YAZARLAR

“Bin dost az, bir düşman çok” demiş, atalar.

Pamuk ipliğine bağlı dostluklar vardır. En ufak bir esintide kopmaya hazırdır.

Çelik kelepçelerle birbirine bağlanmış gibi olan dostluklar vardır. Bırakın esintiyi, en sert rüzgar da çıksa, fırtınalar da kopsa, o dostluklar hiçbir zaman bozulmaz.

Dost kazanmak kolay olabilir. Ama, dostluğu devam ettirmek, dost olarak kalmak gerçekten zordur.

Menfaate dayanan dostluklar menfaatin bittiği yerde sona ererken, inançlarının emir ve yasakları doğrultusunda dostluklarını kuranlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler, aile hayatında, ticari hayatta,  sosyal hayatta iyiliğin, güzelliğin hakim olmasını isteyenlerin dostluğu ise istikametten ayrılmadıkları müddetçe dostlukları baki olur. Hatta iki cihanda da bu dostluklar devam eder.

Dostlukları Allah için yapalım. İnce hesaplarla kurulan dostluklar kısa zamanda incelip kopar. Dostluğun ölçüsünü, kimlerle dostluk kurulacağını Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bildirmiş:

“ Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.” (Tevbe 71)

“Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır.” (Âli İmrân 28)

“Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.” (Âli İmrân 118)

“Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin” (en-Nisâ, 144)

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, size âyetlerini böyle açıklar ki, doğru yolu bulasınız.”(Âl-i İmran 103)

“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.

Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler.” (Hucurat 10-11)

Peygamber Efendimiz de “Sizler iman etmeden Cennete giremezsiniz Müslüman kardeşinizi de kendiniz kadar sevmedikçe İman etmiş sayılmazsınız.” diyerek kardeşliğin dinimizde ne kadar önemli bir husus olduğunun altını çizmiştir

Aynı iman dairesi içerisinde bulunanların hasmane tutum ve davranışlarını anlamak mümkün değildir. Sözlerimiz ve eylemlerimiz İslam toplumu içerisinde düşmanlık tohumları ekiyorsa, mümin kardeşimizin başarılarına sevinmeyip üzülüyorsak, Müslüman kardeşimizin derdiyle dertlenmiyorsak inancımızı yeniden sorgulayalım.

Dostların arasını açmak için nerde ne fitne bulurum diye çalışanlara, dostların arasını nasıl açarım düşüncesi ile hareket edenlere müsamaha göstermeyelim.

Dostluklarımızı bozmak, aramıza nifak sokmak için gayret gösterenlere fırsat vermeyelim. Gelen haber ve mesajların içeriklerini iyi gözden geçirelim. “ Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat 6) buyruğunu hiçbir zaman unutmayalım.

Dostlarımızla ilgili tarafımıza aktarılacak bilgi ve anlatımları Sokrat’ın üçlü filtre testi dediği teste tabi tutarak değerlendirelim.

Bu test üç aşamada gerçekleşiyor; Gerçek filtresi, iyilik filtresi, işe yararlılık filtresi.

Bir gün Sokrat’a bir tanıdığı rastlar ve der ki; “arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ?” diyerek arkadaşı hakkında bir şeyler anlatmaya çalışır.
Sokrat, hemen sözünü keser. Bu anlattıklarını dinlemeden önce senin küçük bir testten, üçlü filtre testinden geçmeni istiyorum. Bu testleri geçersen arkadaşım hakkında duyduğunu bana anlat, der.

Birinci filtre “gerçek filtresi”

Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?
“hayır” der, adam. ” Aslında bunu sadece duydum ve duyduğumu da senin de bilgin olsun diye anlatmak istedim.
“Tamam” dedi, Sokrat. Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.

Şimdi de ikinci filtre olan ” iyilik filtresini”  deneyelim, demiş.
Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi? diye sormuş. Aldığı cevap “hayır, tam tersi…” olmuş. Bunun üzerine Sokrat; Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan da emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. ” işe yararlılık filtresi.”
Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?
“hayır, hiçbir işine yaramaz”.
Sokrat; aldığı cevaplardan sonra arkadaşı hakkında kendisine olumsuz bir şeyler anlatmak isteyen adama şunları söyler; eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe de yaramıyor, faydalı değilse bana niye söyleyesin ki? Duyduğun şey senin kendin de kalsın.

Sözlerimiz ile eylemlerimiz ile dostlarımızı incitecek, dostlukları bozacak davranışlardan kaçınalım.

Ne mutlu Allah için dost olanlara…

> Yeni Meram >Yazarlar > Dostlukları ince hesap üzere kurmayalım
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.