YAZARLAR

Kırk yıllık öğretmenlik hayatım boyunca, ülkem gençlerinin hem mesleki yeteneklerini ortaya çıkarmalarına rehberlik etmem hem de kişisel olgunluğuna ulaşmalarını elimden geldiğince desteklemek için çaba sarf etmenin haklı gururunu yüreğimde her zaman taşıyorum. Mimarlık hocalığım sürecinde; öğrencilerimin her birisinin bende ayrı bir hikayesi vardır. Bunlardan biri de Sinan’dır. 40 yıllık görev süresinde unutamadığım anlardan biri Sinan’ı ilk gördüğüm andır. Sinan Kemal EROĞLU; Erzincan’ın Büyük Armutlu köyünde doğmuş, 13 yaşında tren kazası geçirmiş ve o elim kazada sağ kolu ve sağ bacağını kaybetmiş, mimarlık eğitimi almak için 1987 senesinde Ankara’dan Konya’ya gelen genç bir üniversite öğrencisi idi.
Sinan’ı görünce hocalarla ne yapacağımızı, nasıl eğitim vereceğimizi düşündük. Daha önce onun durumunda bir öğrenciye hiç rastlamamıştık. Sinan’ın eğitimi ile ilgili düşüncelerimiz devam ederken, Sinan dönem arkadaşlarıyla birlikte okula başladı. Mimarlık 1. sınıfların çalıştığı stüdyoda onun için yer ayarlamaya çalıştık. Rahatça çalışabilmesi için sınıfın en arka köşesinde ders araç gereçlerini kullanabileceği bir alan ayırdık. Sinan’ın çizim yapmak için bulduğu çözüm herkesten farklıydı. T cetvelini sağ omzu ile tutarak sol kolu ile çizim yapıyordu. Maket yapımlarında ise dönem arkadaşlarının da katkısı oluyordu. Mimarlık eğitimi, o zamanlar teknolojinin de imkân vermemesi sebebi ile tamamen çizime dayalı, çizerek gelişen uygulamalı bir eğitimdi. Sinan’ın bir kolunun yokluğu onu zorluyordu. Ancak Sinan’ın ailesinin, kendisinin ve arkadaşlarının azmi ona kol ve kanat oldu. Mevlana’nın “İnsanın kanadı, gayretidir.” sözü Sinan da vuku bulmuştu.
Annesi Sinan’ın mimar olmasını çok istediği için adını Mimar Sinan’dan esinlenerek koymuştu. Mimar olmayı kendinden daha fazla annesinin istediğini söyleyen Sinan, tüm engelleri bu istek ve kendi gayretiyle aşarak dört yıllık mimarlık eğitimini başarı ile tamamladı. 1991 yılından bu yana Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğünde mimar olarak çalışıyor. Bugün ise, Haydar Paşa Gar binasının restorasyonundan sorumlu baş mimardır.
Sinan ve dönem öğrencilerim, alt-üst devreleri biz öğretim elemanlarına da çok şey öğretti. Mimarlık eğitimi zordur. Ama Sinan’ın çabası, isteği ve arkadaşları ile ilişkisi eğitim aldığı süre boyunca biz öğretim elemanlarını derinden etkiledi. Arkadaşlar arasındaki rekabetten ziyade dayanışma ve yardımlaşma, bize birlikte nelerin başarabileceğini öğretti. Öğrenciler dersler ve sınavlar için asla mazeret sunamazlardı. Hiçbir mazeret Sinan’ın durumunun önüne geçemezdi. Kimsenin ben yapamam deme lüksü yoktu. Bu durum hepimize ders verdi, her birimiz zorlukların üstesinden gelmeyi öğrendik.
Ben talebelerime meslek öğrettim ama Sinan’dan çok şey öğrendim. Hiçbir mazeret meslek öğrenmek isteyenler için engel değildir. Engel beyinde başlar ve biter. İnsan önce ‘istemeyi’ istemelidir. İnsan istedikten sonra imkânsız diye bir şey yoktur. Her zaman kendimize güvenmeliyiz. Yapabileceklerimize inanmalıyız. Unutmamalıyız ki “İnanmak, başarmanın yarısıdır”. Sinan’ın hikayesinde de gördüğümüz üzere azim, inanç ve kararlılık başarının anahtarı olmuştur.
Friedrich Nietzsche ‘ nin dediği gibi “Yaşamak için bir nedeni olan herkes, her sıkıntının üstesinden gelebilir.” Bahanelerin arkasına sığınmak bizi anlık olarak o işten kurtarır, ancak hayatın anlamı insanın bir şeyler için çabalamasında saklıdır. Uğruna çabaladığımız şeyler yaşamı anlamlı kılar.

İmkansızı hayal etmenin yolu “Ümittir”. Ümit dolu yarınlara kavuşmak dileğiyle…
Sevgiler.

> Yeni Meram >Yazarlar > AZMİN MİMARI…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.