YAZARLAR

Yazıma başlık olarak bu sevimsiz kelimeleri seçtiğim için beni hoşgörün, Değerli Okuyucularım. Her ikisi de Arapça’dan dilimize yerleşmiş bu kelimelerden şiddeti herhalde herkes tanır. Celale gelince, bunu belki genç nesil bilmez. Bu kelimenin 2 ana anlamı var, biri ululuk, diğeri öfke. Ben öfke anlamında kullanıyorum. Bu kelimeler biliyorsunuz, İstiklal Marşımız’da da, Şair M.A.Ersoy tarafından kullanılmış.

 

Peki, bu kelimelerle işimiz nedir diyeceksiniz?

 

Siyasal ve sosyal hayatımızda, medyanın hemen hemen bütün organlarında, güler yüze, bırakınız tatlı söze, ılımlı söze rastlıyor musunuz? Ben rastlamıyorum. Ama, şiddet ve celal içeren kelimeler havada uçuşuyor, yüzlerdeki ebonitten yapılmış gibi ifadesiz görüntüler her gün gözümüzün önünde. Bilhassa siyasal konuşmacılara, atasözünün dediği gibi, “öfke baldan tatlı” geliyor herhalde. Oysa bir başka atasözümüz der ki,”öfkede akıl olmaz.”

 

Ülkemiz bölgesel belediye seçimlerinden yeni çıktı. Siyasal partilerin seçim kampanyaları yine çok sertti. Aynı bağırmalar, aynı öfke. Seçimler sonuçlandı demek isterken, gördük ki kimse yenilgiye razı olmak istemiyor. Gerekçesi, delili olmadan da seçim kurullarına hababam itiraz ediyorlar. On gün geçmiş olmasına rağmen mesela İstanbul seçimleri hala belirsiz.Yenilgiyi kabul etmek, kazananı tebrik etmek o kadar zor mu? İnsanlarımız belki rakiplerini yeniyorlar, ama kaybedince kendilerini yenemiyorlar. İnsanlık tarihinde bu hep vardır. Onun için Ünlü Yunan Filozofu Eflatun (ölüm : M.Ö. 347), bundan 2366 yıl önce demiş ki :”Kendi kendini yenmek, zaferlerin en büyüğüdür.” Bizim politikacılarımız kendilerini (nefislerini) yenemiyorlar. Yalnız onlar mı? İlim insanlarımız bile bunu beceremiyorlar. Hele İstanbul’dan bir rektör profesörümüz var ki (adı bende saklı), konuşmalarını dinlerken, savunduğu siyasal partinin ilçe başkanı zannedersiniz. Yakışır mı bu bir ilim insanına.

 

Bütün bunlar olurken görüyoruz ki, halkımız sertlikten, kutuplaşmadan bıkmış. Belediye seçimlerinde, ana muhalefet partisinin İstanbul adayı ılımlı konuşuyor diye halkımız ve medya onu, tam da tanımadan övdü durdu. Sanırım o aday da bundan epey yararlandı. Şu anda yeniden sayılmakta olan oylarda kendisi ilerde. Peki bunu görmekten aciz midir bizim siyasetçilerimiz.

 

Hep savunduğum şu siyasal prensibi, benim siyasetçim neden benimsemez? Diye düşünürüm. Nedir o siyasal prensip? Şudur : “Tamam sizin iktidarınız, şu, şu işleri yaptı, tebrik ederiz, hatalar da oldu, fakat biz olsaydık bunların daha iyilerini, daha hatasız ve daha hesaplı yapardık, üstelik şunları da yapardık.”

 

Bu akılcı muhalefeti ve ılımlı (bağırmadan) konuşmaları, sağduyusu çok kuvvetli Türk seçmeni asla karşılıksız bırakmaz görüşündeyim. Ne zaman akıllanacağız bilmiyorum? Ünlü İrlandalı Yazar Bernard Shaw (1856-1950) der ki: “Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim.”

> Yeni Meram >Yazarlar > BU NE ŞİDDET, BU NE CELAL !
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.