YAZARLAR

Hekimlik son derece kutsal bir meslektir. Hayatın her anında. Doğumda, büyürken, evlenirken, ana-baba olurken, çocuklarını büyütürken, sonra onları evlendirirken, torunlara dede-nine olurken… Kısacası acı-tatlı hayatı yaşayıp bu dünyaya vedâ ederken, “hayatın her anında” insanların yanında olan meslektaşlarımızın ve sağlık çalışanlarının bugünlerde ilginç hayat anıları da oluşuyor.

İstanbul’da iki meslektaşımız salgın nedeniyle erteledikleri nikahlarını yapmışlar bugünlerde… Gelinlik te damatlık ta beyaz önlük… Takılar ise o önlüğün ayrılmaz parçası steteskoplar. Haberi aktaran spiker “ne yapacaksınız, balayı filan” sorusunu soruyor. Cevap alkışların hiç kesilmemesini gerektiren bir cevap: “Nikah sonrası hastanedeki işlerimizin başına, hastalarımızla ilgilenmeye döneceğiz…” Meslek cilvesi bu, meslektaşlarımız da sorumluluk bilincinin zirvesinde. Tebrikler ve mutluluklar…

Üzgünüz! Biraz da kırgınız!

Yoğun çalışma temposu içerisinde hastalarımız kadar kendimizi ve sevdiklerimizi de düşünmek zorunda olduğumuz bugünlerde evlerine gidemeyen meslektaşlarımıza kamu kurumları ile özel kuruluşlar konaklama imkanları sağladılar. Çok teşekkür ediyoruz. Sevdiklerini sanal görüntülerden veya camlar arkasından, kısacası uzaktan görebilen, özlemleri her gün derinleşen sağlık çalışanlarımızla ilgili bir ilimizin Valisi kendi ilindeki vaka sayısındaki yüksekliği izah ederken bazı cümleler kurdu. Belki dar çerçevede hoş görülebilecek bir özeleştiri sohbeti diye savunulabilir. Ama bu derece yaygın iletişim ağı içerisinde başka bir yerdeki sağlık çalışanı için üzücü ve kırıcı cümlelerdi bunlar. İstisnaları ifade ediyor olsa belki yine bu kadar olumsuz etkisi olmazdı ama sanki tüm sağlıkçıların aynı tarzda hareket ettiği gibi bir genellemeyle cümle kurulunca yaralayıcı oldu. Tepkiler üzerine dilenen özür(!) ilk cümlelerden daha ağır olmuş. Keşke dilemeseydi…

Tedbirlerin olumlu etkisi rehavete sürüklüyor!

Sokağa çıkma yasağı sonrası hastalık ile ilgili yayılım hızında yavaşlama ve Sayın Bakanımızın daha ümit var konuşmaları maalesef hızla yalancı bir rahatlamaya yol açıyor. Millet olarak Sayın Bakanın sadece ümitli konuşmalarını kendimize rehber edinip arkasından kurduğu “tedbirli davranmaya aynen devam” cümleleri hiç dikkate alınmıyor. Alınan yol hastaların tedavisinde başarı dışında izolasyonla ve filyasyonla mümkün olmuştur. Toplumda salgınla baş edilme seviyesine ulaşmış bir bağışıklama henüz arzu edilen düzeyde değildir. O nedenle mutlaka temkinli hareket süreci devam etmeli. Maskesiz, tıkış tıkış özel araçlarla seyahat eden vatandaş görüntüleri rahatsız edici… Hele sokağa çıkma yasağı bitişi sonrasında görülen manzaralar ne kadar acayip… Sokakta müzik eşliğinde halay çekenlere mi yanalım, gece yarısı kebap vs yemek için sokağa fırlayanlara mı bilemedik.

Sağlık çalışanlarının taraması yapılmalı!

Bu talep bir meslektaşımızın “kızlarım küçük, sahip çıkarsınız değil mi?” cümlesini sarf ettikten kısa süre sonra COVID19 hastalığından vefat etmesi sonrasında çok daha anlam kazandı. Testin tarama amaçlı yapılıp yapılmaması tartışılsa da sağlık çalışanlarına psikolojik destek anlamında olumlu etkisi olacağını savunanlardanım. Hasta sayısının biraz azalmasından istifade ile sağlıkçılara tarama testi yapılması uygun olur. Hayatını kaybeden tüm sağlık çalışanlarına Allah’tan rahmet diliyorum…

Çat kapı jandarma-polis sürprizleri!

İlk bakışta hoş ve güzel gelse de, bu seyirle asıl işi haricinde neredeyse benzer jestleri yapmak “görev” haline gelecek güvenlik güçlerinin. Basında yer almasını takiben de her insanın beklentiye girmesi de doğal. O yüzden yaşlılarımızın ihtiyaçları dışında diğer vatandaşların doğum günü vb. zaruret olmayan kutlamalara dair talepleri nazikçe geri çevrilmelidir kanaatindeyim.

Sağlıkla ve sağlıcakla…

Haftanın Görgü Kuralı (Kesintisiz karantina adabı devam!…)

“Tâun hastalığı, Allah Teâlâ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezalandırdığı bir çeşit azaptı. Allah onu mü’minler için rahmet kıldı. Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı verilir.”*

Buhârî, Tıb 31; Ayrıca bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Kader 15; Müslim, Selâm 92-95

“Taundan kaçan harpten kaçan gibidir. Taunun çıktığı yerde sabredip kalan kimse ise, Allah yolunda savaşan mücahid gibidir.”**

**(Feyzü’l-kadir, 4/288; Heysemi, Mecmeu’z-zevaid, 2/315)

> Yeni Meram >Yazarlar > Bugün Ortaya Karışık! Beyaz önlük bazen her şeydir!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.