğun öğretmen tarafından dövülmesi, belki günümüzde yadırganabilir. Ama, bu öğretmen hiç mi öğrencisine kızmayacak, elindeki bir kitapla başına biraz dokunamayacak…Öğretmen sadece öğretim mi yapıyor. Eğitim vermesin mi, doğru davranışı, eğri davranıştan ayırt etmeyi öğretmesin mi. Batı da yok…. Batsın Batı.. onların eğitim sistemi de aynı biçim gibi, zaten biz onlara benzeyeceğiz diye eğitimimiz böyle oldu. İnceleyin Japonya, Hindistan, Çin’deki eğitim sistemlerini, öğrenciler nasıl eğitilip disipline ediliyor. Onlar teknolojide bilimde geri mi…?

> Yeni Meram >Yazarlar > Eğitim sistemimizin sorunları ve çözümleri
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.