YAZARLAR

Bu sıralar gözümüz haber kanallarının alt köşesinde sürekli; dolar çıktı, Euro indi, altın ne yapıyor, borsa bir türlü toparlayamadı…
Haberlerde Ermeni asıllı PKK’lı teröristlerin Hatay’ı yakması, örgütün bunu üstlenmesi anlatılıyor, ama göz de kulak da orada değil!
Yangın niye çıkarılıyor, bomba niye atılıyor, biri bitmeden diğer algı operasyonları niye yapılıyor diye düşünmüyor da kolayca hükümete sallamaya başlıyor! Açlıktan karnına taş bağlayan peygamberin ümmetinin düştüğü hal budur işte! Hani gerekirse kuru ekmek yiyip vatanımızı böldürmeyecektik ya, işte gerektiği zaman bu zamandır. 18 yıldır her türlü hainliğe rağmen ülkeyi dünyanın göz bebeği yapan Cumhurbaşkanımızı eleştireceksen, unutma ki FETÖ’nün, CIA’nın, Batı’nın senden zaten yapmanı istedikleri şeyi yapıyorsun!
PKK ile FETÖ ile Yunan ile Ermeni ile kol kola yürüyen, seçim ittifakı yapan partileri tabanlarının bir kere dahi eleştirdiğini gördün mü? Göremezsin! Peki sen; bölünmüş, parçalanmış, zayıf bir ülkede daha çok maaş, daha çok kazanç mı istiyorsun? Kalıbından utan!..

Türkiye, Türkiye’den büyüktür beyler! Biz bu fakir halimizle dünyayı besliyor, her yere yardım götürüyoruz, milyonlarca yurtsuza yurt oluyoruz. Bir de bizim zengin halimizi düşünsenize. Dünyaya nizam veren zalimler bunu isterler mi?
Öyle bize gelişmiş ülkelerin refah seviyesini falan örnek göstermeyin. Örneğin, İsviçre’de PKK yok! Norveç’te CHP yok! İsveç’te ülkesini bölmeye çalışan siyasetçiler yok ve yıllardır yerlerinde sayıyorlar. Biz ise neredeyse tüm dünyayı karşımıza almışız doğru bildiğimiz yolda yürümeye çalışıyoruz ve buna rağmen ekonomimizi büyütüyoruz. Yetmez mi? Siz İskandinav ülkelerinde hükümetlerin çok iyi çalıştığı için mi insanların zengin olduğunu sanıyorsunuz? Maalesef yanılıyorsunuz…
Neredeyse “refah” kelimesi duyulduğu anda akıllara gelen ilk ülkelerden biri İsveç’tir. Peki neden?
İsveç neden refah seviyesi en yüksek ülkelerden biri? Bunu size bir İsveç vatandaşı anlatsın. Buyurun okuyun…
İsveç’te refah seviyesi yüksektir, ama bu sandığınız sebepten dolayı değil. İsveç’teki refah seviyesinin sebebi İsveçlilerin çok para kazanmasından çok İsveçlilerin aşırı derecede tutumlu olması ve hesaplarını bilmelerindendir.
Türkiye’den bir örnek vereyim. Ülkemizde son yıllarda “dışarıda serpme kahvaltı yeme” modası başladı ve birçok kişi hafta sonları güzel manzaralı kahvaltıcılara gidip 2-3 günlük maaşını tek öğünlük kahvaltıya veriyor. Bunu bir İsveçliye söyleseniz kalpten gider. Volvo’da yöneticilik yapan müdürlerin bile evden tost yapıp getirdiği İsveç’te insanların dışarıda yemek yemesi için özel bir durum olması gerekir. Birinin doğum günü, evlilik yıl dönümü, mezuniyet gibi özel günler dışında neredeyse dışarıda hiç yemek yemezler. İşe bisikletle veya toplu taşımayla gidip gelirler, arabayla gitmek yakıt ve park ücretlerinin çok tutmasındandır. Ailenin bir tane ufak bir arabası olur ve bunu mutfak alışverişi yapılacağında falan kullanırlar. Bir evde sadece oturulan odada ışıklar açık olur. Bizdeki gibi evde yalnız otururken “ses gelsin de yalnızlık hissetmeyeyim” diye TV’yi açık bırakmazlar mesela.
Aldıkları bir paltoyu 10-12 sene boyunca giyerler. Ortalama bir İsveçlinin kıyafet dolabı içerik olarak ortalama bir Türk’ün dolabının 5’te biri kadardır. Biz bir giydiğimizi bir ay giymeyiz, ama İsveçliler bu konuda gocunmaz, gerekirse 3 günde bir aynı gömleği giyerler. Bizdeki gibi her sene cep telefonlarını yenilemezler ve yenilediklerinde de ucuz bir model alırlar. Bizdeki gibi her 2-3 senede bir araba yenilemezler. Oturdukları evlerin çoğu tarihi yapılardan oluşur ve kimse 150-200 senelik bir binada oturmaktan gocunmaz. Bizde 15-20 senelik binalara bile eski denip burun kıvrılır. Evlerine temizlikçi tutmazlar, bulaşıklarını elde yıkarlar. Evde bir şey bozulursa kendileri tamir ederler. Volvo ve İkea gibi kendi ülkelerinin ürünlerini saymazsak marka takıntıları yoktur. Karı koca demeden çalışırlar, çocuklar bile genç yaşta iyi kötü demeden bir iş bulup harçlığını çıkartmaya başlar.
Evlerdeki mobilyalarda minimalizm ön plandadır ve ihtiyaç olmayan mobilya asla alınmaz. Evlerde tam olarak yeterli miktarda mobilya bulunur ama fazlası bulunmaz. Ayrıca mobilyalar 20-25 yılda bir yenilenir. Bir İsveçli 20 yaşında ailesinden ayrı eve çıkıp kendi evine taşındığında aldığı mobilyalarla 40-45 yaşına kadar idare edebilir.
Bizde inanılmaz bir savurganlık var, kimse üretim yapmıyor ama herkes tüketim yapıyor. Herkes gösteriş peşinde, herkes rahatına ve konforuna düşkün, herkes en yeni evlerde yaşayıp en iyi arabalara binip çeşit çeşit kıyafet alıp sürekli dışarıda yemek yiyip en yeni telefon modellerini kullanıp en lüks şekilde yaşamak istiyor. Kimse hayattaki hiçbir rahatından taviz vermek istemiyor. İsveç ve Kuzey Avrupa’daki diğer ülkelerde refah kültürü var ama bunun sebebi sandığınız şeyler değil. Onlar para içinde yüzdükleri için değil tutumlu oldukları için refaha ulaşabildiler.

Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkûm edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir.
Yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar. Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin, yanından geçen her mahkûm tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkûmlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkûm yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar. Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer…

> Yeni Meram >Yazarlar > Dolar çıkarken, köpekler hep tekmelenecek mi?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.