YAZARLAR

Milletimizin tarihinde bazı şeyleri asla göremezsiniz. Kendi durumuna bakmaksızın muhtaçlara yardım etmek, diğergamlık, kimsesize sahip çıkmak en önemli vasıflarımızdandır. Vahşet, insafsızlık, soykırım bizim lügatimizde hiç olmamıştır. İslâm’la müşerref olduktan sonra da sahip olduğumuz ahlâkî vasıflar iyice taçlanmıştır. Bu millet, en sıkıntılı ve zor zamanlarında bile vicdanla hareket etmeyi asla elden bırakmamıştır. Hatta belli değerler uğruna canından bile vaz geçmek gerekebilir. Karşılığında cennet vaad edildiği için, mukaddesat uğruna canını vermeyi kutsal bir görev bilir bu milletin fertleri.

Yıllardır içimize fesat sokmaya çalışanlar maalesef buna alet olan hainler eliyle ülkemize sıkıntılar yaşatmaktadırlar. Sonuçta ortaya çıkan terör belası, muzdarip olduğumuz konuların başında gelmektedir. Son yıllarda bu alanda yapılan kararlı mücadele, son harekâtla farklı bir aşamaya gelmiştir. Kendi insanına sahip çıkmayan ve hatta canına kast ederek yaşattığı zulümlerden kaçarak sınırımıza gelen insanlara “ensar” ruh ve anlayışıyla sahip çıkan ülkemiz için, terör yanısıra başka bir sıkıntı kaynağı doğmuştur. Gerek gelen “muhacirlerin” iaşe ve ibadelerinin gerekse de gelecekte tekrar ülkelerine dönüşlerinin sağlanması önemli bir husus.

Ülkemiz ilk aşamayı tüm dünyaya örnek olacak şekilde ve önemli miktarda ekonomik fedakârlık yaparak yıllardır yapmaktadır. Dünyanın bu insanlara karşı körlüğü ve sağırlığı nedeniyle, bizim güneyimizde Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak bir alanda iskân edilmelerini sağlayacak bir terörist temizliği ve sonrasında oluşturulacak “güvenli bölgeye” transferlerini sağlamak diğer önemli bir aşamadır. Bu da ciddî bir askerî harekâtla olacak, tabiri caizse “bir taş atılacak ve iki kuş vurulacaktı.” Hem sınırlarımızı teröristten temizleyecek hem de ülkemizde barındırmakta olduğumuz komşularımıza kendi ülkelerinde yaşayabilecekleri “güvenli bir alan” oluşturacaktık.

9 Ekim günü Türkiye bu konuda beklenen adımı attı ve terörist temizlik harekâtı Suriye Milli Ordusu ile birlikte başlatıldı. “Barış Pınarı” adı verilen harekâtta şanlı ordumuz on güne varmadan, komuta kademesinin önceden belirlemiş olduğu amaçlara ulaşarak başarılı bir operasyona imza attı. Allah (C.C.) ordumuzun kılıcını keskin eylesin.

Bu arada neler oldu? Kısaca hatırlayalım…

En başta şehitlerimizi yâd etmemiz gerekir. Bizimle beraber hareket eden Suriye Millî Ordusu mensubu askerlerle birlikte asker ve sivil şehitlerimize Allah (C.C.)’tan rahmet, milletimize başsağlığı, gazilerimize de acil şifalar dilerim.

Fizikî anlamda en belirgin fark, genlerimizden gelen hassasiyetin tezahürü mahiyetinde kurtarılan bölgelerin tahrip olmamalarıdır. Hassas bir hedef tespiti sonrasında, sivillerin zarar görmemesine de azamî gayret göstererek güzel bir operasyon icra edilmiştir. Bölgede birçok şehirde, diğer milletlerin yaptığı tahribatların görüntüleriyle kıyaslanınca durum çok net olarak görülmektedir. Bir diğer önemli husus askerimizle beraber bölgeye huzur gelmesi ve hızla günlük hayata dönüş olmasıdır. Çocuklar başta olmak üzere insanların yüzü gülmeye başlamıştır.

Gelelim Batı bloğuna…

Birçok ülkenin panik havasıyla hakkımızda bazı yaptırımlara başvurarak bizi harekâttan caydırma gayretleri ve açıklamaları olmuştur. Kanaatimce, vurdumduymaz tavırlarla, her anlamda besledikleri teröristlerden askerimize ve ülkemize yönelik ciddî zarar verme beklentisiyle olan Batı bloğu, arkasında aziz milletimizin ve mazlumların duası olan şanlı askerimizin başarılı operasyonu sonrasında apar topar bir araya gelerek bizleri operasyona ara vermeye zorlamışlardır. Sonuç ne oldu? Biz, “madem ısrar ediyorsunuz” ön şartıyla, operasyona belli şartlarda son vereceğimizi deklare ederek bu şartların yerine getirilmesinin şart olduğunu söyledik, teröristlerin ağababaları bizim şartlarımızın yerine getirilmesi için zaman ihtiyaç duyulduğunu belirtince biz de 120 saatlik bir süre vererek isteklerimizin yerine getirilmesini istedik. Siz bu satırları okurken bu süre de dolmuş olacak ve iki yol ortaya çıkacak. Durum değerlendirmesi sonrasında ya harekât sonlandırılacak ya da harekâta devam edilip terörist temizliğini kendi ellerimizle yapmaya devam edeceğiz.

Son söz! Dünyanın çivisi iyiden iyiye çıkmıştır. Evrensel diye nitelendirilen birçok değer yerle yeksân durumdadır. Sadece ülkelerin yeraltı zenginlikleriyle ilgilenenlerce,“haklıların değil güçlülerin hukukunun” egemen kılınmaya çalışılmasının zirve yaptığı bu dönemde, bu anlayışa karşı mücadelede başı çeken lider ülke biziz, dünyadan da cılız bir destek mevcuttur. Ülke olarak isteklerimiz yerine getirilirse hem sınırlarımızı tehdit eden terör belası önemli ölçüde sınırlarımızdan ötelenmiş olacak, ayrıca teröristlerden temizlenen bölgede oluşturulacak iskân alanları sayesinde insanlar kendi ülkelerinde yaşamaya başlayacaklardır. Bunun sonucunda üzerimizden maddî ve manevî ciddi bir yük kalkmış olacaktır.

Neler olacak, bekleyelim görelim.
Sağlıkla ve sağlıcakla…

Haftanın Spotu!

Yüzde ısrar etme, doksan da olur. İnsan dediğinde, noksan da olur.
Sakın büyüklenme, elde neler var. Bir ben varım deme, yoksan da olur…

> Yeni Meram >Yazarlar > Barış Pınarı İle Yaşadıklarımız!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.